Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
  H *
ANASAYFA ARŞİV GİRİŞ KAYIT

imamhatip.com > İslâm > Hadis-Sünnet > Buhari ve Fihristi (Moderatörler: pozitif, MuH@CiR) > 87- KİTABU'L-MUHARİBIN MİN EHLİ'L-KÜFRİ VE'R-RİDDETİ
Sayfa: [1]   Aşağı git
« önceki sonraki »
Favorilerime EkleYazdır
Gönderen Konu: 87- KİTABU'L-MUHARİBIN MİN EHLİ'L-KÜFRİ VE'R-RİDDETİ  (Okunma Sayısı 385 defa)
maesselame 87- KİTABU'L-MUHARİBIN MİN EHLİ'L-KÜFRİ VE'R-RİDDETİ : 15 Şubat 2007, 23:42:45
Prof. Üye
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1642


Ya mukallibel kulub, sebbit kalbi ala dinik


WWW
(Küfr Ehlinden ve Dînden Dönenlerden islâm'a Harb Açanlar Kitabı)

VE YÜCE Allah'IN ŞU KAVLİ:

"Allah'a ve Rasûlü'ne harb açanların, yeryüzünde fesâdçılığa koşanların cezası, ancak öldürülmeleri, ya
asılmaları yâhud elleri ile ayaklarının çaprazvârî
kesilmesi yâhud da sürülmeleridir. Bu onların dünyâdaki
rüsvâylığıdır" (ei-Mâide: 33) 2.

1  Bu, küfretmek, dîninden dönmek, yol kesmek suretleri nden birisiyle Allah'a ve Rasûlü'ne karşı harb açanların ceza hükümlerine âid hadîsler kitabıdır.
2  Ölüm cezası yalnız öldürene, asma cezası öldürmekle beraber yol kesen ve mal alan kimseye; kesme cezası yalnız mal alana, sürgün cezası da bunlardan başka

1-.......Bize el-Evzâî tahdîs etti. Bana Yahya ibn Ebî Kesîr tah-
dîs edip şöyle dedi: Bana Ebû Kılâbe el-Cermî tahdîs etti ki, Enes ibn Mâlik (R) şöyle demiştir: Ukl kabilesin den bir topluluk Peygam-ber(S)'in huzuruna geldiler, İslâm Dîni'ne girdiler. Fakat hastalandıklarından dolayı Medîne'de ikaamet etmek istemedil er. Peygamber de onlara Beytu'1-mâle âid sadaka develerin in bulunduğu yere gitmeleri ni, develerin sidikleri nden ve sütlerinden içmelerini emretti. Onlar Peygamber in dediğini yaptılar ve sağlıklarını kazandılar. Sonra dînden geri döndüler, develerin çobanlarını öldürdüler ve develeri sürüp götürdüler. Onların bu işleri Peygamber ce ulaşınca arkalarına bir süvâ-rî birliği gönderdi. Yakalanıp getirildi ler. Peygamber onların ellerini ve ayaklarını kestirdi, gözlerini oydurdu. Peygamber onların kesilen yerlerine kanın dinmesi için dağlama ameliyyes i yapmayıp öylece ter-ketti. Nihayet öldüler 3.
suretlerd e fesad yapanadır. îbn Abbâs ile İmâm Şafiî'nin kavli budur. İmâm A'zam'a göre nefyden maksad hapistir (Celâleyn).
Bu âyetlerin daha geniş ve doyurucu tefsiri Elmalılı Muhammed Hamdı Ya-zır, Hakk Dîni, II, 1660-1667'den okunmaya değer.

3 Bu hadîsin bir rivayeti Vudû'da geçti. Burada birkaç rivayeti geleceği için hâdiseyi siyerden özetleyerek nakledeli m:
Ukl ve Ureyne kabileler inden olan bu kimselere karşı Kureyş reislerin den olup Mekke fethi senesinde şehîd olan Kurz ibn Câbir el-Fıhrî(R)ınin kumandasında bir seriyye gönderildi. Vâk'a hicretin altıncı senesinde bir rivayete göre şevval ayında cereyan etti. Sebebi de şu idi: Ukl ve Ureyne kabileler inden yedi-sekiz kişi Peygamber'in huzuruna gelerek İslâm üzere bey'at, tevhîd kelimesin i telâffuz ve müslimân olduklarını izhâr eylediler . Ve: "Yâ RasûlAllah, biz fakî-riz, bizi barındır, yedir içir" diye rica ettiler. Rasûlullah onları Suffa sahâbîleri arasına aldı. Biraz ikaamette n sonra, Medîne havası mîzâçlanna uygun gelmediği için Peygamber'e: "Yâ RasûlAllah! Biz çölde yaşamağa alışmış, koyun, deve sâhibleri idik; çayırı, çimeni, bağı bahçesi bol yerlere alışık değiliz, Medîne'de ikaamet hoşumuza gitmiyor. Develerin izin bulunduğu yere çıkmamıza izin verseniz. .." dediler. Rasûlullah bunların ihtiyâçlarını düzeltmek için, çobanıyle beraber bir deve sürüsü tahsis edilmesin i emretti. Develer sadaka develeri, yânî

1- BÂB: PEYGAMBER (S), DÎNDEN ÇIKAN VE CÜRÜM İŞLEYEN MUHÂRİBLERİN KESİLEN ORGANLARINA KANIN DİNMESİ İÇİN YAĞ İLE DAĞLAMA TEDÂVÎSİ YAPMADI, NİHAYET HELAK OLDULAR

2-.......Bana el-Evzâî, Yahya'dan; o da Ebû Kılâbe'den; o da
Enes(R)'ten şöyle tahdîs etti: Peygamber (S) Urenîler'in ellerini, ayaklarını kestirdi de onların kesilen yerlerine kanın dinmesi için dağlama tedavisi uygulamadı, nihayet onlar öldüler 4.

2- BÂB: DÎNDEN ÇIKMIŞ VE BÜYÜK CİNAYETLER İŞLEMİŞ OLAN BU MUHÂRİBLERE SU VERİLMEMİŞ, NİHAYET ÖLMÜŞLERDİR

Beytu'1-mâle âid idi. Bunlara: "Develerin bulunduğu yere gidip sütlerini ve bevl-lerini içerek tedavi ediniz" buyurdu. Bunlar oraya gittiler, tedâvî edip sıhhat kazandılar. Vücûdları sağlamlaşınca dînden çıkarak Peygamber'in çobanı Ye-sâr'ı öldürdüler, develeri sürüp götürdüler. Bu Yesâr, Peygamber'in azâdüsı idi. Hâinler onu öldürdükleri zaman musle yaptılar, yânî elini, ayağını kestiler ve gözlerine diken hatırdılar... Vak'a hakkında Medine'ye haber gelince, Rasûlul-lah onları yakalamay a yirmi atlıyı, Kurz ibn Câbir kumandasında gönderdi. Kurz onları yakalayıp getirdi. Peygamber de dînden çıkma, ni'mete nankörlük, yol kesmek, öldürme ve işkence gibi fiillerin e kısas olmak üzere ellerinin, ayaklarının kesilmesi ni, gözlerinin çıkarılmasını emretti. Baş taraftaki âyetin nüzul sebebi de budur. Hadîsin âyete uygunluğu ise şübhesizdir.

4 Bu da buradaki başlığın delîli olmak üzere sevkettiği kısaltılmış başka bir rivayetti r.

3- Bize Mûsâ ibn İsmâîİ, Vuheyb'den; o da Eyyüb'dan; o da Ebû Kılâbe'den tahdîs etti ki, Enes (R) şöyle
demiştir: Ukl kabilesin den bir topluluk Peygamber(S)'in huzuruna geldiler de Suffa'da ikaamet eder oldular. Fakat kendileri rahatsız ve hastalıklı olduklarından, Me-dîne'nin havasım ağır bulup burada ikaamet etmek istemedil er. Bunun üzerine:
—  Yâ RasûlAllah! Bize süt arayıver! dediler. O da:
—  "Ben sizin için süt bulamam. Ancak Rasûlullah'ın deve sürülerinin yanına katılmanız çâresini bulabilir im" dedi.
Akabinde onlar deve sürülerinin bulunduğu yere gittiler, onların sütlerinden ve sidikleri nden içtiler, böylece nihayet sağlıklarına kavuştular, semizleni p kuvvetlen diler. Sonra da çobanı öldürdüler ve develeri sürüp götürdüler. Akabinde Peygamber'e, imdâd isteyen kişi gelip haber verince, Peygamber onların izleri üzerine onları arayıcılar gönderdi. Gündüz yükselmeden onlar yakalanıp getirildi ler. Peygamber demir çubuklar getirilme sini emretti. Demir çiviler ateşte kızdırıldı. Bunlarla onların gözlerini çıkarttı, ellerini ve ayaklarını kestirdi, kesilen yerlere kanı dindirici bir dağlama tedâvîsi uygulamadı. Sonra bu cânîler Harre denilen kara taşlık mevki'e atıldılar. Bunlar orada su istediler, fakat kendileri ne su verilmedi, nihayet öldüler.
Ebû Kılâbe: Bunlar hırsızlık yaptılar, insan öldürdüler, Allah ve Rasûlü'ne de harb açtılar, demiştir.

3- PEYGAMBER(S)'İN (BÜYÜK CÜRÜMLER İŞLEYEN)
MUHARİBLERİN GÖZLERİNİ KIZGIN DEMİRLERLE ÇIKARTMASI BABI

4-.......Bize Hammâd, Eyyûb'dan; o da Ebû Kılâbe'den; o da
Enes ibn Mâlik(R)'ten şöyle tahdîs etti. Ukl veya Ureyne kabileler inden bir topluluk -râvî: Ben onun ancak Ukl'den dediğini biliyorum, demiştir- Medine'ye geldiler. Peygamber (S) onlar için sütlü develer emretti. Onlara sadaka develerin in bulundukl arı yere çıkmalarım, onların sidikleri nden ve sütlerinden içmelerini emretti. Onlar gidip o develerin sütlerinden ve sidikleri nden içtiler, nihayet hastalıklarından kurtulup iyileştikleri zaman çobanı öldürdüler de develeri sürüp götürdüler. Bu haber kuşluk vakti Peygamber'e ulaşınca, hemen arkalarından arayıcılar gönderdi. Gündüz yükselmeden yakalanıp getirildi ler. Peygamber onlarla ilgili emrini verdi. Onların ellerini, ayaklarını kestirdi, gözlerini çıkarttı. Sonra onlar Harre mevkiine atıldılar. Onlar su istediler, fakat kendileri ne su verilmedi .
Ebû Kılâbe: İşte bunlar hırsızlık yapmışlar, insan öldürmüşler, îmândan sonra Allah'ı inkâr etmişler, bu büyük cürümlerle beraber Allah'a ve Rasûlü'ne de muhârib olmuşlardır, demiştir 5.
5 İşte Rasûhıllah, ni'mete küfrân, hırsızlık, yol kesme, öldürme ve işkence gibi fiillerin e kısas olmak üzere ellerinin, ayaklarının kesilmesi ni, gözlerinin oyulmasını emretmiştir. Ebû Kılâbe de birbirine atfedilmiş cümleleriyle el-Mâİde Sû-resi'ndeki "Allah'a ve Rasûlü'ne harb açanların cezalan.. . "âyetinin hükmünü infaz buyurduğunu haber vermiş olmaktadır. Bu hadîslerdeki uygulama ile âyetin hükmü arasında tam bir mutâbakaat vardır. Peygamber ilâhî hükmü tatbîk ve infaz eylemiştir.

4- ÇİRKİNLİĞİ APAÇIK OLAN GÜNÂHLARI TERKEDEN KİMSENİN
FAZİLETİ BABI

5-.......Bize Abdullah ibnu'l-Mubârek, Ubeydulla h ibn Umer'-
den; o da Hubeyb ibn Abdirrahmân'dan; o da Hafs ibn Âsım'dan; o da Ebû Hureyre(R)'den haber verdi ki, Peygamber (S) şöyle buyurmuştur: "Yedi kimseyi Allah kendi gölgesinden başka hiçbir gölge bulunmaya n kıyamet gününde, kendi gölgesi altında gölgelendirecektir: Âdil imâm, Allah 'a ibâdet içinde gelişen genç, tenhâ bir yerde A Hah 'ı (kalbi veya diliyle) anıp da gözleri yaş akıtan kimse, kalbi mescide bağlanmış kimse, Allah yolunda birbirler iyle sevişen iki kimse, mevki' ve güzellik sahibi olan bir kadın kendisini nefsini tetmîne çağırdığı zaman 'Ben Allah'tan korkarım' diyen erkek bir sadaka verdiğinde bunu sol eli, sağ elinin yaptığı işi bilmeyece k kadar gizli olarak veren kimse"6.
6 Başlığa uygunluğu "Mevki' ve güzellik sahibi bir kadın kendisini nefsini tatmin için çağırdığı..." sözlerinden alınır.
Haseb, neseb sahibi, mallı güzel bir kadın kendini arzedip, onunla buluşmaya hiçbir mâni' olmadığı hâlde, sırf Allah korkusuyl e ondan yüz çevirmek şübhesiz takva mertebele rinin en kâmili ve en büyük tâattir: "Amma, kim Rabb'-inin makaamından korktu, nefsim nevasından alıkoyduysa, işte muhakkak ki cennet onun varacağı yerin tâ kendisidi r" (en-Nâziât: 40-41); "Rabb'inin huzurunda durmaktan korkan kimseler için iki cennet vardır" (er-Rahmân: 46) yânî bir gün Rabb'inin huzurunda hesâb vereceğini düşünerek ma'siyeti terkeden kimse için... (Celâleyn, Medârik).
Bu âyetler bu fazîleti bildirmek tedir.
Hadîsin son fıkrası da sadakada riya etmemek faziletin i beyândır. Bu fıkra da "Eğer sadakaları açıktan verirseni z, o ne güzel. Eğer onları gizler, onları gizlice fakirlere verirseni z, işte bu sizin için daha hayırlıdır..." (el-Bakara: 271) âyetinin

6-.......Bize Ebû Hazım Seleme ibn Dînâr, Sehl ibn Sa'd es-Sâ-
idî(R)'den tahdîs etti ki, Peygamber (S) şöyle buyurmuştur: "Her kim bana iki bacağı arasındaki organı ile, iki çene kemiği arasındaki organını günâhtan korumaya kejîl olursa, ben de o kimseye cennete kefil olurum"1.
Logged



Şatıbi Rahimehullahın da dediği gibi : Sünnet bize göre farzdır...
Reklam

reklam
87- KİTABU'L-MUHARİBIN MİN EHLİ'L-KÜFRİ VE'R-RİDDETİ
« : 15 Şubat 2007, 23:42:45 »

 Logged
maesselame 87- KİTABU'L-MUHARİBIN MİN EHLİ'L-KÜFRİ VE'R-RİDDETİ : 17 Şubat 2007, 22:13:34
Prof. Üye
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1642


Ya mukallibel kulub, sebbit kalbi ala dinik


WWW
5- ZİNA EDİCİLERİN GÜNÂHI VE YÜCE Allah'IN ŞU KAVİLLERİ BABI:

"Onlar Allah'ın yanına başka bir tanrı daha (katıp)
tapmazlar . Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere
kıymazlar, zina etmezler. Kim bunları yaparsa cezaya
Çarpar1' (el-Furkaan: 68);
"Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o şübhesiz bir hayâsızlıktır, kötü bir yoldur" (ei-lsrâ: 32)8.
tasdik ettiği husustur. Bu hadîsin bâzı rivayetle ri Namaz, Zekât ve Rikaak'ta da geçmişti.

