Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
1 Saat
1 Gün
1 Hafta
1 Ay
Her zaman
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
H
ANASAYFA
ARŞİV
GİRİŞ
KAYIT
imamhatip.com
>
Kültürel ve Sanatsal Aktiviteler
>
Edebiyat
>
Edebi Dergi Yazıları
(Moderatör:
Âmak-ı Hayal
) >
gıdenı beklemek( ıkındı yagmurları)
Sayfa: [
1
]
2
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Favorilerime Ekle
Yazdır
Gönderen
Konu: gıdenı beklemek( ıkındı yagmurları) (Okunma Sayısı 637 defa)
TURKUAZ
gıdenı beklemek( ıkındı yagmurları)
: 12 Ekim 2006, 11:32:51
Ordinaryus
Offline
Mesaj Sayısı: 3441
lades gibi aklımdasın...
Gidenler hep bekle beni derler ve kalanlar hep bekleyeceğine yemin ederler"
Her giden ardında bir bekleyen bırakır. Bazen ister bekle beni der, bazen de bekleme hayatına devam et der. Bu bekleme demenin ardında bir beklenme isteği vardır hep...
Ve her kalan yüreğindeki acısıyla bekleyeceğim der. Dönmeyeceğini bile bile, gelmeyeceğini bile bile, sevmeyeceğini bile bile. Ve bekler...
Yanı başımızdayken fark etmediğimiz bir çok ayrıntı takılır hafızalara. Oysa ne güzelmiş yaşanılanlar dersiniz. Meğer ne çok sevmişim dersiniz. Ve belki de hiç sevilmediğinizi fark edersiniz. En acısı da budur ya zaten. Sevilmeden sevdiğinizi fark ettiğinizde beyninizi yer binlerce soru. Başlarsınız cevabı besbelli olan sorulara kendinizce cevap aramaya.
Ve sorgulama zamanı gelir kendinizce.. Oysa unutursunuz bir şeyi. "Aşk Sorgulanmadan Yaşanmalıdır."
Baktığınız her yer "onda" biter. Gördüğünüz her şey de "onu" ararsınız. Aynadaki görüntünüzde bir yansıma, sokaktaki köşe başında bir kucaklaşmadır "o". Yağan yağmurdur, denizdeki yakamozdur "o", gecelerin ayı, gündüzlerin güneşidir "o"...
Ve son cümleler dökülür artık dilinizden. "O" Mutlu Olsun Yeter. Diyebileceğiniz bir şey kalmamıştır çünkü. Tıpkı yüreğinizi sizden aldığı gibi giderken cümlelerinizi de götürmüştür yanında.
Sessizlik kalır geriye biten bir sevgiden. Ve Ayrılık Urganı kalır boynunuzda "yağlı bir ilmek gibi". Sanki biri ha çekti ha çekecek. Durdu sanırsınız dünyayı ha battı ha batacak. Ama ne dünya durur nede o ilmek çekilir. Hayat devam ediyordur ve bu çarkın içinde sizi de bilmediğiniz başka diyarlara sürüklüyordur.
Bitecek sanırsınız acınızı bitmez. Sadece bir yerlere saklanır yüreğinizde.Bir şarkıda, bir şiirin içli mısralarında ve belki de bir sözde kanamaya hazır bir yaradır o artık.
ıkındı yagmurları
«
Son Düzenleme: 22 Ekim 2006, 18:30:21 Gönderen: Gıfarlı Ebuzer
»
Logged
Reklam
gıdenı beklemek( ıkındı yagmurları)
«
:
12 Ekim 2006, 11:32:51 »
Logged
şeymanur
Ynt: gıdenı beklemek
: 18 Ekim 2006, 14:39:43
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 311
Gerçekler ZAMAN'la Anlaşılır....
giden seviliyorsa beklemek çok güzeldir...
Logged
olmazlar vadisinin derinliklerinden,
erişilmez ümit dağlarının tepelerinden,
bir parça buz getir!....
serinlet gönlümüzü!.........
rabbimyolundanayirma
Ynt: gıdenı beklemek
: 18 Ekim 2006, 14:41:51
Ziyaretçi
güzel bir yazıydı,gerçekleri ifade temiş.teşekkür ederiz kardeş.