7  Başlığa uygunluğu, dilini ve fercini koruyan kimseye bu koruması, çirkinlikleri terketmed e bir fadl olması bakımındandır.

8  Âyetlerin başlığa delâletleri açıktır. Yânî zinayı işlemek şöyle dursun, gerek ona niyet etmek, gerek başlangıç olabilece k sebeblere yapışmak suretiyle de yaklaşmayın.

7-.......Bize Katâde haber verdi; Enes (R) şöyle demiştir; Ben
size Peygamber'den işittiğim öyle bir hadîs söyleyeceğim ki, benden sonra onu size hiçbir kimse söyleyemiyecektir: Ben Peygamber(S)'den işittim, şöyle buyuruyor du: "(Şunlar olmadıkça) saat ayağa kalkmaz" yâhud da Peygamber şöyle buyurdu: "İlmin kaldırılması, cahilliğin meydana çıkıp kök/eşmesi, şarâbın içilmesi, zinanın aşikâre olup çoğalması, erkekleri n azalıp kadınların çoğalması kıyamet alâmetlerin-dendir. Kadınlar o kadar çoğalacak ki, elli kadın için bir kayyım (yânî işlerini görücü) olacaktır"9.

8-.......Bize el-Fudayl ibnu Gazvân, İkrime'den tahdîs etti ki,
İbn Abbâs (R) şöyle demiştir: Ra^ûlullah (S) şöyle buyurdu: "Kul, zina ettiği sıra (kâmil) bir mü 'min olduğu hâlde zina edemez. Hırsızlık yaptığı sıra mü'min olduğu hâlde hırsızlık edemez. İçki içerken de mü'min olduğu hâlde içki içmez. (Haksız olarak birini öldürürken de) mü'min olarak öldüremez".
İkrime şöyle dedi: Ben İbn Abbâs'a:
— Bu günâhları işlerken ondan îmân nasıl sökülüp çıkarılır? diye sordum.
İbn Abbâs:
—  İşte şöyle, diye ta'rîf etti de parmaklarını birbirine geçirdi,

9 Bu erkekleri n azalıp kadınların çok olması alâmeti, yeryüzünde birtakım fitneleri n ve şiddetli harblerin meydana gelmesi sırasında erkek zayiatının çok olacağı, pek çok kadının himayesiz, korumasız kalıp bir tek erkeğin bu kadar çok sayıda kadının işlerini üzerine alacağı şeklinde îzâh edilmiştir. Bu hadîsin birer rivayeti İlim'de ve Zekât'ta geçmişti.
sonra onları çıkardı. Bu günâhı işleyen kişi tevbe ederse îmân tekrar ona döner, dedi ve bu dönüşü de parmaklarını birbirine geçirerek: İşte böyle döner, diye gösterdi 10.

9-.......Bize Şu'be, el-A'meş'ten; o da Zekvân'dan tahdîs etti
ki, Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) şöyle buyurdu: "Zina edici kimse, zina ettiği sıra mü 'min olduğu hâlde zina edemez; (hırsız kişi de) hırsızlık yaparken mü'min olduğu hâlde hırsızlık yapamaz. (İçkici kimse de) şarâb içerken mü 'min olduğu hâlde içemez. O bu günâhları işledikten sonra tevbe (kapısı kapatılmayıp, ona) arzedilmiştir" n.

10 Hadîsin bir rivayeti Hudûd'un evvelinde küçük bir farkla geçmişti.
Tayyîbî şöyle dedi: Anılan îmân noksanlığının haya noksanlığı olması muhtemel olur ki, bu eksiklik diğer bir hadîste nûr ile ta'bîr edilmişti. "Haya îmândandır" hadîsi de geçmiştir. Buna göre takdir: Zina eden kişi, zina fiilini işlediği sıra Allah'tan haya eder olduğu hâlde zina edemez demek olur. Çünkü o kimse Allah'tan haya etse ve O'nun kendi hâline şâhid olduğunu bilir olsaydı, bu günâhı işlemezdi. Buna göre İbn Abbâs'ın parmaklarını birbirine geçirerek, sonra onları birbirind en çıkarıp ayırarak işaret etmesi... sahih olur (Kastallâ-nî).

11  Bunu Müslim de îmân'da getirmiştir.

10- Bize Amr ibn Alî tahdîs etti: Bize Yahya ibn Saîd el-Kattân tahdîs etti: Bize Sufyân es-Sevrî tahdîs edip şöyle dedi: Bana Mansûr ile Süleyman ibn Mıhrân, Ebû Vâil'den; o da Ebû Meysere'den tahdîs etti ki, Abdullah ibn Mes'ûd (R) şöyle demiştir: Ben:
—  Yâ RasûlaİIah! Hangi günâh en büyüktür? diye sordurn. Rasûlullah (S):
—  "Allah seni yarattığı hâlde Allah'a bir ortak uydurmandır" buyurdu.
Ben:
—  Sonra hangi (günâh büyüktür)? diye sordum. Rasûlullah:
—  "Seninle beraber yemek yemesinde n korktuğun için çocuğunu öldürmendir" buyurdu.
Ben:
—  Bundan sonra hangisi (büyüktür)? dedim. Rasûlullah:
—  "Komşunun halîlesi olan zevcesiyl e zina edişmendir" buyurdu 12.
Yahya bin Saîd şöyle dedi: Ve bize Sufyân es-Sevrî tahdîs etti. Bana Vâsıl ibn Hayyân, Ebû Vâil'den tahdîs etti ki, bunda da Abdullah ibn Mes'ûd: "Ben: Yâ RasûlaİIah!... diye sordum" deyip geçen hadîsin benzerini söylemiştir.
Amr ibnu Alî şöyle dedi: Ben bu hadîsi Abdurrahmân ibn Meh-dî'ye zikrettim . Hâlbuki o da bu hadîsi bize Sufyân es-Sevrî'den; o da el-A'meş'ten, Mansûr'dan, Vâsıl'dan; bu üçü de Ebû Vâil'den; o da Ebû Meysere'den diye tahdîs ediyordu. Abdurrahmân ibn Mehdî iki kerre: (İçinde Ebû Vâil ile Abdullah ibn Mes'ûd arasında Ebû Mey-sere'nin zikri bulunmaya n) bu isnadı terket, bu isnadı terket! dedi13.


12 Bu hadîsin bir rivayeti Tefsîr, el-Bakara: 22'de geçmişti, Tevhîd'de de gelecekti r.

13 Fethu'I-BârVde şöyle dedi: Bunun hâsılı şudur: es-Sevrî bu hadîsi üç kişiden tahdîs etti. O üç kişi de bunu Ebû Vâil'den tahdîs etmişlerdir. Amma el-A'meş ile Man-sûr'a gelince onlar Ebû Vâil ile İbn Mes'ûd arasına Ebû Meysere'yi girdirdil er. Vâsıl ise onu hazfetmişti. Bunu Yahya el-Kattân, Sufyân'dan böylece mufassal olarak zabtetti. Abdurrahmân1 a gelince, o bu hadîsi evvelâ tafsîlsiz olarak tahdîs etti de Vâsıl'm rivayetin i Mansûr ve el-A'meş'in rivayeti üzerine hamletti. Ve üçünü bir yere topladı ve Ebû Meysere'yi de senede soktu. Amr ibnu Alî ona, Yahya'nın tafsîl ettiğini zikredinc e, onda tereddüd eder gibi, hadîsi Sufyân'dan; o da Mansûr'dan ve el-A'meş'ten senediyle kısaltarak tahdîs etti... işte "Onu terket, onu terket'-' sözünün ma'nâsı, "İçinde Ebû Meysere bulunmaya n senedi terket" demek oluyor... (Kastallânî).

6- ZİNÂ EDEN EVLİNİN TAŞLANMASI BABI

el-Hasenu'1-Basrî:
Kendi kızkardeşiyle zina eden kişinin haddi, zina eden kimsenin haddidir, demiştir I4.

11-....... Bize Seleme ibnu Kuheyl tahdîs edip şöyle dedi: Ben
eş-Şa'bî Âmir ibn Şurahbîl'den işittim. O, Alî ibn Ebî TâIib(R)'in, cumua günü (Şurâha el-Hamdâniyye denilen) kadını recmettiği zaman, Alî'nin:
— Ben bu kadım Rasûlullah(S)'ın sünneti (yânî kaanûnu) ile rec-metmişimdir, dediğini tahdîs ediyordu 15.

12-.......Bize Hâlid ibn Abdillah, eş-Şeybânî'den tahdîs etti ki,
eş-Şeybânî şöyle demiştir: Ben Abdullah ibn Ebî Evfâ(R)'ya:
—  Rasûlullah (S) recmetti mi? diye sordum.
O da:
— Evet etti, diye cevâb verdi.
Ben tekrar:
14 Hasen Basrî'nin bu görüşü, Buhârî nüshalarının çoğunda böyle vâki' olmuştur. Bunu İbn Ebî Şeybe de rivayet etmiştir.

15  Bunu en-Nesâî de Recm'de rivayet etti. Kıssası şöyledir: Alî, Şurâh adındaki kadına perşembe günü deyneklem e cezası uygulamış, cumua günihde taşlama cezası uygulamış. Kendisine: Sen iki haddi bu kadın üzerinde birleştirdin mi? denildiğinde, Alî: Ben onu Allah'ın Kitabı ile deynekled im, Rasûiullah'ın sünneti ile de recm ettim, demiştir (Aynî).
— Rasûlullah en-Nûr Sûresi'nin inmesinde n evvel mi, yoksa sonra mı recmetti? dedim.
Abdullah ibn Ebî Evfâ:
—  Bunu bilmiyoru m, dedi i6.

13-.......îbn Şihâb şöyle demiştir: Bana Ebû Seleme ibn Abdir-
rahmân, Câbir ibn Abdillah(R)'tan şöyle tahdîs etti: Eşlem kabilesin den (Mâiz ibn Mâlik isminde) bir adam, Rasûlullah(S)'a geldi de, O'na kendisini n zina ettiğini söyledi. Ve kendisi aleyhine dört defa şehâdet etti. Bu şehâdetler üzerine Rasûlullah emretti de o adam recm olundu. Bu adam evli olduğu hâlde zina etmişti !7.

7- BÂB: DELİ ERKEK VE DELİ KADIN (ZİNÂ ETTİKLERİNDE) RECM OLUNMAZLAR

Alî ibn Ebî Tâlib, Umer ibnu'l-Hattâb'a (zinadan gebe kalmış bir kadın getirildiğinde, onu recm etmek

16  en-Nûr Sûresi ile maksadı "Zina eden kadınla zina eden erkekten herbirine yüzer deynek vurun..." (Âyet: 2)
kavlidir. Bunun recmi neshedip etmediğini.sormuş oluyor. Bu suâlin fâidesi şudur: Eğer recm bu âyetten önce vâki' olmuşsa, recmin bu nass ile neshini ileri sürmek ve zinanın cezası yüz deynek vurmaktır demek mümkün olur. Eğer recm cezasının tatbiki bu âyetin inmesinde n sonra vâki' oldu ise, bu takdîrde evli zânîler hakkında deynek cezasının mensûhluğu-nu istidlal etmek mümkün görülebilir. Muhakkak olan şu ki, burada neşh yoktur, ancak bu âyetin hükmünün sünnetle evli olmayan zânîlere tahsîsİ vardır (İbn Hacer). Müslim Ter., V, 302, 13. haşiye.

17  Başlığa uygunluğu meydandadır, tafsilâtı gelecekti r.
isteyince):
Sen deliden, iyileşinceye kadar; çocukta bulûğa
erişinceye kadar; uyuyan kimseden de uyanıncaya
kadar kalemin kaldırılmış olduğunu bilmedin mi?
demiştir l8.

14-.......Bizeel-Leys, Ukayl'den; o daîbnŞihâb'dan; odaEbû
Seleme ibn Abdirrahmân ile Saîd ibnu'l-Müseyyeb'den tahdîs etti ki, Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) mescidde iken bir adam geldi de O'na nida etti ve:
—  Yâ RasûlAllah! Ben zina ettim! dedi.
Rasûlullah ondan yüz çevirdi. Bu adam bu şekilde kendi aleyhinde ki i'tirâfını dört kerre tekrar etti. Kendi aleyhine dört kerre şe-hâdet edince Peygamber onu çağırdı da:
—  "Sende delilik var mı?" diye sordu. O zât:
—  Hayır (yoktur), dedi. Peygamber:
—  "Sen evli misin?" diye sordu. O zât:
—  Evet (evliyim), dedi.
Bunun üzerine Peygamber oradakile re:
—  "Bunu götürünüz ve taşlayınız!" emrini verdi.

18 Alî'nin bu sözünü el-Bagavî, el-Ca'diyyâfU. mevkuf olarak rivayet etti. Hâlbuki bu hükmen merfü'dur. Bunu Ebû Dâvüd, en-Nesâî, Ibn Hıbbân merfû olarak (yânî Peygamber'in sözü olarak) İbn Abbâs'tan rivayet etmişlerdir.
Ibn Şihâb şöyle dedi: Bana Câbir ibn Abdillah'tan işiten kimse haber verdi ki, Câbir:
— Ben o zâtı taşlayanların içinde bulundum. Bizler onu (cenazeler e namaz kılınan) musallada taşladık. Taşlar ona isabet edip acıtınca kaçtı. Biz de ona Harre'de yetiştik ve recmettik, demiştir 19.
8- BÂB: 'Zina eden için ancak mahrumiye t vardır

15-.......Âişe (R) şöyle demiştir: Sa'd ibn Ebî Vakkaas ile Abd
ibnu Zem'a (bir oğlanın nesebi hususunda) nizâlaşıp da'vâlaştılar. Peygamber (S): "Oğlan sana âiddiryâ Abd ibne Zem'a! Çocuk, üzerinde doğduğu döşeğe âid olur. Ey Şevde! Sen de bu çocuktan perdelen!" buyurdu.
el-Buhârî geçen senedle: Bize Kuteybe ibn Saîd, el-Leys'ten yaptığı rivayetin de de Peygamber'in "Zina eden için ancak mahrumiye t vardır" buyurduğunu ziyâde etti, demiştir 20.

16-.......Ebû Hureyre (R) Peygamber(S)'in "Çocuk, üzerinde

19  Başlığa uygunluğu "Sende delilik var mı?" sözünden alınır. Çünkü bunun anlamı, eğer delilik varsa recm edilmeyec eğidir. Bunun birçok yollardan gelen rivayetle rini Müslim Hudûd'da sıralamıştır: Müslim Ter., V, 287-298 "1691-1699".