Logged
Cihad44
Ynt: gıdenı beklemek
: 18 Ekim 2006, 15:02:55
Ordinaryus
Offline
Mesaj Sayısı: 3679
şiddete meyyalim, vAllahi dertten..
gercek
ve
acı..
tskler ..
Logged
Istihbarat//Sifresiz Yayin.
oqyanus
Ynt: gıdenı beklemek
: 18 Ekim 2006, 15:04:24
Prof. Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 1662
neden böyle olur ki
Logged
ADI KOYULMAMIŞ HİÇ BİR ŞEYİN GERÇEK ANLAMDA VAR OLDUĞUNA İKNA OLMAYAN BİR KALBİN SAHİBİYİM...
SUNGUR_ALP
Ynt: gıdenı beklemek
: 18 Ekim 2006, 15:09:12
Prof. Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 1806
güzel bir anlatım eline sağlık
Logged
VAKİT DAĞLARIN BAKIR RENGİYDİ; DÖNDÜM .TEPEDEN TIRNAĞA TERTEMİZ VE EN İNSANCIL YANIMLA.
TURKUAZ
Ynt: gıdenı beklemek
: 20 Ekim 2006, 12:50:16
Ordinaryus
Offline
Mesaj Sayısı: 3441
lades gibi aklımdasın...
Varlığın, yokluğuna özdeş şimdi…
Yazıyorum birkaç dakika ağlamışlığın ve gözyaşının üstüne…
…
Sen bulanıklaşsan da, gözüm hep ufuktaki yalnız haberciyi gördü…
Buğulanmış cama çarparken yağmur damlaları, ben çizdim bir kâlp içine iki bedeni…
Zamanın bilmem hangi köşesindeydik hatırlamıyorum.
İşime gelmeyen buluşmalardan kaçmadım sen varsın diye…
Çam diplerinde petunyaları kuruturken ellerimizde,
sen bana SENİ SEVİYORUM derken bile bakamıyordum gözlerine.
Utancımdan … alışık olmadığımdan belki … belki de o öpülesi dudaklarından
ayıramam dudaklarımı diye, korkumdan.. Farkına varamadım gerçeklerin..
Gözlerine saklanmış hainliği sezseydim eğer; … eğer, denizlerden çaldığın dalganın,
bir mühür gibi yüreğime leke yapacağını çözebilseydim, mayasız öperdim seni.. Özüm’süz …
…
Güzel kelimeler istiyordum senden … Ay ışıklarıyla yıkanmış, okuyunca en çirkin anlarımın
anlamlaştığı, okuyunca dokunduğun gözlerimin mızmızlaştığı …
…
Yıllar geçti aradan.. ve farkında olmadan…
Adımlarım daha büyük, daha hızlı ve daha sağlam…
Yokluğunda büyüttüğüm acılarımı her gün tazelemek zoruma gitmeye başladı.
Ve hasretinin bitime uğraması gerekti. Eylüldü.. hüzün mevsimiydi.. nasıl unuturdum seni?
Yaprakların salına salına karıştığı toprağı öpüyordum, “Vatanım” diye değil! Sen dön diye…
…
-Köylü kız- büyüsü bozulduğunda ben öğretmen olmuştum..
Hani rüyalarımın en güzel sahnesinde seyrederken, göz yaşlarımı tutamadığım …
hani en mateminde gecenin; üzerimde bir hamal gibi taşıdığım sensizlik
yükünü atmak istediğimde, düşünüp de derinlere daldığım….
Hatırladın mı?
Saçlarım; senin bildiğin kadar sıradan değil artık..
Gözlerime durulmayı öğrettim..
Dudaklarıma kilit vurdum konuşmasın diye..
Yüreğimdeki seni her gece zindana attım bensizliğin acısını,
sensizliğin acısını çektiğim gibi çek diye! !
…
Gitme Sevgili!
Sokak aralarında yitirdiğim aklımı geri ver bana.. yüreğim yüreğinde..
Böyle kuru bir beden ne işe yarar sensiz..
Ya dünümü ver, yada hakkımı! çok mu arzu ettiklerim?