20  Bunun birkaç rivayeti Ferâiz'de ve başka yerlerde daha bütün olarak geçmişti. Burada getirmekt en murâd, "Hacr" kelimesin in taş ma'nâsmı ileri sürenlerin bulunduğuna işaret etmektir. Buhârî evli zânîlerin taşla öldürülmeleri görüşünü tercîh ettiğini îmâ etmiş gibidir.. . (Kastallânî).
doğduğu döşeğe âid olur. Ve zina eden için ancak mahrumiye t vardır' dediğini işitmiştir.

9- (PEYGAMBER MESCİDİNİN KAPISI YANINDA) DÜZGÜN TAŞLARLA DÖŞENİP KAPLANMIŞ YERDE RECM BABI

17-.......İbn Umer (R) şöyle demiştir: Rasûlullah(S)'a bir Yahûdî erkeği ile bir Yahûdî kadını getirildi . Bunlar birbirler iyle çirkin bir iş (yânî zina fiili) meydana getirmişlerdi. Rasûlullah Yahûdîler'e:
—  "Sizler kitabınız Tevrat'ta zina edenler için ne cezası buluyorsu nuz?" diye sordu.
Onlar:
— Âlimleriniz, zina edenin yüzünü kömürle karartma ve bir eşek üzerine (yüzlerini birbirine) ters bindirme bid'atini çıkardılar, diye cevâb verdiler.
Abdullah ibn Selâm:
—  Yâ RasûlAllah! Onlara Tevrat'ı getirmele rini emret! dedi. Tevrat getirildi . Yahûdîler'den biri elini recm âyeti üzerine koydu
da öncesini ve sonrasını okumaya başladı. Abdullah ibn Selâm ona:
—  Elini kaldır! dedi.
Bir de baktılar ki, recm âyeti elinin altındadır. Bunun üzerine Rasûlullah zina eden o iki kimsenin recm edilmesin i emretti, onlar da recm olundular .
İbn Umer: Bu zina eden iki kişi Mescid'in yanında düz taşlarla
döşenip kaplanmış olan Balat denilen yerde recm olundular . Ben erkek Yahûdî'nin kadını taşlardan korumak için üzerine kapandığını gördüm, demiştir21.

10- (CENAZELER E NAMAZ KILINAN) MUSALLADA RECM YÂNÎ TAŞLAMA CEZASI BABI

18~.......Bize Ma'mer ibn Râşid.ez-ZuhrTden; o da Ebû Seleme ibn Abdirrahmân'dan; o da Câbir ibn Abdillah(R)'tan şöyle haber verdi: Eşlem kabîlesinden (Mâiz ibn Mâlik el-Eslemî adında) bir adam Peygamber i geldi de zina ettiğini i'tirâf eyledi. Peygamber (S) ondan yüz çevirdi. O adam kendi aleyhine dört kerre böyle şehâdet edince, Peygamber ona hitaben:
—  "Sende delilik var mı?" diye sordu. O zât:
—  Hayır (yoktur), dedi. Peygamber:
—  "Sen evlendin mi?" diye sordu. O zât:
—  Evet (evlendim), dedi.

21 Başlığa uygunluğu, hadîsin son fıkrasındadır. Bunu Müslim de Hudûd'da rivayet etmiştir.
Bunun üzerine o adamın recm edilmesin i emretti ve o zât (cenazeler e namaz kılınan) musallada recm olundu. Taşlar ona isabet edip acıtınca adam kaçmaya başladı, kendisine erişilip recm edildi, nihayet öldü. Peygamber onu hayırla zikretti ve üzerine cenaze namazı kıldırdı.
Râvî Yûnus ile İbn Cureyc, ez-Zuhrî'den yaptıkları rivayetle rinde "Üzerine namaz kıldı" fıkrasını söylemediler.
Ebû Abdillah el-Buhârî'ye:
—  "Peygamber onun üzerine cenaze namazı kıldı" fıkrası sa-hîh olur mu? diye soruldu.
Buharı:
— Bunu Ma'mer ibn Râşid rivayet etti, diye cevâb verdi. Buhârî'ye:
—  Bunu Ma'mer'den başkası rivayet etti mi? denildi de, o:
—  Hayır, diye cevâb verdi 22.
Logged



Şatıbi Rahimehullahın da dediği gibi : Sünnet bize göre farzdır...
maesselame 87- KİTABU'L-MUHARİBIN MİN EHLİ'L-KÜFRİ VE'R-RİDDETİ : 20 Şubat 2007, 17:32:07
Prof. Üye
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1642


Ya mukallibel kulub, sebbit kalbi ala dinik


WWW
11- HADDİN AŞAĞISINDA (YÂNI HADD OLMAYAN ÖPME, ÇİMDİKLEME GİBİ) BİR GÜNÂH İŞLEYEN VE BU SUÇU İMÂMA  HABER VERİLEN KİMSE TEVBE ETTİKTEN SONRA İMÂMA FETVA İSTEYİCİ OLARAK GELDİĞİ ZAMAN, BU KİMSE ÜZERİNE HİÇBİR UKUBET OLMADIĞI BABI

Atâ ibn Ebî Rebâh: Peygamber (S), böyle bir ma'siyet işleyip de kendisine bunu haber
22 Hadîsin son Kısmı Müslim'de HudûdKitâbı'nda daha geniştir: "... Bunun üzerine Rasûlullah Mâiz'in recm edilmesin i emretti, o da recm edildi. Halk Mâiz hakkında iki fırkaya ayrılmıştı. Bir kısmı: Yemîn olsun Mâiz'in günâhı kendisini sardı ve helak oldu, dedi. Bir kısmı da: Mâiz'in tevbesind en faziletli bir tevbe olmaz. Çünkü o Peygamber'e geldi, elini O'nun eli içine koyduktan sonra: Beni taşlarla öldür! diye konuştu. Böylece iki yâhud üç gün geçti. Sonra Rasûlullah sahâbîleri oturur hâlde iken onların yanma geldi ve onlara selâm verdikten sonra oturup: "Mâiz ibn Mâlik için istiğfar ediniz" buyurdu. Onlar da: Allah Mâiz'i mağfiret eylesin! dediler. Bunun ardından Rasûlullah: "Mâiz öyle bir tevbe ile tevbe etti ki, eğer bir ümmet arasında taksim edilseydi, onların hepsini kaplariye ter artandı" buyurdu {Müslim Ter., V, 292-293 "1695").
veren kimseyi (namaz kıİıncaya kadar ihmâl etti,
namazdan sonra tekrar haber verdiğinde, namazının
ona keffâret olduğunu bildirdi de) ona hiçbir ceza
vermedi, demiştir23.
İbn Cureyc de: Peygamber (S),
eşiyle ramazân gündüzünde cinsî münâsebet yapan
kimseye ceza vermedi de, hattâ ona günâhına keffâret
yapacağı hurmayı verdi.
Keza Umer ibnu'l-Hattâb da, ihrâmlı olduğu hâlde geyik avlayan Kubeysa ibn Câbir'e ceza vermemiş,
ancak kurban kesmekle emretmiştir. Bu hükmün ma'nâsında olarak, Ebû Usmân en-
Nehdfden; o da İbn Mes'ûd(R)'dan; o da
Peygamber(S)'den bunun benzeri rivayet vardır,
demiştir 24.

23  Atâ'nm işaret ettiği vak'a, Buhârî'nin birkaç yerde getirdiği sahîh bir hadîstir.
24  İbn Cureyc'in Umer'den haber verdiği sözünü, Saîd ibn Mansûr, Kubeysa'dan sahîh bir senedle rivayet etmiştir. İbn Mes'ûd'un hadîsini de Buhârî, Mevâkıtu's-Salât'ın evvelleri nde "Namaz keffârettir bâbf'nda getirdi.


19-.......Bize el-Leys, İbn Şihâb'dan; o da Humeyd ibn Abdir-
rahmân'dan; o da Ebû Hureyre(R)'den şöyle tahdîs etti: Bir adam ramazân ayında oruçlu iken karısı ile cinsî münâsebette bulundu da Rasûlullah(S)'a gelip bunun hükmünü istedi. Rasülullah ona:
—  "Azâd edecek bir köle bulabilir misin?" diye sordu. O zât:
—  Hayır (bulamam), dedi. Rasülullah:
—  "iki ay arka arkaya zincirlem esine oruç tutmaya gücün yeter mi?" dedi.
Adam:
—  Hayır (buna gücüm yetmez), dedi. Rasülullah:
—  "Öyleyse altmış fakiri doyur!" buyurdu.
Ve el-Leys, Amr ibnu'l-Hâris'ten; o da Abdurrahmân ibni'l-Kaasım'dan; o da Muhammed ibn Ca'fer ibni'z-Zubeyr'den; o da Ab-bâd ibnu Abdillah ibni'z-Zubeyr'den; o da Âi.şe(R)'den şöyle söyledi: Mescidde iken Peygamber(S)'in yanına bir adam geldi de:
—  (Yâ RasûlAllah!) Yandım! dedi. Peygamber:
—  "Bu yanman neden oldu?" diye sordu. O adam:
— Ramazânda oruçlu iken karımla cinsî münâsebette bulundum! dedi.
Peygamber ona (sırasıyle köle azadı ve iki ay devamlı orucu zikrettik ten sonra):
—  "(Altmış fakîri doyuracak) sadaka ver!" buyurdu. O da:
—  Benim yanımda sadaka vereceğim hiçbirşey yoktur, dedi. Ve orada oturdu. O sırada Peygamber'e bir insan, üzerinde yiyecek birşey bulunan bir eşeği sürerek geldi.
Abdurrahmân ibnu'l-Kaasım: Ben o yiyecek şeyin ne olduğunu bilmiyoru m, dedi. (Ebû Hureyre hadîsinde o yiyeceğin bir zenbîl hurma olduğu açıkça belirtilm iştir.)
O insan bu yiyecek şeyi Peygamber'e verdi. Bunun üzerine Peygamber:
—  "O yanan adam nerededir?" diye seslendi. O adam:
—  O benim; buradayım yâ RasûlAllah! dedi. Peygamber:
—  "Bu yiyecek taamı al da bunu keffâret olarak sadaka ver!" buyurdu.
O adam:
— Benden daha muhtâc olana mı vereceğim? Benim ailemin hiç-birşeyi yoktur! dedi.
Peygamber de ona:
—  "Öyleyse bunu sizler yiyin!" buyurdu.
Ebu Abdillah el-Buhârî: Ebû Usmân en-Nehdî'den rivayet edilmiş olan birinci hadîs daha açıktır. Oradaki sözü "Bunu kendi ailene yedir!" şeklindedir, dedi 25.

12- BÂB: BİR ŞAHIS İMÂMIN HUZURUNDA HADDİ GEREKTİREN BİR İŞ YAPTIĞINI İKRAR EDER VE "BANA HADD İKAAME ET" DER DE ONUN NE OLDUĞUNU BEYÂN ETMEZSE, İMÂMIN, BU SUÇU ONUN ÜZERİNE ÖRTME HAKKI VAR MIDIR (YÂHUD YOK MUDUR)?

20-.......Enes ibn Mâlik (R) şöyle demiştir: Ben Peygamber(S)'in
yanında idim. O'na bir adam geldi de:
— Yâ RasûlAllah! Ben hadd (yânî dînî ceza) gerektire cek bir günâha isabet ettim, bana bu cezayı uygula! dedi.
25 el-Buhâri, el-Leys'ten sevkettiği bu ta'lîkı et-Târihu's-Sagîfde senedli olarak rivayet etmiştir. el-Buhârî bu "Birinci hadîs" sözüyle, Ebû Usmân en-Nehdî hadîsini kasdetmiş ve bu bâbda o en açık hadîstir demek istemiştir. Bu son fıkra, birçok Buhârî nüshalarında vâki' olmamıştır (Aynî).
Enes dedi ki: Peygamber o adama işlediği günâhı sormadı.
Enes dedi ki: Bu sırada namaz vakti geldi. O adam Peygamber'-le beraber namazı kıldı. Peygamber namazı bitirince o adam Peygam-ber'e doğru kalktı da:
— Yâ RasûlAllah! Ben bir hadde isabet ettim, bana Allah'ın Ki-tâbı'nı uygula! dedi.
Rasûlullah:
—  "Sen şimdi bizimle beraber namaz kılmış değil misin?" dedi. O da:
—  Evet (namaz kıldım), dedi. Rasûlullah:
—  "Şübhesiz ki, Allah senin lehine günâhını -yâhud: cezanı- mağfiret etmiştir!" buyurdu 26.

13- BÂB: İMÂM ZİNA SUÇUNU İTİRAF EDEN KİMSEYE: "BELKİ SEN O KADINA ELLE DOKUNDUN YÂHUD ÇİMDİKLEDİN" DER Mİ? 27

26 Başlığa uygunluğu meydandadır. Bunun bir rivayeti Namaz Kitâbı'nda Ebû Hu-reyre'den gelmiştir. Oradaki hadîste bu zâtın bir kadını öptüğü, sonra bundan pişmanlık duyarak Peygamber'e gelip bu suçunu haber verdiği, sonra "Gündüzün iki tarafında, gecenin de yakın saatlerin de dosdoğru namaz kıl. Çünkü güzellikler kötülükleri (günâhları) giderir. Bu, iyi düşünenlere bir öğüttür" (Hûd: 114) âyeti indiği bildirilm ektedir.
Öpülen kadının Ensâr'dan olduğu, fakat isminin zikredilm ediğı, öpen sahâ-bînin de en sahîh kavle göre Ebu'l-Yeser Ka'b ibn Amr ibn Abbâd el-Ensârî es-Selemî olduğu nakledilm iştir.
Peygamber'in o zâta söylediği son fıkradan ve bu âyetten, beş namazın küçük günâh işleyenlere göre tevbe yerine geçeceği ma'nâsı çıkar.

27 Suâlin cevâbını hadîs açıklayacaktır.
Rasûlullah bu lafzı açıkça zikretti, çünkü haddler, kinayeler le sabit olmaz.

21-.......İbn Abbâs (R) şöyle demiştir: Mâiz ibnu Mâlik, Pey-
gamber(S)'e gelip zina suçunu i'tirâf ettiği zaman Peygamber (ondan birkaç defalar yüz çevirdikten, deli ve sarhoş olup olmadığım araştırdıktan sonra) ona:
—  "Belki sen o kadını öptün yâhud elinle elleyip çimdikledin yâhud da sâdece baktın?" buyurdu.
Mâiz:
— Hayır yâ RasûlAllah! diye zina ettiğini ısrarla belirtinc e, Rasûlullah hiçbir kinayeli lafız kullanmay arak açıkça:
—  "Sen erkeklik organını o kadının ferci içine koydun mu?" diye sordu.
İbn Abbâs: Mâiz'in açıkça zina ettiğini ikrar etmesi sırasında artık Rasûlullah onun recm edilmesin i emretti, dedi28.