Hayatının kısa film akropollerinde hiç mi karem yok? Senaryoda figüran olarak
ölmek istemiyorum.. al beni de gözlerine…
…
Gözünle gördüğün her seksiyonda bir sahtekârlık, her parselinde acı ve göz yaşı…
Güzel kelimelerinden duymak istiyordum bir ikindi çayı ertesinde..
Dudaklarından dökülmedikten sonra, adıma yazılan mektupların ne albenisi var ki?
…
Evlendim…Soğuk duvarlarında, gece lâmbasının aydınlattığı kadar görebildiğim
dünyanın eşiğinde, bedenimi saran başka kolları sen zannedip doyasıya,
hissedilmeyen kokunu sineye çektiğim günler aklıma geldi..
Evlendin…İkinci sayfa haber bültenlerinden öğrenmek istemezdim…
Bilmek isterdim yerime koyduğun biblonu… Kim bilir hangi Can sırada bekliyordu Yanmak için…
Farkında olmadan işlediğin günahın bedelini ödeyeceksin demiştim …
Yüreğimi yüreğine koymuş olsaydın farkına varırdın süzülmemiş gerçeklerin…
Arsız gönül kuşun konmuştu bir başka evin bir başka penceresine…Açar mıydı? …
…
Yıllar geçti aradan … farkında olmadan.
Cebimde kimsenin göremediği bir öfke saklı sevdiğim…
Çıkardığımda dağ dayanmaz ki gönlün dayansın?
Ben, kaybolmuşluğun sefasını sürerken, sen, bensizliğin nedametini çekiyorsun…
Hissediyorum bunu…Ne ektin ki biçesin?
Beni arıyorsan;
Yokum! !
Sisle çevirdiğin bu evren, artık benim olmadığı kadar, seninde değil! !
Zaman hızla akıp gidiyor..
Yıllar sonra bugün, bakıp da halime gülmeyeceğim…
Gözlerime durulmayı öğrettim…
Dudaklarım, dudaklarında güneşe selam çakmayacak artık..
Erkekçe, namusluca çekip gideceğim gözlerinin önünden;
Arkasına bile bakmadan…
…
Dur! !
Yaklaşma…
Yollarına toz olduğum sevgili! !
Dudak büktüğüm gidişine…
Yüz eskittiğim zamanla..
Ey Yüreğimi yüreğine bir kez olsun konuk edemediğim sevgili! ! !
Dokunma ellerime..
O eller ki, zamanın bir köşesinde, okul kaçışlarının heyecanıyla
atan kâlpleri bir bedene dolduran; sonra Tek can ile kenetlenip
kaderin vahametini inadıyla kıran eller…
…
Git..
Varlığın, yokluğuna özdeş şimdi…
Yazıyorum birkaç dakika ağlamışlığın ve gözyaşının üstüne…
-Iktibas-
Logged
enigma
Ynt: gıdenı beklemek
: 20 Ekim 2006, 13:17:41
Ziyaretçi
eğer birini gerçekten seviyorsan onu salık ver.dönerse senindir dönmezse zaten hiç senin olmamıştır demiş eskiler..
heleki bu yazıda "yireğimi yüreğine bir kez olsun konuk edemediğim sevgili" tarzında kişiyi beklemek bence yersiz zira o zaten hiç uğramamışki sizin gözyaşlarınıza..
Logged
TURKUAZ
Ynt: gıdenı beklemek
: 20 Ekim 2006, 19:18:55
Ordinaryus
Offline
Mesaj Sayısı: 3441
lades gibi aklımdasın...
aglama melegım
Ağlama Meleğim
Ağlama meleğim, kendini mahvetme!... Başını eğip de "Başlarını açamasak bile
baş eğdirdik" dedirtme... Unutma, "Şeref ve üstünlük Allah'ındır, bir de
Resûlünün ve müminlerin"... Sana "başını ört!" diyen Allah böyle buyuruyor.
Sen başını yiğitçe örterek gerçek kişiliğini ortaya koydun... başörtünü
inancınla bütünleştirdin... Onu kimliğinin bir parçası haline getirdin ve
böylece dünya aleme "Ben müslümanım" diye haykırdın... Başını örtmeni
emreden Allah'a yemin ederim, sen bu yiğit duruşunla her zaman şanlı ve
galipsin... Seni mağlup edecek adam daha anasından doğmadı...