14- İMÂMIN, ZİNA SUÇUNU İKRAR EDEN KİMSEYE "SEN EVLENDİN Mİ?" DÎYE SORMASI BABI

28 Bu hadîste suçunu ikrar eden kimseye haddlerde imâmın telkîn etmesi, hadd için telâffuz edilmesin e zorlayıcı ihtiyâç bulunan kelimeyi utanmayar ak açıkça söylemesini öğretmesinin cevazı hükmü vardır.

22-.......Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) mes-
cidde iken insanlard an (yânî başkan ve şeriflerden olmayıp, halktan) bir adam geldi ve nida edip:
— Yâ RasûlAllah, ben zina ettim! dedi; bununla kendini kasde-diyordu.
Rasûlullah ondan yüz çevirdi. Bu sefer o adam Rasûlullah'ın yüzünü çevirdiği yöne geçerek yine:
— Yâ RasûlAllah! Ben zina ettim! dedi.
Rasûlullah ondan yine yüz çevirdi. O da yine Rasûlullah'ın yüzünü döndürdüğü tarafa geçti, bu i'tirâfını tekrarladı. Nihayet bu suretle kendi aleyhinde dört kerre şehâdet edince, Peygamber onu çağırdı da:
—  "Sende delilik var mı?" diye sordu. O zât:
—  Hayır yoktur yâ RasûlAllah! dedi. Bu sefer Peygamber ona:
—  "Sen evlendin mi?" diye sordu. O zât:
— Evet evliyim yâ RasûlAllah! diye cevâb verdi. Bunun üzerine Rasûlullah yanında bulunanla ra:
.    — "Bunu götürün ve recm edin!" buhurdu.
îbn Şihâb şöyle dedi: Bana Câbir ibn Abdillah'tan işiten kimse haber verdi ki, Câbir:
— Ben o zâtı taşlayanların içinde bulundum. Bizler onu (cenazeler e namaz kılınan) musallada taşladık. Taşlar ona isabet edip ız-dırap verince koşup kaçtı. Nihayet biz ona Harre'de yetiştik ve orada recm ettik, demiştir 29.

29 Bunun bir iki rivayeti yakında geçti. Müslim de bunun birçok rivayetle rini Hu-dûd'da arka arkaya sıralamıştır.
Bu hadîste Mâiz ibn Mâlik için büyük bir menkabe vardır. Çünkü tevbe-siyle beraber, temizlenm esinin tam olması için kendisine hadd uygulanma sı isteğinde çok ısrar etmiş, beşer tabîati canın gitmesini gerektire cek bir ikrar üzerinde ısrar etmemeyi gerektirm ekle beraber, ikrarından geri dönmemiş, nefsiyle bunun üzerinde mücâhade etmiş ve nefsine karşı kuvvetli olup gâlib gelmiştir.
Bunda bir müslümânın hayâtını giderecek cezalarda suçun iyice sabit olmasını araştırmak, canlan mümkin olduğu kadar korumak düstûru da vardır. Çünkü bu kıssada Peygamber ona ikrarından dönmesini tekrar tekrar îmâ etmiş, eğer zinanın ma'nâsmda hatâ ettiğini veya fercden başka yerine dokunmak, öpmek gibi bir şekilde mübaşeret ettiğini iddia ederse, bu iddianın kabul edileceğine işaret eylemiştir (Kastallânî).

15- ZİNA İTİRÂFI(NIN HÜKMÜNÜ BEYÂN) BABI

23-.......Bize Sufyân ibn Uyeyne tahdîs edip şöyle dedi: Biz bu
hadîsi ez-Zuhrî'nin ağzından alıp ezberledi k; o şöyle dedi: Bana Ubey-dullah haber verdi ki, kendisi Ebû Hureyre ile Zeyd ibn Hâlid el-Cuhenî(R)'den işitmiştir. Onların ikisi de şöyle demişlerdir: Bizler Peygamber din yanında bulunuyor duk. Bir adam ayağa kalktı da:
— (Yâ RasûlAllah!) Sana Allah adına yemîn eder ve aramızda yalnız Allah'ın Kitabı ile hüküm vermeni isterim, dedi.
Ondan daha anlayışlı olan hasmı da ayağa kalktı, o da:
— (Evet) aramızda Allah'ın Kitabı ile hükmet ve (da'vâmı söylemek üzere) bana izin ver! dedi.
Rasûlullah ona:
—  "Söyle!" buyurdu. O da şöyle anlattı:
— Benin oğlum bu adamın yanında ücretli çalışıyordu. Onun karısı ile zina etmiş. (Bana oğluma recm lâzım geleceği söylendiğinden) ben bu adama yüz koyun ve bir de hizmetçi fidye verdim, oğlumu kurtardım. Sonra ben bu mes'eleyi ilim sahibi olan adamlara sordum. Onlar bana, henüz bekâr olan oğluma yüz deynek ile bir yıl gurbete sürgün gönderme cezası; bunun karısına dâ recm cezası lâzım geldi-
ğini haber verdiler, dedi. Rasûlullah da:
—  "Nefsim elinde bulunan Allah'a yemîn ederim ki, ben sizin aranızda elbette Azız ve Celıl olan Allah'ın Kitabı ile hüküm vereceğim: Yüz koyunla hizmetçi sana geri verilir, senin oğluna da yüz dey-nek vurulur ve bir yıl sürgüne gönderilir" buyurdu, sonra da Uneys'e:
—  "Yâ Uneys! Bu adamın karısına git! Zina suçunu i "tiraj ederse, onu recm et!" diye emretti.
Uneys, kadına gitti. O da zina ettiğini i'tirâf edince onu recm etti.
Râvî Alî ibnu'l-Medînî şöyle dedi: Ben Sufyân ibn Uyeyne'ye:
— "Benim oğlum bu adamın yanında ücretli idi" diyen adam: "Bana, oğlumun üzerine recm cezası olduğunu haber verdiler" sözünü söylememiştir, dedim.
Sufyân:
— Ben o hususta ez-Zuhrî'den bunu işitip işitmediğimde şübhe etmekteyi m. Onun için bazen bu cümleyi söyledim, bazen de sükût ettim, diye cevâb verdi 30.

24-.......Abdullah ibn Abbâs (R) şöyle demiştir: Umer ibnu'l-
Hattâb (R) şöyle dedi:
— Ben insanlar üzerine zamanın uzayıp da herhangi bir sözcünün: "Biz Allah'ın Kitâbı'nda recmi bulmuyoru z" demesinde n ve böylece Allah'ın indirmiş olduğu bir farizayı terketmek suretiyle sapmalarından endîşe etmişimdir. Dikkat ediniz! Evli olduğu hâlde zina eden kimse üzerine buna beyyine delâlet ettiği yâhud gebelik yâ-hud i'tirâf olduğunda recm cezası sabit olmuş bir haktır! dedi.
30 Başlığa uygunluğu "Kadın zina ettiğini i'tirâf edince onu recm etti" sözünde-dir. Bu hadîs Vekâlet'te Ebû'l-Velîd'den, Şurût'ta Kuteybe'den, Nuzûr'da İs-mâîl ibn Ebî Uveys'den olarak geçmişti. Daha başka yerlerde de geçti. Bunu Altı Kitâb sâhibleri de rivayet etmişlerdir.
Sufyân ibn Uyeyne: Ben bunu böylece ezberledi m: Umer: — Dikkat edin! Rasûlullah (S) recm etmiştir. O'ndan sonra biz de recm yaptık, dedi, demiştir3'.
Logged



Şatıbi Rahimehullahın da dediği gibi : Sünnet bize göre farzdır...
maesselame 87- KİTABU'L-MUHARİBIN MİN EHLİ'L-KÜFRİ VE'R-RİDDETİ : 20 Şubat 2007, 22:49:18
Prof. Üye
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1642


Ya mukallibel kulub, sebbit kalbi ala dinik


WWW
16- ZİNADAN GEBE KALAN KADININ, EVLİ OLDUĞU ZAMAN (ÇOCUĞU DOĞURDUĞUNDA) RECM EDİLMESİ BABI

31 Umer'İn, "Allah'ın indirmiş olduğu bir fariza" dediği "  - Evli bir erkek ile evli bir kadın zina ederlerse, onları, Allah'ın cezası olarak, recm edin. Allah azizdir, hakimdir"kelâmıdır. Bu keyfiyet Hz. Umer'İn rivayetin e dayanmaktadır. Bu lafzın okunması nesholunu p hükmü ibkaa olunmuştur. Bu lafza âid hadîsler Ebû Dâvûd, İbn Mâce, Ahmed ibn Hanbel ve Mâlik ibn Enes'in hadîs mecmualarında mevcûddur.

25-.......İbn Abbâs (R) şöyle demiştir: Ben Muhâcirler'den birtakım adamlara Kur'ân okutuyord um. Bunlardan biri Abdurrahmân ibn Avf idi. Ben Umer'in yaptığı son haccında Minâ'da Abdurrahmân ibn Avf in evinde bulunduğum sırada, Abdurrahmân, Umer ibnu'l-Hattâb'ın yanında imiş, oradan evine benim yanıma döndü de şöyle dedi: Eğer sen şu adamı göreydin muhakkak hayret ederdin: Bu gün Emîru'l-Mü'minîn'in yanına bir adam geldi ve:
— Ey Mü'minlerin Emîri! Fulân kişi hakkında ne düşünürsün: O kişi: Eğer Umer ölürse, ben muhakkak Fulân kimseye (Talha ibn Ubeydilîah'a) bey'at ederim. VAllahi Ebû Bekr'e yapılan bey'at isti-şâresiz, ansızın birdenbir e yapılıp tamam oldu! diye konuşarak bir fitne çıkarmak istedi.
Umer bu sözü işitince çok öfkelendi. Sonra:
— Ben bu akşam üzeri Allah isterse insanların arasında ayağa kalkıp bir hutbe yapacağım da milletin mukaddera tını gasbetmek isteyen bu adamları teşhîr ederek, bunların te'vîlâtindan insanları sakındıracağım! dedi,
Abdurrahmân dedi ki: Ben de Umer'e:
— Ey Mü'minlerin Emîri! Böyle yapma! Çünkü hacc mevsimi insanların her türlüsünü ve şerr işlerinde sür'atli olanlarını bir araya toplar. Sen hutbe için ayağa kalkacağın zaman, bu kimseler sana yakın bir yerde olmakta diğer insanlara galebe ederler. Ben senin ayağa kalkar da bu konuda bir konuşma yaparsan, bu konuşmayı herbir uçurucunun senden alıp etrafa uçurmasından, onu belleyeme meleri ve ma'nâsını anlamamal arından ve o konuşmayı yakışmayacak birtakım yerlere koymalarından endîşe ederim. Onun için sen yavaş ol, Medine'ye dönünceye kadar sabret. Çünkü Medîne hicret ve sünnet yurdudur. Orada Suffa ehli ile, insanların eşrafı ile toplanıp söylemek istediğin şeyleri o topluluğa sağlam olarak söylersin, ilim ehli olanlar senin konuşmanı iyi belleyip anlarlar ve onu uygun yerlerine koyarlar (da fitneyi önlerler), dedim 32.

32 Abdurrahmân ibn Avf in bu sözlerini özetlersek, şöyle demiş oluyor: Ey Mü'-
Umer teklîfimi kabul edip:
— Dikkat et! VAllahi inşâAllah Medîne'ye varıp ayağa kalkarak yapacağım i!k hutbemde bu mes'eleyi muhakkak konuşacağım! dedi,
İbn Abbâs dedi ki: Bizler zu'I-hicce ayının sonunda Medîne'ye geldik. Cumua günü olunca güneş ortadan meylettiği zaman bizler mescide gidişte acele davrandık. Nihayet ben Saîd ibn Zeyd ibn Amr ibn Nufeyl'i, minberin köşesinin yanında oturmuş olarak bulup, onun etrafına oturdum. Benim dizim onun dizine dokunuyor du. Çok beklemedi m, Umer ibnu'l-Hattâb çıktı. Ben onun gelmekte olduğunu görünce Saîd ibn Zeyd ibn Amr ibni Nufeyl'e:
— Umer bu öğleden sonra öyle mühim bir konuşma yapacak ki, halîfe yapıldığı günden beri böyle bir konuşma yapmamıştı! dedim.
Saîd ibn Zeyd benim sözümü kabul etmedi ve:
— Umer'in şimdiye kadar bundan önce söylemediği bir konuşma yapacağını neden ümîd ettin ki! diye bunu uzak saydı.
Umer minber üzerine oturup müezzinler de ezanları okuyup sükût ettikleri zaman ayağa kalktı. Allah'a hamd ve lâyık olduğu yüce sıfatlarla övdükten sonra "Amma ba'du = Sözün bundan sonrasına gelince" deyip şunları söyledi:
— Ben sizlere, Allah'ın benim konuşmamı takdir etmiş olduğu bir konuşma yapacağım: Bilmiyoru m, belki bu konuşmam, benim ecelimin önündedir (vefatım yaklaşmış olabilir)! Her kim bu konuşmamı akledip anlar ve onu iyi ezberler ise bineğinin ulaştırdığı her yerde bunu söyleyip yaysın. Akledip kavramıyacağından endîşe eden kimseye gelince, ben hiçbir kimseye benim üzerime yalan söylemesini halâl etmiyorum .
Şübhesiz ki, Allah, Muhammed'i hakk peygamber gönderdi ve O'na Kitâb indirdi. Allah'ın indirdiği şeyler içinde Recm Âyeti de vardı. Bizler o âyeti okuduk, akledip anladık ve iyice ezberledi k33. Bunun içindir ki, Rasûlullah recm etti, O'ndan sonra biz de recm ettik. Ben insanlara zaman uzayıp da bir sözcünün: "Biz Allah'ın Kitâbı'n-da recm âyetini bulmuyoru z" demesinde n ve Allah'ın indirmiş olduğu bir farizayı terketmel eri suretiyle insanların sapıklığa düşmelerinden endîşe ediyorum. Recm, Allah'ın Kitâbı'nda sabit bir haktır. Bu,
minlerin Emîri, böyle yapma! Çünkü hacc mevsimind e halk ayakta iken yol üzeri böyle bir fitneyi ortaya koymak büyük bir ihtilâle sebeb olabilir. Hicret ve sit -net yurdu olan Medîne'ye vardığımızda, orada işleri bağlama ve çözmeyi bilen ilim sâhibleri karşısında bir konuşma yapar, bu mes'eleyi onlara söylersen fesadı onlarla beraber daha iyi önlersiniz.