Senin başın dumanlı dağlardan daha yüce... Başörtün bulutlardan daha
güzel... Cennette Allah, ayın on dördü gibi ayan beyan görüldüğü zaman,
eminim o gün sen, Kâinatın Rabbini, daha yakından göreceksin o yücelerdeki
başınla...
Seni ezmek isteyene ezilme!.. Allah'ın sana doğduğun gün verdiği hakkı söke
söke almaya çalış!... Bu gün vermezlerse yarın verecekler.
Yorulduğuna, yıprandığına üzülme... Dünya didinme ahiret dinlenme yeri...
Rabbine kavuşuncaya kadar mü'mine rahat yok... Rahat cennette, o ebedi
yurdumuzda... Dünya denen şu ağacın altında biraz nefeslenip yeniden yola
koyulacağımızı aklından çıkarma...
Ayağımıza batan dikenler bizi yıldırmasın... Belli ki cennet yakınımızda...
Çünkü cennet dikenlerle çevrilidir... yorgunluk, sürekli hastalık, tasa,
keder, sıkıntı ve gam, hatta ayağa batan dikene varıncaya kadar başa gelen
her şey müslümanın hatalarının bağışlanmasına vesiledir... Allah hayrını
dilediği kişiye sıkıntı verir... Biraz korku, biraz açlıkla imtihan bizim
kaderimizde var...
Çetin bir imtihandasın, dayan... Seni zor yıldırmasın... Elbette her
güçlükle birlikte bir kolaylık vardır... Şüphesiz her güçlükle birlikte bir
kolaylık... Ve Allah sabredenlerle beraberdir...
Kainatın Efendisi şu dünyada rahat yüzü görmedi... Öz yurdunda, müslüman
kimliğiyle yaşayamadı... Zalimler bastırdıkça o dayandı... Her şeye Allah
için katlandı... Ama davasından taviz vermedi... İyice tıkandığı zaman,
yurdunu terk edip hicret etti... Boynu bükük, gönlü kırık, boğazında
hıçkırık gurbet ele gitti... Çünkü Allah'ın arz-ı genişti... Gittiği yere
İslam'ın ışığın götürdü... İnsanlar bilmediklerini öğretti... Gerçek
varlığı, gerçek hayatı, gerçek mü'mini... Ve bir gün yurduna zaferle
girdi... Onu öldürmek isteyenler ondan aman dilediler... Zulmün süngüsü
düştü, cihanın tarihi değişti... Gerekirse sen de git... Mekke devrini
yaşayan topraklara Medine'yi getir... Sabrın meyvelerini devşir... Sen
varsın Allah var, dünya var, ahiret var... Bunlar inkarı mümkün olmayan
gerçekler...Sen ebediyetin kokusunu almış bir bahtiyarsın... Gönüllere
cennetin kokusunu sen taşıyacaksın...
Her şeyi diplomadan ibaret sanma.. Ashab-ı Kirâmın diploması yoktu...
Tâbiînin diploması yoktu... daha sonra gelen İslam büyüklerinin de diploması
yoktu... Ama dünyanın bir ucundan diğer ucuna İslâmı onlar götürdüler... Bir
an bile susmadan kainatı çınlatan ezanı gök kubbeye onlar perçinlediler...
Bir gün medreseler açılıp da diplomalı tahsil başlayınca, büyüklerimiz çok
üzüldüler; artık ilmin sonu geldi dediler... İlmin sonu gelmedi, yine devam
etti ama, Onlar sırf Allah rızası için okuyup okutmanın daha bereketli
olacağına inancından vazgeçmediler... Büyüklerimizin aydınlık yolundan
ayrılma... Elinden diplomayı alanlar ağzını da bağlayamazlar ya...