33 UmerMn Recm Âyeti diye kasdettiği, 24. hadîsin haşiyesinde metni ve tercümesi verilen "Evli erkek ve evli kadın zina ettikleri zaman onları kesin olarak taşlayın... " sözleridir...
erkeklerd en ve kadınlardan evlenip de zina eden, zinası da beyyine ile yâhud gebelik ile yâhud da i'tirâf ile sabit olan kimselere uygulanır.
Sonra bizler Allah'ın Kitâbı'ndan okumakta olduğumuz şeyler içinde: "Babalarınızdan yüz çevirmeyiniz! Şu muhakkaktır ki, sizin babalarınızdan yüz çevirmeniz (babalarınızdan başkalarına mensûb-luk iddia etmeniz) sizin küfrünüz, nankörlüğünüzdür -yâhud: Sizin babalarınızdan yüz çevirmeniz, muhakkak sizin için bir küfürdür-!" sözleri de vardı!
Dikkat edin! Sonra Rasûlullah (S) şunu da buyurmuştur: "Sizler beni, Meryem oğlu îsâ 'nın bâtıl üzere aşırı övülmesi gibi mübalağalı ve aşırı şekilde övmeyiniz. Sizler bana 'Allah'ın kulu ve Rasûlü' deyiniz!"
Sonra şu da var ki, içinizden bir sözcü çıkıp: "VAllahi Umer ölürse, ben fulân kimseye bey'at ederim" demektedi r. Sakın hiçbir kimse onun "Ebû Bekr'e yapılan bey'at ancak istişâresiz, birdenbir e olmuş ve tamamlanmıştır" demesiyle aldanmasın! Dikkat ediniz! Hakîkaten o iş böyle çabuk olmuştur. Lâkin Allah, o işin şerrinden ümmeti korumuştur. İçinizden hiçbir kimse kendisine sür'atle gidilmekt e develerin boyunlarının kopmasında Ebû Bekr gibi olamaz34. Bundan sonra her kim milletin istişaresi ve re'yi olmaksızın müslümânlardan bir adama bey'at ederse, onun bey'ati kabul olunmaz. O bey'at eden de, bey'at edilen de kendileri ni öldürülme tehlikesi ne atmış olurlar!
Şu da bir hakikatti r ki, Allah, Peygamber i'ni vefat ettirdiği zaman bizim de haberimiz den şunlar meydana gelmişti: Ensâr cemâati bize muhalefet ettiler ve hepsi Sâide oğulları sakîfesinde toplandılar. Alî ile ez-Zubeyr ve onların beraberin de olanlar da bize muhalefet ettiler. Muhacirle r, Ebû Bekr'in yanında toplandılar. Ben Ebû Bekr'e:
— Yâ Ebâ Bekr! Bizi şu Ensâr kardeşlerimizin yanma götür! dedim.
Akabinde bizler onlara ulaşmak isteyerek yola koyulup gittik. Onlara yaklaştığımız zaman, bizleri onlardan iki sâlih adam (Uvey-

34 Umer şöyle demiştir: İşitiyorum ki, bâzı kimseler Ebû Bekr'in bey'atine i'tirâz ederek hakîkati inkâr etmişler ve ben ölünce bey'at edilecek zâtı hazırlamışlardır! diyerek Ebû Bekr'e bey'atin târihini ortaya koymuş ve bundan kuvvetli seçim olmayacağını bildirmiş, bundan sonra şöyle demiştir: Ben şundan korkarım ki, bize muhalif olan bu zümre, bizden sonra içlerinden birisine, müslümânla-rın meşveretine lüzum görmeyerek bey'at edecekler . Halk ne o halîfeye, ne de bu zümreye tâbi' olmayarak, müslümânlar arasında harbe sebeb olacaktır... (Tec-rîd Ter., XII, 443).
Bu sözün özeti şudur: Sizin içinizde fazilette ve millete güzel idarecili kle önderlik etmekte Ebû Bekr gibisi yoktur. Bunun içindir ki, onun bey'ati birden bire çabucak olmuş, tamamlanmıştır. Bundan sonra hiçbir kimse böyle çabucak bir bey'ate tama' etmesin! (Aynî).
mir İbn Sâide ile Ma'n ibn Adiyy) karşıladılar da topluluğun üzerine meyledip ittifak ettikleri görüşü (Sa'd ibn Ubâde'ye bey'ati) bize zikrettil er ve:
— Ey Muhacirle r topluluğu! Sizler nereye gitmek istiyorsu nuz? dediler.
Biz de onlara:
—  Şu Ensâr kardeşlerimizin yanına gitmek istiyoruz, dedik. Onlar da bize:
— Ensâr topluluğuna yaklaşmayınız, siz kendi işinizin hükmünü veriniz! dediler.
Ben de onlara:
—  VAllahi bizler muhakkak onların yanına gideceğiz! dedim. Ve yürüdük, nihayet Sâide oğullan'nın meşveret ettikleri sakî-
fede Ensâr cemâatinin yanına vardık35. Bir de baktık ki, onların arasında bir örtüye bürünüp sarınmış bir adam var! Ben:
—  Bu kimdir? dedim. Onlar:
—  Bu Sa'd ibn Ubâde'dir! dediler. Ben:
—  Onun nesi var? dedim. Onlar:
—  Sıtma ateşi var! dediler.
Biz birazcık oturduğumuzda onların hatîbi (Sabit ibn Kays ibn Şemmâs) şehâdet kelimeler im söyledi ve Allah'ı lâyık olduğu yüce sı-fatlarıyle sena etti. Bundan sonra "Amma ba'du" hitâb fâsılmı söyledi ve şöyle devam etti:
— Bizler Allah'ın Ensârı ve İslâm'ın büyük ordusuyuz . Siz Muhacirle r cemâati ise Mekke'deki kavminizd en bize yürüyüp gelmiş olan bir azınliksınızdır. Böyle iken şimdi bu azınlık bizi aslımızdan koparmak ve bizleri emirlik işinden dışarıya çıkarmak istiyorla r! dedi.
Umer şöyle dedi: Ensâr'ın hatîbi susunca ben konuşmak istedim. Ben daha evvel, beğendiğim ve Ebû Bekr'in önünde takdîm edip konuşmak istediğim bir makaale (bir hitabe) hazırlamış idim. Ben Ebû Bekr'e arız olan keskinliğin yânî öfkenin bir kısmını ondan def et-
35 Benû Sâide Sakîfesi, Ensâr'dan Hazredile r'in toplantı yeri olan üstü kapalı bir sofadır. Sâide ibn Ka'b ibn Hazrec tarafından kurulmuş olacaktır. Sakîfe, sofa demektir, buna "Sâbât" da denilir ki, İki evin arasına bir umûmî yolun üstüne yapılan tavandan ibaret olup, altından yol geçer olacaktır.
Hazreclil er hicretten evvel müslümân oldukları ve İslâm'a pekçok yararlılıkları dokunduğu için Rasûiullah arasıra buraya gelip otururdu. Ebû Bekr'e bey'at da burada yapıldığı için, bu Sâide oğullan sakîfesi islâm târihinde tanınan yerlerden biri olmuştur. (Tecrid Ter., VII. 552)
meye uğraşıyordum. Ben konuşmak istediğim zaman, Ebû Bekr bana:
— Yavaş ol (yumuşak ve sükûnetli davran)! dedi.
Ben Ebû Bekr'i öfkelendirmek istemedim . Ebû Bekr kendisi konuşmaya başladı. Ebû Bekr öfke sırasında benden daha halım, daha sükûnetli, hedeflere yönelip ulaşmakta da benden daha vakaarh idi. VAllahi Ebû Bekr benim hazırlamamda hoşuma giden hiçbirşeyi ter-ketmedi, o konuşmasına başlamasında, doğru olan görüşü belirtmek te benim hazırladığım hitabenin benzeri yâhud ondan daha üstün olan bir konuşmayı susuncaya kadar sürdürdü. Bu konuşmasında şunları söyledi:
— (Ey Ensâr topluluğu! Allah'a yemîn ederim ki, bizler sizin fad-lınızı, İslâm yolundaki belâlarınızı ve bizim üzerimize vâcib olan hakkınızı inkâr etmiyoruz! -İbn İshâk rivayetin den-) Sizler, kendinizd e hayır bulunduğunu zikrettin iz, sizler bu hayrın ehlisiniz . Fakat şu halifelik işi Kureyş'ten olan şu Muhacirle r topluluğundan başkasında asla tanınmayacaktır. Bu Kureyş topluluğu neseb ve yurt bakımlarından Arablar'ın ortası, yânı en adaletlis i ve en üstünüdür. Ben sizler için şu iki adamdan birine bey'at etmenizi teklîf edip buna razı olmuşumdur. Şimdi bu ikisinden istediğinize bey'at ediniz! dedi.
Umer dedi ki: Bundan sonra Ebû Bekr, kendisi aramızda oturmakta bulunduğu hâlde benim elimi ve Ebû Ubeyde ibnu'l-Cerrâh'ın elini tuttu. Ben onun söylediklerinden bundan başkasını kerîh görmedim. VAllahi benim öne geçirilip de boynumun vurulması (yânı) bir günâhtan dolayı benim boynumun öne geçirilip de vurulmaya yak-laştırılmasi, bana içlerinde Ebû Bekr'in mevcûd bulunduğu bir kavme emirlik yapmaklığımdan daha sevimlidi r. Ancak ölümüm sırasında şeytânın telkîniyle nefsimin bunu bana süsleyip güzel göstermesi hâli müstesnada ki, ben şu saatte onu vicdanımda hissetmiy or ve bulmuyoru m!
Bu sırada Ensâr'dan bir sözcü (Habbâb ibnu'I-Munzir) şöyle dedi:
— Bizler emirlik ağacının faydalanılacak olan aslıyız, köküyüz (yânî uyuz develerin kaşınmaları için ağıllara dikilen ağaç kökleriyiz, hasta develerin o ağaçlarla kaşınıp şifâ buldukları gibi, bu emirlik işi de bizlerle şifâ bulup yaşar). Yine bizler meyveleri düşmesin, kırılmasın diye yapraklar la, dallarla bağlanmış yüklü hurma salkımlarıyız. Biz Ensâr topluluğundan bir emir, sizlerden de bir emir olsun ey Kureyş cemâati! dedi.
Bunun üzerine karışık sözler çoğaldı ve sesler yükseldi, hattâ ben bir ihtilâf çıkmasından korktum da hemen:
—  Uzat elini yâ Ebâ Bekr! (Sana bey'at edeyim!) dedim.
O da elini uzattı. Ben de ona bey'at ettim. Benden sonra Muhacirle r ve sonra Ensâr Ebû Bekr'e bey'at ettiler. Biz böylece Sa'd ibn
Ubâde'ye karşı çabuk davranıp galebe sağlamış olduk. Onlardan bir sözcü:
— Sizler Sa'd ibn Ubâde'yi öldürdünüz,(yânî onu yardımsız bırakmak ve kuvvetini gidermek suretiyle onu ölü gibi yaptınız)! dedi.
Umer dedi ki: Bu sözcüye karşı ben:
— (Hilâfet işine mâni' olmaya çalıştığı için) Allah Sa'd ibn Ubâde'yi öldürsün! dedim 36.
Bundan sonra Umer o cumua hutbesind eki konuşmasının sonunda şunları tekrar olarak söyledi:
— Bizler o zaman Allah'a yemîn ederim ki, kendisind e hazır bulunup meşgul olduğumuz bu devlet başkanlığı müzâkeresi işinden, Ebû Bekr'e bey'at edilmesi işinden daha kuvvetli hiçbir iş ve meşguliyet bulmadık! Bizler Ensâr topluluğunun bizlerden ayrılıp da topluca bir bey'at olmamasından, bizden sonra onların kendileri nden bir adama bey'at etmelerin den korktuk. Bu takdirde ya bizler  razı olmamamıza rağmen onlarla bey'atleşecek, yâhud da onlara, muhalefet edecektik . Böylece de büyük bir fesâd olacaktı. Artık bundan böyle müslümânların istişaresi ve rızâları olmaksızın her kim bir adama bey'at edecek olursa (insanlar tarafından ne o bey'at eden adama, ne de onun bey'at ettiği adama;) ikisinin de öldürülecekleri korkusund an, bey'at olunmayac aktır! (Onun için hiçbir kimse bey'at olunmaya ve kendisi için bey'atin -Ebû Bekr'e vâki' olduğu gibi- tamam olacağına tama' etmesin)!37.

36  Peygamber'in techîz ve tekfini ile meşgul bulunan Alî ve Hâşimîler de bir müddet sonra bey'at etmişlerdir. Bu bey'atten geri kalan yalnız Sa'd ibn Ubâde olmuştur. Hulâsa''da bildirild iğine göre, Sa'd ibn Ubâde Medine'den çıkmış, Şâm bölgesinden Havrân'a gitmiş ve hicretin ondört veya onaltmcı senesinde orada vefat etmiştir.
Sa'd ibn Ubâde'nin bu çok yanlış hareketiy le beraber İslâm'a geçen hizmetler i de pek büyüktür. Evvelâ: Akabe bey'atinde bulunmuş nakîblerdendir. İkinci olarak: Bedir'den i'tibâren bütün gazalarda bulunmuş, Ensâr'ın sancak-dârlığı vazifesin i îfâ etmiştir. Hazreclil er'in seyyidi idi. Çok cömert ve yüksek bir yazıcı idi. Yazmak, at binmek gibi sporculuk ları meşhurdu... Allah onların hepsinden razı olsun!
Umer'İn ve Ebû Bekr'in bu yerinde tedbirler iyle bu çok mühim mes'ele çok iyi bir surette sona ermiştir.
37  Hadîsin başlığa uygunluğu "Erkeklerd en ve kadınlardan evli olup da zina eden ve zinası beyyine ile ... sabit olan.." sözlerindedir.
Hz. Umer'in bu uzunca hutbesi, İslâm'da devlet başkanlığı ve âmme velayeti hususunda milletin istişaresi ve rızâsı esâsını koyması ve ihtiva ettiği eskimez düstûrlar bakımından çok kıymetlidir.
İslâm'da devlet başkanlığı ve âmme velayeti ve idaresi işleri dâima milletin veya seçtikleri vekilleri nin istişare ve kararlaştırılması suretiyle gerçekleşip tes-bît edilir. Onun içindir ki, ilk önceleri Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde başkanlık kürsüsü üzerinde "  Ve bunların işleri dâima aralarında

17- BÂB: (ERKEKLERDEN VE KIZLARDAN EVLENMEMİŞ OLUPDA) ZİNA EDEN İKİ BEKÂRA DEYNEKLEME CEZASI UYGULANIR VE SÜRGÜN EDİLİRLER:

"Zina eden kadınla zina eden erkekten herbirine yüzerdeynek vurun. Eğer Allah1 a ve ahir et gününe
inanıyorsanız bunlara Allah'ın dîni(ni uygulamak)hususunda acıyacağınız tutmasın. Müzminlerden birzümre de bunların azabına şâhid olsun. Zina edenerkek, zina eden veya müşrik olan kadından başkasınınikahlamaz. Zina eden kadını da zina eden veya müşrikolan bir erkekten başkası nikahlama z. Bu (suretle
evlenmek) mü'minler üzerine haram kılınmıştır"
(en-Nûr: 2-3) 38.

Sufyân ibn Uyeyne "Allah'ın dîninde" sözünün tefsirind e:
Allah'ın haddlerin i tatbik etmek hususunda sizi bir acıma tutmasın, demiştir.
müşavere iledir" (eş-Şûrâ: 38)âyeti yazılmış idi. Sonradan bu âyetin yerine "Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletind ir" ibaresi konulmuştur.

38 Bu âyette emrolunan yüz celde, zinadan men' ve zecrin gayet basit, sâde ve her türlü külfet ve mahzurdan ârî, en salim bir yoludur. Bu âyetin inmesinde n önce İslâm'da en-Nisâ: 14. âyetleri hükmünce, kadınlar için vefat edinceye kadar ve-yâhud Allah bir yol açıncaya kadar evlerde hapis; erkekler için de hâkimin re'y ve takdirine bırakılmış bir ceza ile ta'zîr idi; takdir edilmiş bir haddi yoktu. Bu âyetin inmesiyle bekârlar hakkında ikisi de yüz celde ile sınırlandı ve va'd olunan yol gösterilmiş oldu. Ki bunda iki taraf için de zina zevkine mukaabil mü-sâvî olarak yeterli zecr ifâde edecek âdil bir te'sîr mevcûd olduğu gibi, zarardan âzâde masraftan uzak olmak i'tibâriyle de birçok cihetten güzellikleri vardır... {Hakk Dîni, IV, 3471).
Buhârî buradaki âyetin birincisi ni celdenin, yânî deyneklem e cezasının Allah'ın Kitabı ile sabit olduğunu beyân etmek için, ikincisin i de daha öncesi ile alâkalı olduğu için zikretmiştir (Aynî).

26-.......Zeydibn Hâlid el-Cuhenî (R) şöyle demiştir: Ben Pey-
gamber(S)'den işittim, O, evli olup da zina eden kimseler hakkında yüz deynek vurmayı ve bir yıl sürgüne göndermeyi emrediyor du.
İbn Şihâb şöyle dedi: Ve bana Urve ibnu'z-Zubeyr haber verdi ki, Umer ibnu'l-Hattâb da gurbete sürgün cezası uygulamış, sonra bu, kaanûıı olmakta devam etmiştir.

27-.......Bize el-Leys, Ukayl'den; o da İbn Şihâb'dan; o da Sa-
îd ibnu'l-Müseyyeb'den; o da Ebû Hureyre(R)'den tahdîs etti ki, Peygamber (S) evlenmemiş olarak zina eden kimseler hakkında hadd ikaamesiy le beraber (yânî deyneklem e cezâsıyle beraber) bir yıl sürgüne göndermekle hüküm vermiştir.
Logged



Şatıbi Rahimehullahın da dediği gibi : Sünnet bize göre farzdır...
maesselame 87- KİTABU'L-MUHARİBIN MİN EHLİ'L-KÜFRİ VE'R-RİDDETİ : 21 Şubat 2007, 23:45:18
Prof. Üye
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1642


Ya mukallibel kulub, sebbit kalbi ala dinik


WWW
18- MALİYETLER İŞLEYEN KİMSELERİN VE KADINLARA BENZEMEYE ÇALIŞAN ERKEKLERİN SÜRGÜN EDİLMEIKRİ BABI

28-....... İbn Abbâs (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) erkeklerd en kadmlaşanlara, kadınlardan da erkekleşenlere la'net etti ve: — "Bu gibi insanları evleriniz den çıkarıp kovunuz!" buyurdu.
(İbn Abbâs dedi ki:) Peygamber fulân kimseyi çıkardı, Umer de fulân kimseyi çıkardı39.

19- İMÂMIN YOKLUĞUNDA, HADDİ YERİNE GETİRMEYİ İMÂMDAN BAŞKA BİRİNE EMREDEN KİMSE BABI

29-.......Bize Muhammed ibn EbîZi'b, ez-Zuhrî'den; o da Ubey-

39 Bunun bir rivayeti Ljbâs'ta geçmişti.
Erkeğin kadınlaşması, sesini kadın sesi gibi inceltere k söylemesi, kadın gibi kınla döküle yürümesi ve kadın gibi nâz ve şîve izhâr etmesidir, Kadının erkekleşmesi de sözünde, fiillerin de ve hareketle rinde erkeklere benzemesi dir, İslâm içtimâi adabına göre her iki insan nev'inin fazileti, aslî fıtratlarını muhafaza etmelerin de bulunduğundan fıtrat ve tabîate aykırı hareket edenleri Peygamber la'netleyip kovmuştur. Şârih Kirmânî'nin beyân ettiği gibi erkeğin kadına, kadının da erkeğe sözünde ve hareketle rinde benzeyişi bazen fıtrî olur. Bunlar hadîsteki kınama ve ta'zîrden müstesnadırlar.
Buhârî bu muhannesl er hakkındaki sürgün etme hükmünün diğer bâzı ma'-siyetleri bir yerde çok işleyenlere de tatbik edilebile ceğine işaret etmiş oluyor. Çünkü yer değişiklikliğinin insan tabîadndeki bâzı huyların değişmesinde iyileştirici te'sîrleri olduğu sabittir.
dullah'tan; o da Ebû Hureyre ile Zeyd ibn Hâlid(R)'den şöyle tahdîs etti: Bedeviler den bir adam Peygamber (S) mescidde otururken geldi de:
—  Yâ RasûlAllah! Hasmımla aramızda Allah'ın Kitabı ile hüküm ver! dedi.
Hasmı da ayağa kalktı ve:
— (Evet) o doğru söyledi, onun için Allah'ın Kitabı ile hüküm ver! deyip şöyle devam etti:
— Benim oğlum bu bedevî adamın yanında ücretli (çoban) idi. Onun karısı ile zina etmiş. İnsanlar bana oğlumun üzerinde taşlama cezası olduğunu haber verdiler. Ben bu adama yüz koyun ile bir câriye fidye verip oğlumu kurtardım. Sonra ben bunu ilim sahibi olanlara sordum. Onlar, oğluma yüz deynek Cezâsıyle bir yıl sürgüne gönderme cezası olduğunu söylediler! dedi.
Bunun üzerine Rasûlullah:
—  "Nefsim elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, ben sizin aranızda elbette Allah 'in Kitabı ile hüküm veririm! Koyunlara ve cariyeye gelince; bunlar sana geri verilecek ve oğluna da yüz deynek vurma ve bir yıl sürgüne gönderme cezası uygulanac aktır!"
(Bedeviye hitaben de:)
—  "Sana gelince yâ Uneys! Kalk bu adamın karısına git (zina suçunu i'tirâf ederse) onu recm et!" buyurdu.
Uneys kuşluk vakti gitti, (kadının i'tirâfı üzerine) ona recm cezası uyguladı40.

40 Hadîsin bir rivayeti yakında "Zinayı i'tirâf bâbı"nda 22 rakamı İle geçmişti. Peygamber Uneys'i kadına gönderdi. Çünkü kadın evli idi. Peygamber Uneys'i, oğluna zina haddi uygulama isteğiyle göndermedi. Çünkü zina haddi erkek için araştırılmaz, fakat İmâmın ikrar edene ikrarından dönmeyi telkîn etmesi müs-tehab olur. Peygamber Uneys'i ancak kadına, kocasının o adamın oğluyla zina etti isnadında bulunduğunu bildirmek ve eğer isterse o adama iftira haddi vurdurması yâhud affetmesi hakkı olduğunu bildirmek için göndermiştir. Allah en bilendir (Kastallânî).

20- YÜCE Allah'IN ŞU KAVLİ BABI: "Sizden her kim hürr ve müslümân kadınları nikâhla
alacak bir bolluğa güç yetiştiremezse, o hâlde sağ elleriniz in mâlik olduğu mü 'min cariyeler inizden alsın.
Allah sizin îmânınızı çok iyi bilendir. Kiminiz kiminizde ndir (cariyeler de sizin gibi insandır). O hâlde fuhuşta bulunmaya n, gizli dostlar da edinmeyen namuslu kadınlar olmak üzere, onları sahihleri nin izniyle, kendinize nikahlayın. Ücretlerini (mehirleri ni) de güzellikle onlara verin. Onlar evlendikt en sonra bir fuhuş işlediler mi, o vakit üzerlerine hürr kadınlar üzerindeki cezanın yarısı verilir. (Cariyeler i almak hususunda ki) bu müsâade içinizden sıkıntıya düşmekten (zinaya sapmaktan) korkanlar içindir. Sabretmen iz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah çok mağfiret edicidir,
çok merhamet eyleyicid ir*' (en-Nisâ: 25)41.
■

21- BÂB: CÂRİYE ZİNA ETTİĞİ ZAMAN 42

41  Siz birbirini zden: Mü'minlerin hüir olanlarıyla olmayanla rınız bir dînden, bir cinstensi niz. İyi niyetle onlarla evlenmek îcâb-ı halinde bir erkek için züll değildir. Zina tehlikesi daha büyük bir zülldür. Şu kadar ki, bunları hürre olan kadınlara tercîh etmek de hürrelerin hukukuna tecâvüzdür. Bunun için nikâh altında hürre bir mü'mine bulunan bir adamın, onun üzerine câriye ile evlenmek asla caiz olmayacağı gibi, hürre bir mü'mineyi nikâh edebilmek kudretine mâlik hürr bir erkeğin de câriye ile evlenmesi mekruh veya haramdır. Ve o zaman câriye nikâhı bir zülldür. İmâm Şafiî âyetin mehâlık mefhûmunu nazar-ı dikkate alarak buna haram demiş ise de, İmâm A'zâm kerahetin e kaail olmuş, haram olan ancak hürre üzerine câriye nikâhına kalkışmak olduğunu beyân etmiştir... {Hakle Dîni, II, 1330-1331).
Buhârî asıllarında böyle vâki' olmuştur, burada hadîs zikretmem iştir. İbn Battal bu bâb'a, bundan sonra gelecek bâbdaki Ebû Hureyre hadîsini başka bir yoldan getirip koymuştur... (Aynî).

42  Buhârî hadîste gelecek olanla yetinerek ayrıca cevâb zikretmed i.

30-.......Bize Mâlik, İbn Şihâb'dan; o da Ubeydulla h ibn Ab-
dillah'tan; o da Ebû Hureyre ile Zeyd ibn Hâlid(R)'den şöyle haber verdi: Rasûhıllah(S)'a evlenmemiş bir cariyenin zina ettiği zamanki hükmünden soruldu. Rasûlullah:
— "Câriye zina eder de zinası (beyyine ile yâhud gebelikle yâ-hud da ikrar ile) sabit olduğu zaman, ona deyneklem e cezası vurun. Sonra yine zina ederse, ona yine deyneklem e cezası uygulayın. Sonra yine zina ederse, ona yine deyneklem e cezası uygulayın. Sonra onu kıldan örülmüş bir ip karşılığında da olsa (ayıbını beyân ederek) satınız!" buyurdu.
İbn Şihâb: Ben üçüncü defadan sonra mı yâhud dördüncü defadan sonra mı satınız buyurduğunu bilmiyoru m, demiştir.

22- BÂB: CÂRİYE ZİNA ETTİĞİ ZAMAN (DÖVÜLÜR, FAKAT) YÜZÜNE KARŞI AYIBI SÖYLENMEZ, SÜRGÜNE DE GÖNDERİLMEZ

31-....... Bize el-Leys, Saîd el-Makburî'den; o da babası Key-
sân'dan tahdîs etti ki, Keysân, Ebû Hureyre(R)'den şöyle derken işit-miştir: Peygamber (S) şöyle buyurdu: "Bir câriye zina eder de, zina ettiği (beyyine ile veya gebelikle yâhud da ikrar ile) tebeyyün ederse,
efendisi ona celde uygulasın (yânı deynekle derisine vursun), fakat sözle onu kınayıp ayıplamasın. Sonra yine zina ederse, efendisi onu yine deynekle dövsün, fakat ayıbını yüzüne vurup ezâ etmesin. Sonra üçüncü defa zina ederse, efendisi onu (ayıbını beyân ederek) kıldan dokunmuş bir ip karşılığında bile olsa satsınl"
Bu hadîsi Saîd'den; o da Ebû Hureyre'den; o da Peygamber'-den rivayet etmekte İsmâîl ibn Umeyye, el-Leys'e mutâbaat etmiştir43.

23- YAHÛDÎ, HRISTİYAN VE BENZERLERİ OLAN ZİMMET EHLİ KİMSELER ZİNA ETTİKLERİ VE DA'VÂLARI İMÂMA YÜKSELTİLDİĞİ ZAMAN, BUNLARIN HÜKÜMLERİ VE EVLİ OLMALARININ BEYÂNI BABI

. 32-.......Bize eş-Şeybânî tahdîs edip şöyle dedi: Ben Abdullah
ibn Ebî Evfâ(R)'ya recm cezasından sordum. O:
—  Peygamber (S) recm cezası uyguladı, dedi. Ben:
— en-Nûr Sûresi'nden (yânı yüz deynek âyetinden) evvel mi yâ-hud sonra mı recm uyguladı? diye sordum.
Abdullah ibn Ebî Evfâ:
—  Bunu bilmiyoru m, dedi.
Bu hadîsi eş-Şeybânî'den rivayet etmekte Alî ibnu Mushir, Hâ-lid ibnu Abdillah, el-Muhâribî ve Ubeyde ibnu Humeyd dörtlüsü, Abdu'l-Vâhid'e mutâbaat etmişlerdir. Bu râvîlerden biri (yânî Ubeyde

43 Bu hadîslerin birer rivayeti Buyû'da da geçmişti.
Câriye zina eder de bu delille sabit olursa, ona deyneklem e cezası vurulur, fakat ayıbı yüzüne karşı söylenmez ve bu ayıbı ile kendisi azarlanıp hakaaret edilmez.
ibn Humeyd), Nûr Sûresi yerine "Yüz deynek (âyetin)den evvel mi?" şeklinde rivayet etmiştir. Birinci rivayet (yânî "en-Nûr Sûresi'nden evvel mi?" şeklinde olan rivayet) daha sahîh olanıdır44.