İşte sen o büyüklerin izinden gideceksin... Sen peygamber yurdunu ev ev
dolaşarak aydınlatan sahâbî analarımız gibi, ev ev dolaşarak yurdunu
aydınlatacaksın... Peygamberimizi, kendine örnek alacak, onun ahlakını
özümseyeceksin... Yüzünden eksilmeyen tebessümünle; insanları hoş görüp
bağışlama merhametinle; gösterişe pirim vermeyen sadece yaşayışın ve eşsiz
tevazuunla; müslüman hanıma en çok yakışan o zarif nezaketinle; herkesi
imrendiren iffetinle; özü, sözü doğru güvenilir şahsiyetinle; elinde olanı
başkasıyla paylaşmaktan zevk alan cömertliğinle; tabansızlara pabuç
bırakmayan cesaretinle; haksızlığa haddini bildiren asil öfkenle; Allah için
gözyaşı dökmeyi ihmal etmeyen duygulu halin, ibadet ve tâatinle; özellikle
de dilinden düşürmediğin dua ve zikirlerinle gittiğin yere Peygamber kokusu
götüreceksin... Seni görenler Peygamber'i görmüş gibi sevinecekler; evimize
Peygamber nefesi geldi diye bayram edecekler... Başındaki o aziz örtüye
"siyâsal simge" diye seni mektebi kapısında işkenceye tâbi tutanlar yapmasa
bile, onların çocukları utanıp senden af dileyecekler...
Sen ağlama yavrum, senin işin çook... Sen torunlarımı büyüteceksin...
"Bismillâh" diyerek emzireceksin onları, zemzem kadar temiz, ak sütünle...
Konuşmaya başlarken kelime-i tevhidi öğreteceksin onlara... "La ilâhe
illAllah" diye diye büyüyecekler... Dillerine, gönüllerine, beyinlerine
Allah kelâmını nakşedeceksin, silinmemecesine O nur topu yavrular,
"Bismillâh" diyerek dikecek kelime-i tevhid fidanını dikecek bütün
gönüllere... Aşkla sabırla teenni ile... Usanmadan, bıkmadan, yılmadan...
İşte o zaman güzel yurdum bir cennet olacak. Orada hiç kimse
horlanmayacak... İnansa da inanmasa da...
Gözyaşını boşuna harcama... Ağlamasını bilmeyen elbette bizden değildir.
Daha iyi kulluk edemedim diye ağla... Allah için gözyaşı dök...
Resûlullah'ın karasevdalısı ol... Seccaden kurumasın kızım
Logged
enigma
Ynt: gıdenı beklemek
: 20 Ekim 2006, 19:20:42
Ziyaretçi
Alıntı sahibi: EBABİL üzerinde 20 Ekim 2006, 19:18:55
aglama melegım
Ağlama Meleğim
Ağlama meleğim, kendini mahvetme!... Başını eğip de "Başlarını açamasak bile
baş eğdirdik" dedirtme... Unutma, "Şeref ve üstünlük Allah'ındır, bir de
Resûlünün ve müminlerin"... Sana "başını ört!" diyen Allah böyle buyuruyor.
Sen başını yiğitçe örterek gerçek kişiliğini ortaya koydun... başörtünü
inancınla bütünleştirdin... Onu kimliğinin bir parçası haline getirdin ve
böylece dünya aleme "Ben müslümanım" diye haykırdın... Başını örtmeni
emreden Allah'a yemin ederim, sen bu yiğit duruşunla her zaman şanlı ve
galipsin... Seni mağlup edecek adam daha anasından doğmadı...
Senin başın dumanlı dağlardan daha yüce... Başörtün bulutlardan daha
güzel... Cennette Allah, ayın on dördü gibi ayan beyan görüldüğü zaman,
eminim o gün sen, Kâinatın Rabbini, daha yakından göreceksin o yücelerdeki
başınla...
Seni ezmek isteyene ezilme!.. Allah'ın sana doğduğun gün verdiği hakkı söke
söke almaya çalış!... Bu gün vermezlerse yarın verecekler.
Yorulduğuna, yıprandığına üzülme... Dünya didinme ahiret dinlenme yeri...
Rabbine kavuşuncaya kadar mü'mine rahat yok... Rahat cennette, o ebedi
yurdumuzda... Dünya denen şu ağacın altında biraz nefeslenip yeniden yola
koyulacağımızı aklından çıkarma...
Ayağımıza batan dikenler bizi yıldırmasın... Belli ki cennet yakınımızda...
Çünkü cennet dikenlerle çevrilidir... yorgunluk, sürekli hastalık, tasa,
keder, sıkıntı ve gam, hatta ayağa batan dikene varıncaya kadar başa gelen
her şey müslümanın hatalarının bağışlanmasına vesiledir... Allah hayrını
dilediği kişiye sıkıntı verir... Biraz korku, biraz açlıkla imtihan bizim
kaderimizde var...