33-.......Abdullah ibn Umer (R) şöyle demiştir: Yahûdîler, Ra-
sûlullah(S)'a geldiler de O'na kendileri nden bir adamla bir kadının zina ettikleri ni zikrettil er (ve hükmünü sordular). Rasûlullah onlara:
—  "Siz recm hakkında Tevrat'ta ne buluyorsu nuz?" diye sordu.
Onlar:
— Biz zina edenlerin ayıplarını ortaya koyup teşhir ederiz, bunlar bir deynekle de dövülürler, dediler.
Abdullah ibn Selâm bunlara:
—  Yalan söylediniz! Tevrat'ta recm (âyeti) vardır! dedi. Bunun üzerine onlar Tevrat'ı getirdile r ve kitabı açtılar. Yahû-
dîler'den birisi (Abdullah ibn Surya) elini recm âyeti üzerine koydu, ondan önceki ve sonraki âyetleri okumaya başladı. Abdullah ibn Selâm ona:
—  Elini kaldır! dedi.
O da elini kaldırınca recm âyeti görülüverdi. Yahûdîler:

44 Bunun bir rivayeti yakında geçmişti. Buhârî âdeti üzere hadîsin bâzı tarîklerinde gelen tafsilâta İşaret etmiştir. Ahmed, Taberânî ve Ismâîlî'nin eş-Şeybânî'den rivayetle rinde o: Peygamber recm yaptı mı? diye sordum da, Abdullah ibn Evfâ: Evet, bir Yahûdî erkeğini ve bir Yahûdî kadınını recm etti, dedi, diye gelmiştir... (Aynî).
— Yâ Muhammedi Abdullah ibn Selâm doğru söyledi, hakîkaten Tevrat'ta recm âyeti vardır! dediler.
Tahkîkaatle zinanın sabit olması üzerine Rasûlullah bu iki zinâ-cının recm olunmalarını emretti, onlar da recm olundular . Abdullah ibn Umer:
— Ben, recm edilirken Yahûdî erkeğini, kadını atılan taşlardan korumak için, kadının üzerine meyleder hâlde gördüm, demiştir45.
Logged



Şatıbi Rahimehullahın da dediği gibi : Sünnet bize göre farzdır...
maesselame 87- KİTABU'L-MUHARİBIN MİN EHLİ'L-KÜFRİ VE'R-RİDDETİ : 02 Mart 2007, 16:58:27
Prof. Üye
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1642


Ya mukallibel kulub, sebbit kalbi ala dinik


WWW
24- BÂB: ERKEK KENDİ KARISINA YÂHUD BAŞKASININ KARISINA HÂKİMİN VE İNSANLARIN HUZURUNDA ZİNA SUÇU ATTIĞI ZAMAN, HÂKİM ÜZERİNE ZİNA ATILAN KADINA TAHKÎKAATÇI GÖNDERİP1. DE KADINDAN KENDİSİNE ATILAN SUÇU SORMAK VAZİFESİ VÂCİB OLUR MU?

(Cevâb: Evet'tir.)

45 Bunun bir rivayeti yakında "Balâtta recm bâbı"nda; bir rivayeti de Nübüvvet Alâmetleri'nde geçmişti.
Bu hadîste birçok fâideler vardır:
a.  Zımmî zina ettiği zaman hadd vurulur, bu, cumhur kavlidir.
b.  Zimmet ehlinin birbirler i üzerine şâhidliklerinin kabulü.
c.  Zımmîler'in nikâhlarının sahîh olduğu.
d.  Yahûdîler'in Tevrat'ta olmayan şeyi Tevrat'a nisbet eder oldukları.
e. Allah nakzedip bozmadığı müddetçe, bizden evvelki milletler in şerîatle-ri, kaanûnlan bizim için de geçerli birer kaanûn olduğu. İmâm Ahmed ile Şafiî bununla hüccet getirmişlerdir (Aynî).

34-.......Ebû Hureyre ile Zeyd ibn Hâlid (R) şöyle haber vermişlerdir: İki adam Rasûlullah(S)'m huzurunda çekişip da'vâlaştılar. Biri:
— Aramızda Allah'ın Kitabı ile hükmet! dedi. Diğeri de ikisinin daha anlayışlısı olduğu hâlde:
— Evet yâ RasûlAllah! Aramızda Allah'ın Kitabı ile hükmet ve da'vâmı söylemem için bana izin ver! dedi.
Rasûlullah ona:
—  "Konuş!" buyurdu.
O da da'vâsım şöyle arzetti:
— Benîm oğlum bu adamın yanında ücretli idi. -Râvî İmâm Mâlik: "Asîf" "Ecîr" yânı "Ücretle çalışan" demektir, dedi.- Bunun karısı ile zina etmiş. İnsanlar bana oğlum üzerine recm cezası olduğunu haber verdiler. Ben de oğlumdan bu adama yüz koyun ile bir de kendime âid olan bir cariyeyi fidye verip, oğlumu kurtardım. Sonra ben bunu ilim ehline sordum. Onlar da bana oğlum üzerine yüz dey-nek ile bir yıl gurbete gönderme cezası olduğunu ve recm'in, yânı taşlama cezasının ise ancak onun kansına düştüğünü haber verdiler! dedi.
Rasûlullah (S):
—  "Dikkat edin! Nefsim elinde bulunan Allah 'a yemin ederim ki, ben sizin aranızda elbette Allah'ın Kitabı ile hüküm vereceğim: Senin koyunlarına ve cariyene gelince; bunlar sana geri verilir!"'buyurdu ve onun oğlunu, yüz deynek vurup bir yıl gurbete gönderdi.
Uneys el-Eslemî'ye de diğer adamın karısına gitmesini emretti de:
—  "Eğer zina suçunu i'tir af ederse onu recm et!" buyurdu. Kadın zina suçunu i'tirâf etti, o da kadını recm etti 46.

46 Tahkîkaatinden sonra, kadının i'tirâfını tesbîtte mübalağa olmak üzere Peygam-ber'e haber vermesini n ardından recm etmiştir.
Hadîsteki uygulama, başlıktaki sorunun olumlu cevâbım ihtiva etmektedi r. Hadîs yakında birkaç kerreler geçti. Nevevî: Adamın Peygamber'den konuşmak için izin istemesi, onun daha fakîh, yânî daha anlayışlı olduğunun delilidir, demiştir (Aynî).

25- EHLİNİ, YAKINLARI NI YÂHUD BAŞKALARINI SULTÂNIN KENDİSİNE O HUSUSTA İZNİ OLMAKSIZIN EDEBLENDİRME YAPAN KİMSE BABI

Ebû Saîd de Peygamber(S)*in:
"Biriniz namaz kıldığı sırada bir kimse onun önünden
geçip gitmek isterse, onu iteleyip def etsin. O kimse
dinlemeyi p ille geçmekte dayatırsa, onunla doğuşsun!"
buyurduğunu söylemiş.
Ve Ebû Saîd kendisini n de böyle yaptığını
bildirmiştir 47.

35-.......Âişe(R) şöyle demiştir: Ebû Bekr (benim yanıma) geldi. Rasûlullah (S) o sırada başım benim dizimin üzerine koymuş vaziyette idi. Ebû Bekr:
— Sen Rasûlullah'ı da, insanları da yollarından habsedip alıkoydun, hâlbuki onlar su başında değiller, dedi ve beni azarlardı, eli ile de böğrümü dürtmeye başladı.
Beni kıpırdamaktan, Rasûhıllah'ın dizim üzerinde bulunmasından başka hiçbir şey men' etmiyordu . (Sabah olunca Rasûlullah kalktı, hiç su yoktu.) Allah Taâlâ Teyemmüm (ei-Mâide: 6) âyetini indirdi48 .

47  Bu hadîsin bir rivayeti Namaz Kitabı, "Namaz kılan önünden geçeni def eder bâbı"nda geçti. Bu hadîs, kişinin ehlinden başkasını edeblendi rmesine delâlet etmektedi r.
48  Bunda da Ebû Bekr'in kızını, Peygamber'in huzurunda ondan izin istemeden edeblendi rmiştir. Hadîs uzunca bir metinle Teyemmüm bâbı'nda geçti.

36-.......Âişe (R) şöyle demiştir: (Gerdanlığım kaybolup da insanlar susuz bir yerde ikaamet ettikleri zaman) Ebû Bekr benim yanıma geldi de bana şiddetli bir vuruşla vurdu ve:
— Sen insanları bir gerdanlık sebebiyle habsedip yollarından alıkoydun! dedi.
Vurması benim canımı acıtmış olduğu hâlde, Rasûlullah'ın dizim üzerinde uyumakta olup O'nu uyandırmam korkusuyl a ölüm beni tutmuşçasına hareketsi z durdum... Bu hadîs de geçen hadîs tarzındadır.
Ebû Abdillah el-Buhârî: "Lekeze" ve "Vekeze" ikisi de bir olup "Parmakları yumarak vurmak" ma'nâsınadır, dedi.

26- KARISININ BERABERİNDE YABANCI BİR ADAM GÖRÜP ONU ÖLDÜREN KİMSE BABI

37-.......Bize Abdulmeli k ibn Umeyr, el-Mugîre'nin kâtibi olan
Verrâd'dan tahdîs etti. el-Mugîre ibn Şu'be (R) şöyle demiştir: Sa'd ibn Ubâde (R):
— Karımla beraber bir erkek görürsem, hiç aman vermeden onu kılıcımın keskin ağzıyle vurur öldürürdüm, demişti.
Onun bu sözü Peygamber(S)'e ulaşınca, yanında bulunanla ra:
—  "Sizler Sa'd'ın bu kıskançlığına şaşıyor musunuz? Emîn olunuz ki, ben ondan daha kıskancım. Allah da muhakkak benden daha çok kıskançtır" buyurdu 49.

49 Gayret, kişinin adına ve namusuna leke verecek haletten kendini himaye eyle-

27- TA'RÎZ HAKKINDA GELEN ŞEY BABI

38-.......Bana Mâlik, İbn Şihâb'dan; o da Saîd ibnu'l-Müsey-
yeb'den; o da Ebû Hureyre(R)'den şöyle tahdîs etti: RasûluIlah(S)'a
bir bedevi geldi de:
— Yâ RasûlAllah! Benim karım siyah bir oğlan doğurdu (karımdan şübheleniyorum), dedi.
Rasûlullah da ona:
—  "Senin develerin var mı?" diye sordu. Bedevî:
— Evet var! dedi. Rasûlullah:
—  "Develerin renkleri nasıldır?" diye sordu. O:
—  Kırmızıdır, diye cevâb verdi. Rasûlullah:
—  "Bunların içinde beyazı siyaha çalar boz renkli deve var mıdır?" dedi.
Bedevî:
—  Evet vardır, diye cevâb verdi. Rasûlullah:
—  "O boz renk nereden oldu?" diye sordu. Bedevî:
mek ma'nâsmadır ki, kıskançlık ta'bîr olunur. Ve Allah Taâlâ kullarına rahmet indirmek, hayır ve bol rızk ihsan eylemek ma'nâsmadır (Kaamûs Ter.)
Allah'ın kıskançlığını Ebû Hureyre'nin rivayetin de Rasûlullah (S): "Mü1-minin Allah Taâlâ'nın haram kıldığı şeyleri istememes idir" diye tefsîr etmiştir. Abdullah ibn Mes'ûd'un rivayetin de de Rasûlullah: "Allah kullan hakkında herkesten çok gayret sahibi olduğu içindir ki, kullarına kötü söz ve kötü isten ibaret olan çirkin huyları haram kıldı" buyurmuştur. Bunların birer rivayeti Nikâh'ta geçmişti.
— Soyunun bir damarına çekmiş olduğunu zannediyo run, dedi. Rasûlullah:
—  "Senin bu oğlun da eski bir soy köküne çekmiş olabilir" buyurdu 50.

28- BÂB: "TA'ZÎR", YÂNÎ MEN' ETME VE EDEBLENDİRME CEZALARIN IN SAYISI NE KADARDIR? 51

39-.......Ebû Burde Hâni' ibnu Niyâr el-Evsî (R): Peygamber

(S): "Allah'ın ta'yîn ettiği haddlerde n birinde ve hukukunda olmadıkça, hiçbir kimse on deynekten fazla deyneklen mez" buyurdu, demiştir 52.
50  Başlığa uygunluğu "Siyah çocuk" sözünden alınır. Bunun ma'nâsı: Ben beyazım, çocuk siyahtır. O benden değildir; annesi zina etmiştir., diye ta'rîz etmektir. Hadîsin fâidesi, renk değişikliği gibi zayıf emarelerl e çocuğun nefyedilm e-yeceği, kuvvetli deliller bulmanın zarurî olduğudur. Bunun da bir rivayeti Ta-lâk'ta geçti.

51  Ta'zîr, lügatte levm, tevbîh, reddvemen' etmek demektir. Şerîatte ise hadd îcâb etmeyen bir suçtan dolayı te'dîb eylemekti r. Bu te'dîb icâbına göre hapis, dayak, tokat, kulak çekme, azarlama veya hâkimin surat asarak bakması gibi muhtelif şekillerde olur. Bâzı fakîhlere göre, dayak atmanın en azı üç, en çoğu otuz dokuz deynektir . Çünkü  "Ta'zîr"'m "Hadd" derecesin e varmaması gerekir. "Hadd"in (yânî cezanın) en azı mikdân köleye vurulandır ki, zina iftirası ve içkide kırk sopadır.

Ta'zîr üç bakımdan Hadd'e benzemez:

a.  Ta'zîr, şahısların hâllerine göre değişir.

b.  Ta'zîr'de şefaatte bulunmak caizdir, haddlar için şefaat asla caiz değ! dir.

c.  Ta'zîr sebebiyle telef olan şahıs ödenir.

52  Allah'ın hukuk ve emirleri cümlesinden olup, kemmiyeti nassan bilinen şer'î cezalar: Dînden çıkma, zina, hırsızlık, içki, namuslu kadınlara zina isnadı, şakî-lik gibi suçlara âid olanlardır. Bunların dışında nassla cezası ta'yîn edilmemiş olan suçlar, ma'siyetler hakkında ta'zîrler yânî men' ve edeblendİrme cezaları

40-....... Bize Müslim ibnu Ebî Meryem tahdîs etti. Bana Abdurrahmân ibnu Câbir, Peygamber'den işiten kimseden tahdîs etti ki, Peygamber (S): "Allah'ın ta'yîn ettiği haddlerde n biri hususunda olmak müstesna, on vuruştan fazla ukubet yoktur" buyurmuştur.

41-......Bana Abdullah ibnu Vehb tahdîs etti. Bana Amr ibnu'l-
Hâris haber verdi ki, ona da Bukeyr ibn Abdillah el-Eşecc tahdîs edip şöyle demiştir: Ben Süleyman ibn Yesâr'm yanında otururken oraya Abdurrahmân ibn Câbir geldi ve o, Süleyman ibn Yesâr'a tahdîs etti. Sonra bizim yanımıza Süleyman ibn Yesâr yönelip geldi de şöyle dedi: Bana Abdurrahmân ibn Câbir tahdîs etti ki, ona da babası Câbir ibn Abdiilah (R), Ebû Burde eî-Ensârî(R)'den işittiğini tahdîs etmiştir. O şöyle demiştir: Ben Peygamber(S)'den işittim: "Allah'ın ta'yîn ettiği haddlerde n birinde olmak müstesna, hiçbir kimseye on kamçıdan fazla deynek vurmayın!" buyuruyor du 53.
meşru' kılınmıştır. Bu hadîslere göre bunların a'zamî haddi on deynektir . Bu
mikdârı geçmemek üzere ceza ta'yîni, devletin ve hâkimlerin re'y ve ictihâdlan-na bırakılmıştır.

53 "Allah'ın ta'yîn ettiği hadd"lerden maksad, âyetlerde Allah tarafından belli mikdârlarda ta'yîn edilen cezalardır ki, bunlar: Zina haddi, hırsızlık haddi, içki içme haddi, iftira etme haddi gibi cezalardır. Bu hadîse göre bu suçlar dışında kalan suçlar ve kabahatle re on kırbaçtan fazla vurulmaya caktır. Ahmed ibn Han-bel ve Şâfiîler'den bir cemâat bu hadîsle amel etmişlerdir. Hanefîler'den bâzılarına göre ta'zîrin en azı mikdârı üç sopadır. Bâzılarına göre bu iş, hâkimin re'yine kalmıştır.