Çetin bir imtihandasın, dayan... Seni zor yıldırmasın... Elbette her
güçlükle birlikte bir kolaylık vardır... Şüphesiz her güçlükle birlikte bir
kolaylık... Ve Allah sabredenlerle beraberdir...
Kainatın Efendisi şu dünyada rahat yüzü görmedi... Öz yurdunda, müslüman
kimliğiyle yaşayamadı... Zalimler bastırdıkça o dayandı... Her şeye Allah
için katlandı... Ama davasından taviz vermedi... İyice tıkandığı zaman,
yurdunu terk edip hicret etti... Boynu bükük, gönlü kırık, boğazında
hıçkırık gurbet ele gitti... Çünkü Allah'ın arz-ı genişti... Gittiği yere
İslam'ın ışığın götürdü... İnsanlar bilmediklerini öğretti... Gerçek
varlığı, gerçek hayatı, gerçek mü'mini... Ve bir gün yurduna zaferle
girdi... Onu öldürmek isteyenler ondan aman dilediler... Zulmün süngüsü
düştü, cihanın tarihi değişti... Gerekirse sen de git... Mekke devrini
yaşayan topraklara Medine'yi getir... Sabrın meyvelerini devşir... Sen
varsın Allah var, dünya var, ahiret var... Bunlar inkarı mümkün olmayan
gerçekler...Sen ebediyetin kokusunu almış bir bahtiyarsın... Gönüllere
cennetin kokusunu sen taşıyacaksın...
Her şeyi diplomadan ibaret sanma.. Ashab-ı Kirâmın diploması yoktu...
Tâbiînin diploması yoktu... daha sonra gelen İslam büyüklerinin de diploması
yoktu... Ama dünyanın bir ucundan diğer ucuna İslâmı onlar götürdüler... Bir
an bile susmadan kainatı çınlatan ezanı gök kubbeye onlar perçinlediler...
Bir gün medreseler açılıp da diplomalı tahsil başlayınca, büyüklerimiz çok
üzüldüler; artık ilmin sonu geldi dediler... İlmin sonu gelmedi, yine devam
etti ama, Onlar sırf Allah rızası için okuyup okutmanın daha bereketli
olacağına inancından vazgeçmediler... Büyüklerimizin aydınlık yolundan
ayrılma... Elinden diplomayı alanlar ağzını da bağlayamazlar ya...
İşte sen o büyüklerin izinden gideceksin... Sen peygamber yurdunu ev ev
dolaşarak aydınlatan sahâbî analarımız gibi, ev ev dolaşarak yurdunu
aydınlatacaksın... Peygamberimizi, kendine örnek alacak, onun ahlakını
özümseyeceksin... Yüzünden eksilmeyen tebessümünle; insanları hoş görüp
bağışlama merhametinle; gösterişe pirim vermeyen sadece yaşayışın ve eşsiz
tevazuunla; müslüman hanıma en çok yakışan o zarif nezaketinle; herkesi
imrendiren iffetinle; özü, sözü doğru güvenilir şahsiyetinle; elinde olanı
başkasıyla paylaşmaktan zevk alan cömertliğinle; tabansızlara pabuç
bırakmayan cesaretinle; haksızlığa haddini bildiren asil öfkenle; Allah için
gözyaşı dökmeyi ihmal etmeyen duygulu halin, ibadet ve tâatinle; özellikle
de dilinden düşürmediğin dua ve zikirlerinle gittiğin yere Peygamber kokusu
götüreceksin... Seni görenler Peygamber'i görmüş gibi sevinecekler; evimize
Peygamber nefesi geldi diye bayram edecekler... Başındaki o aziz örtüye
"siyâsal simge" diye seni mektebi kapısında işkenceye tâbi tutanlar yapmasa
bile, onların çocukları utanıp senden af dileyecekler...
Sen ağlama yavrum, senin işin çook... Sen torunlarımı büyüteceksin...
"Bismillâh" diyerek emzireceksin onları, zemzem kadar temiz, ak sütünle...