42-.......Bize Ebû Selerne tahdîs etti ki, Ebû Hureyre (R) şöyle
demiştir: Rasûlullah (S), orucu (arada sahur yemeden) birbirine eklemekte n nehyetmişti. Müslümanlardan bâzı adamlar O'na:
— Yâ RasûlAllah! Sen bir günün orucunu öbür güne ekliyorsu n? dediler.
Bunun üzerine Rasûlullah:
—  "Sizin hanginiz bana benzer? Ben, Rabb 'im beni doyurur ve içirir bir hâlde gecelerim" buyurdu.
Fakat sahâbîler (sahûrsuz) ekleme orucu tutmaktan vazgeçmemekte ısrar edince, Rasûlullah onlara bir gün ekleme orucu tutturdu. Sonra bir gün daha (arka arkaya iki gün) ekleme orucu tutturdu. Sonra (üçüncü günü) hilâli gördüler. Bunun üzerine Rasûlullah onların orucu eklemekte n vazgeçmedikleri zaman, onlara ceza verici bir tavırla:
—  "Eğer Ay geri kalsaydı (sizler ondan âciz kalıncaya kadar bir ceza olarak) ben sizlere daha fazla ekleme orucu tuttururd um!" buyurdu.
Bu hadîsi ez-Zuhrî'den rivayet etmekte Şuayb, Yahya ibn Saîd, Yûnus üçlüsü de Ukayl'e mutâbaat etmişlerdir.
Abdurrahmân ibn Hâlid de İbn Şihâb'dan; o da Saîd ibnu'I-Müseyyeb'den; o da Ebû Hureyre'den; o da Peygamber'den söylemiştir 54.

54 Başlığa uygunluğu "Onlara ceza verici bir tavırla" sözünden alınır  Bunun bir rivayeti Oruç Kıtâbı'nda geçmişti.

43-.......Bize Ma'mer ibn Râşid, ez-Zuhrî'den; o da Sâlîm'den;
o da Abdullah ibn Umer(R)'den tahdîs etti ki, onlar Rasûlullah (S) zamanında ölçüsüz tartısız götürü pazarlıkla yiyecek maddesi satın aldıklarında, bu malları bulundukl arı yerlerind en kabzedip de kendi evlerine taşıyıncaya kadar onları satmaktan men' olunurlar ve böyle yapmayanl ar dövülürler imiş 55.

44-....... Âişe (R): Rasûlullah (S) kendisine getirilen hiçbirşey
hususunda, Allah'ın haramlarından birine saygısızlık edilmedikçe, kendi nefsi için intikaam almamıştır. Haramlard an birine saygısızlık edildiğinde de Allah için intikaam alırdı, demiştir56.

29- ÂDETEN ÇİRKİN OLAN BİR İŞ ORTAYA KOYAN, BEYYİNE OLMAKSIZIN BAŞKASINA BİR ŞERR İSNÂD EDEN, ZANNLA TÖHMET ATAN KİMSE(NİN HÜKMÜ) BABI

55  Başlığa uygunluğu "Götürü pazarlıkla aldıkları malları kabzedip de evlerine taşımadan satış yapanların dövülmeleri" fıkrasından alınır. Bunun bir rivayeti Bu-yû'da geçti.
56  Başlığa uygunluğu, Rasûlullah'm, Allah'ın haramlarından birine saygısızlık edilip parçalandığı zaman, dövmek, habsetmek veya sevilmeye cek diğer birşeyle cezalandırır olması bakımındandır. Bunların hepsi ta'zîr ve te'dîbde dâhildir. Bunun bir rivayeti "Peygamber'in sıfatı bâbı"nda geçmişti.

45-.......Bize Sufyân ibn Uyeyne tahdîs etti. ez-Zuhrî Sehl ibn
Sa'd'den söyledi. Sehl ibn Sa'd (R) şöyle demiştir: Ben onbeş yaşında iken bir karı-kocanın la'netleşmeleri meclisind e hazır bulundum. Peygamber (S) la'netleşmelerinden sonra onların arasını ayırdı. Kadının kocası:
— Yâ RasûlAllah! Eğer ben bu kadını nikâhımda tutarsam ona iftira etmiş olurum, dedi (de Rasûlullah ona boşamayı emretmede n önce kesin olarak boşadı).
Sufyân: Ben ez-Zuhrî'den bundan sonrasını şöyle ezberledi m, dedi: "Eğer kadın şöyle şöyle sıfatta (yânî kara gözlü, kaim kalçalı) bir çocuk getirirse, adam kadın aleyhinde ki sözünde doğru söyleyicidir. Eğer kadın şöyle şöyle sıfatta, kızılca keler gibi kırmızı bir çocuk getirirse, adam iddiasında yalancıdır" dedi.
Sufyân şöyle dedi: Ben ez-Zuhrî'den işittim: Bu kadın, sevilmeye n sıfatta bir çocuk getirdi, diyordu 57.

46-.......Bize Ebu'z-Zinâd tahdîs etti ki, el-Kaasım ibn Muham-
med şöyle demiştir: İbn Abbâs, la'netleşme yapan iki- kişiyi zikretmişti. Abdullah ibnu Şeddâd da:
— İşte o kadın, Rasûlullah(S)'m "Eğer ben bir kadını beyyine-siz olarak recm edici olaydım, bunu recm ederdim" buyurduğu kadındır, dedi.
İbn Abbâs:
—  Hayır, bu, çirkinliği ve fucûru açıkta yapan kadındır, dedi.

57 Kadın, kendisiyl e zina ettiği iddia edilen adama benzer sıfatta bir çocuk getirmiş, bu sebeble çocuk anasına nisbetle anılmıştır. Zina suçu da, zina iftirası da isbât edilemediği için la'netleşme yapılmış, bu suretle karı-koca ayrılmış, başkaca bir hadd uygulanma mıştır. Bunun daha geniş bir rivayeti Talâk'ta geçmişti.

47-.......İbn Abbâs (R) şöyle demiştir: Peygamber(S)'in yanında la'netleşme zikrolunm uştu. Âsim ibn Adiyy de bu konuda bir söz söylemişti. Sonra Âsim ayrılıp evine gitti. Akabinde ona kendi kavminden olan (Uveymir adında) bir adam geldi ve kendi karısının yanında bir adam bulduğunu söyleyip şikâyet ediyordu. Bunun üzerine Âsim:
—  Ben bu belâya ancak kendi sözümden dolayı uğramışımdır, dedi ve o adamı Peygamber'in yanına götürdü.
Peygamber'e, o adamın karısını beraberin de bulduğu kimseyi haber verdi. Bu adam sarı benizli, az etli, düz saçlı idi. Onun, ailesinin yanında bulduğunu iddia ettiği adam ise esmer, kalın ve dolgun bacaklı, çok etli şişman bir kimse idi.
Peygamber:
—  "Allâhumme, beyyin^ Allah'ım, beyân buyur!" dedi. Sonunda kadın, kocasının yanında bulduğunu zikrettiği adama
benzer bir çocuk doğurdu. Peygamber bu karı-koca arasında la'netleşme yaptırdı...
Abdullah ibn Şeddâd, bulundukl arı bu mecliste Abdullah ibn Ab-bâs'a hitaben:
—  İşte o kadın, Peygamber(S)'in "Eğer ben beyyinesi z olarak recm edici bir kişi olsaydım, işte bu kadını recm ederdim"^buyurduğudur, dedi.
İbn Abbâs da:
— Hayır, o kadın, İslâm içinde kötülüğü açıkça yapan bir kadındı, dedi58.

30- İFFETLİ KADINLARA ZİNA İFTİRASI ATILMASI VE AZIZ VE CELÎL OLAN Allah'IN ŞU KAVLİ BABI:

"Namuslu ve hürr kadınlara iftira atan, sonra dört şâhid getirmeye n kimselere de seksen deynek vurun.
Onların ebedi şâhidliklerini kabul etmeyin. Onlar
/âşıkların tâ kendileri dirler. Ancak bundan sonra tevbe
eden ve hâllerini iyileştiren müstesnadır. Çünkü Allah
çok mağfiret edicidir, çok merhamet eyleyicid ir"
(en-Nûr: 4-5)î

"Namuslu, (kötülüklerden) habersiz mü'min kadınlara
iftira atanlar dünyâda da, âhirette de la 'nete uğratıldılar. Onlar için büyük bir azâb vardır"
{en-Nûr: 23) 59;

"Zevceleri ne zina iftirası atan, kendileri nin kendileri nden başka şâhidleri de bulunmaya n kimseler;
onlardan herbirini n yapacağı şâhidlik, kendisini n
hakîkaten sâdıklardan olduğunu Allah'a yemin ile dört
(defa tekrar edeceği) şâhidliktir. Beşinci de eğer onlar
yalancılardan ise, Allah'ın la'neti muhakkak üstüne-

58  Nevevî şöyle dedi: Bu kadının kötülük işlediği yayıldı, bu kadın kötülük işle-■ mekle meşhur oldu; fakat onun bu kötü fiillerin e beyyine sabit olmadı, kendisi
de i'tirâf etmedi. Bu hadîs beyyine veya i'tirâf ile sabit olmadıkça, sâdece kötülük işlediği şâyî olmakla hadd vurulmaya cağına delâlet etmiştir.... (Aynî)

59  Bu iki grup âyetin zikredilm esi şundandır: Birincisi, zina iftirasına âid haddin
(olmasını ifâde etmesi)dir" (en-Nür: 6-9)
60

48-.......Bize Süleyman ibn Bilâl, Sevr ibn Zeyd'den; o daEbû'l-
Gays'tan; o da Ebû Hureyre(R)'den tahdîs etti ki, Peygamber (S) bir kerresind e:
—  "Helak edici yedi şeyden sakınınız!" buyurdu. Sahâbîler:
—  Yâ RasûlAllah! Bu yedi şey nedir? diye sordular. Rasülullah:
—  "Allah'a ortak kılmak, sihir yapmak, Allah'ın haram kıldığı bir hayâtı öldürmek, haklı öldürücüler müstesnadır; faiz kazancı yemek, yetim malı yemek, düşmana hücum sırasında harbden kaçmak, zinadan korunmuş olup hatırlarından bile geçmeyen mü'min kadınlara zina isnâd etmektir" buyurdu 6I.

31- KÖLELERE ZİNA İFTİRASI ATMANIN HÜKMÜ BABI

hükmünü beyâna delâlet etmekte, ikincisi de bu iftiranın büyük günâhlardan olduğuna delâlet etmektedi r (Aynî).

60  Bu da zevceleri ne zinan isnâd edenlerin ve bu isnâdlarını isbât edemeyenl erin tâbi' tutulacak ları muameleyi tesbît eden âyettir. Hâsılı zina iftirası, zina gibi çok çirkin ve zevcİyet namusunda gayet mühim olduğundan, bir taraf bakımından iftira haddi, bir taraf bakımından da zina haddi makaarrim a kaaim olacak olan Hân da böyle mühim bir kurtuluştur ki, bunları Allah kaanûn yaptı... Bunların daha geniş açıklamaları Tefsîr ve diğer yerlerde geçmişti.

61  Bu hadîsin bâzı rivayetle ri Vasiyetle r ile Tıbb'da da geçmiş ve açıklamalar oralarda verilmişti. Müslim de bunu îmân'da, "Büyük günâhları ve en büyüğünü beyân bâbı"nda, 145 "89" rakamıyle getirmiştir. Hadîsle âyet arasındaki uygunluk meydandadır.

49-.......Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Ben Ebû'l-Kaasım sal-
la'llâhu aleyhi ve sellem'den işittim, şöyle buyuruyor du: "Her kim mâliki olduğu kölesine zina isnâd eder, köle de onun söylediği bu is-nâddan berî bulunursa, o kimse kıyamet gününde dövülür, ancak kölenin onun söylediği gibi olması hâlinde dövülmez"6?.

32- BÂB: İMÂM BİR KİMSEYE EMREDER VE O KİMSE DE İMÂMDAN UZAKTA OLARAK HADD UYGULAR MI?

Umer ibnu'l-Hattâb bunu yapmıştır.
62 Kölelik kaldırılmıştır. İslâm Dîni'nin gayesi de bu idi. fslâm hukukunun ana düstûrlarından biri, insanların hürr doğması ve hürr yaşamasıdır. Onun için Peygamber, hayâtı müddetince köleleri yükseltmeye çalışmıştır. Kölelik dışında insanların himayeler i altında bulunanla r bu gün de vardır, her devirde de bu nevi' kimseler bulunacak tır. İşte bu himaye altında bulunan zayıf kimselere kendileri böyle suçtan uzak oldukları hâlde zina veya diğer bir suç isnâd edenler hadîste bildirile n uhrevî cezaya çarpılacaklardır.

50-.......Bize Sufyân ibn Uyeyne, ez-Zuhrî'den; o da Ubeydul-
lah ibn Abdillah ibn Utbe'den; o da Ebû Hureyre ile Zeyd ibn Hâlid el-Cuhenî(R)'den tahdîs etti. Bu iki sahâbî şöyle demişlerdir: Peygam-ber(S)'e bir adam geldi de:
—  Yâ RasûlAllah! Sana karşı Allah adına yemîn eder, muhakkak bizim aramızda Allah'ın Kitabı ile hüküm vermeni isterim, dedi.
Bunun üzerine hasmı da ayağa kalktı. Hasım ötekinden daha anlayışlı ve dirayetli hâldeydi. O da:
— (Evet) o doğru söyledi, aramızda Allah'ın Kitabı ile hükmet ve da'vâmı söylemem için bana izin ver yâ RasûlAllah! dedi.
Peygamber ona:
—  "Söyle!" buyurdu. O da şöyle anlattı:
—  Benim oğlum bu adamın ailesi içinde ücretli idi, onun karı-sıyle zina etmiş. Ben bu adama oğlum adına yüz koyun ve bir erkek hizmetçi fidye verip, oğlumu kurtardım. Ve ben bu mes'eleyi ilim ehlinden birtakım adamlara sordum. Onlar bana, oğluma yüz deynek ve bir yıl sürgün cezası gerektiğini, bu adamın karısına da taşlanma cezası gerektiğini haber verdiler! dedi.
Rasûlullah da:
—  "Nefsim elinde bulunan Allah'a yemîn ederim ki, ben sizin aranızda elbette Allah'ın Kitabı ile hüküm veririm: Yüz koyun ve hizmetçi sana geri verilir, oğlun üzerinde de yüz deynek ve bir yıl gurbete gönderme cezası vardır. Yâ Uneys! Sen de b,u adamın karısı üzerine git de ona sorup bu isnadı tahkik et! Eğer kadın zina suçunu (sabit olacak tarzda) i'tirâf ederse, onu recm et!" buyurdu.
Uneys kadına gitti, tahkîkaatta kadın zina ettiğim i'tirâf edince ona recm cezası uyguladı 63.

63 Bu hadîs, şimdiye kadar birçok kerrcler ayrı ayrı başlıklara delil olmak üzere geçti, Peygamber'in bu işi Uneys'e tahsîs etmesi, Uneys'in de, o kadının da Eşlem kabîlesine mensûb bulunmala nndandır.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismiyle
Logged