Konuşmaya başlarken kelime-i tevhidi öğreteceksin onlara... "La ilâhe
illAllah" diye diye büyüyecekler... Dillerine, gönüllerine, beyinlerine
Allah kelâmını nakşedeceksin, silinmemecesine O nur topu yavrular,
"Bismillâh" diyerek dikecek kelime-i tevhid fidanını dikecek bütün
gönüllere... Aşkla sabırla teenni ile... Usanmadan, bıkmadan, yılmadan...
İşte o zaman güzel yurdum bir cennet olacak. Orada hiç kimse
horlanmayacak... İnansa da inanmasa da...
Gözyaşını boşuna harcama... Ağlamasını bilmeyen elbette bizden değildir.
Daha iyi kulluk edemedim diye ağla... Allah için gözyaşı dök...
Resûlullah'ın karasevdalısı ol... Seccaden kurumasın kızım
bu yazı kimindir acaba?? ben yazıyı izninizle itesetturde paylaşmak istiyorum..
Logged
GiR€DA
Ynt: gıdenı beklemek
: 20 Ekim 2006, 21:13:08
Ordinaryus
Online
Mesaj Sayısı: 2717
..sessizce / susuyorum..
Alıntı
Yorulduğuna, yıprandığına üzülme... Dünya didinme ahiret dinlenme yeri...
Rabbine kavuşuncaya kadar mü'mine rahat yok... Rahat cennette, o ebedi
yurdumuzda... Dünya denen şu ağacın altında biraz nefeslenip yeniden yola
koyulacağımızı aklından çıkarma...
Ayağımıza batan dikenler bizi yıldırmasın... Belli ki cennet yakınımızda...
Çünkü cennet dikenlerle çevrilidir... yorgunluk, sürekli hastalık, tasa,
keder, sıkıntı ve gam, hatta ayağa batan dikene varıncaya kadar başa gelen
her şey müslümanın hatalarının bağışlanmasına vesiledir... Allah hayrını
dilediği kişiye sıkıntı verir... Biraz korku, biraz açlıkla imtihan bizim
kaderimizde var...
Çetin bir imtihandasın, dayan... Seni zor yıldırmasın... Elbette her
güçlükle birlikte bir kolaylık vardır... Şüphesiz her güçlükle birlikte bir
kolaylık... Ve Allah sabredenlerle beraberdir...
cok güzel bir yazı paylasım için sağol ALLLAH razı olsun kardeşim..
selam ve dua ile..
Logged
*Allahım Şu bir avuç insanı helak edecek olursan, yeryüzünde senin adını anacak, ila-hı kelimetullah için savaşacak kimse kalmaz. Şu bir avuç inanmış insana zafer ihsan et.. AMİN..*
.............................
..................
..sensizlik sessizlikti belkide sessizlik sensizlikti kim bilir../ susuyorum ya ben yine işte öyle..
..sessizce / susmak nedir nasıldır billir misin..sessizce..
GiR€DA
Ynt: gıdenı beklemek( ıkındı yagmurları)
: 10 Ekim 2008, 18:26:04
Ordinaryus
Online
Mesaj Sayısı: 2717
..sessizce / susuyorum..
Alıntı
Tıpkı yüreğinizi sizden aldığı gibi giderken cümlelerinizi de götürmüştür yanında.
Sessizlik kalır geriye biten bir sevgiden. Ve Ayrılık Urganı kalır boynunuzda "yağlı bir ilmek gibi". Sanki biri ha çekti ha çekecek.
yazı cok guzeldi hocam
€ywAllah...
fazlaca bir yoruma gerek yok ...
Logged
*Allahım Şu bir avuç insanı helak edecek olursan, yeryüzünde senin adını anacak, ila-hı kelimetullah için savaşacak kimse kalmaz. Şu bir avuç inanmış insana zafer ihsan et.. AMİN..*
.............................
..................
..sensizlik sessizlikti belkide sessizlik sensizlikti kim bilir../ susuyorum ya ben yine işte öyle..
..sessizce / susmak nedir nasıldır billir misin..sessizce..
TURKUAZ
Ynt: gıdenı beklemek( ıkındı yagmurları)
: 18 Ekim 2008, 10:28:55
Ordinaryus
Offline
Mesaj Sayısı: 3441
lades gibi aklımdasın...
-"Ben seni mana-i harfiyle sevdim,mana-i ismiyle değil",
demişti genç adam,aşkına karşılık bulamadığı Leyla'sına.
Sen beni sevmesen ne olur ki,ben seni "Vedud" isminin cilvesiyle
sevdim.
Seni mana-i ismiyle sevsem kahırlar bana,elemler bana,kim beni bu durumdan kurtarabilir ki,sen beni sevmedikten sonra kim beni sana sevdirebilir ki,
Seni mana-, harfiyle sevdiğim için sen beni sevmesen de çok önemli değil...
Logged
birgaripseyyahişte
Gideni beklemek( ikindi yagmurlari)
: 18 Ekim 2008, 11:34:30
Ordinaryus
Offline
Mesaj Sayısı: 3394
3. İntifada Başladı
beklenen beklenmeye değer olsun yeter ki.
Logged
İslam Medya
http://dusuncekahvesi.wordpress.com/
http://www.flickr.com/photos/birgaripseyyahiste/
LightHouse
Ynt: gıdenı beklemek( ıkındı yagmurları)
: 18 Ekim 2008, 14:39:26
Doç. Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 753
Bir deli düzeni bu...Akıllı MaSaLında...
Gideni Beklemek (Ayrılık Urganı) ...Sevdiğim bi yazı,hatırlamak iyi oldu...
Logged
Sen benim korkum,yutkunuşum uyanışlarımın en güzelisin...
Sen benim,insanlığın bütün zaman ve mekanlarda peşinden koşup da bilemediği bildiğimsin...
Galiba,galiba bu gece yağmurda gökkuşağı misali gülerken ağlamanın zamanı...
Sayfa: [
1
]
2
Yukarı git
Favorilerime Ekle
Yazdır
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Duyuru ve Bildiriler
-----------------------------
=> Davetiyeler, Duyurular
=> Ayın Üyesi
-----------------------------
İmamhatip.com Forum Genel
-----------------------------
=> Güncellik
===> Haberler
===> Genel Güncel - Alıntı
===> Yazarlar
=====> Ahmet Hakan COŞKUN
=====> Ali BULAÇ
=====> Ali EREN
=====> Fahri GÜVEN
=====> Fehmi KORU
=====> Hakan ALBAYRAK
=====> Hasan KARAKAYA
=====> İbrahim KARAGÜL
=====> İbrahim TENEKECİ
=====> Mehmed Şevket EYGİ
=====> Mine Alpay Gün
=====> Nihat GENÇ
=====> Nurettin Durman
=====> Nurettin ŞİRİN
=====> Yusuf Genç
===> Sizin Makaleleriniz
=> Eğitim
===> Yurt dışı eğitim
===> Dersâneler ve ÖSS
===> Lisans Eğitimi
===> Lisansüstü Eğitim
===> Üniversiteler
===> Dil Kursu
=====> Almanca
=====> Ingilizce
=====> Arapça
=====> Fransızca
=> Serbest Mekân
===> Deneme Tahtası
===> Kopyala/Yapıştır
===> Serbest Kürsü
=> İnsan ve Toplum
===> Kim kimdir?
=====> İslâm Önderleri
===> Aile
===> Sağlık
===> Spor
=> İslâm Beldeleri
===> Afrika
===> Asya
===> Avrupa
===> Balkanlar
===> Ortadoğu
=> Evveliyat
===> Menkıbeler - Hikayeler
===> Unutulmayan Tarih
=> Deli Zenciler
-----------------------------
İslâm
-----------------------------
=> Kur'ân-ı Kerîm
===> Tefsîr
=> Hadis-Sünnet
===> Buhari ve Fihristi
===> Hadis Fihristi
===> Uydurma Hadisler
===> Siyer-i Nebî
=> İbâdet
===> Duâ
===> Sorulara Cevaplar
=====> Ramazan Ayı
=====> Projeler.
=====> Kurban
===> Namaz
=> İslâmî Konular
===> Akâid
===> Dergi Yazıları
===> Dinler Tarihi.
===> Fıkıh
===> Hayâtus-sahâbe
===> Kelâm
===> Lûgatçe
=> Nasihat
=> Tesettür
-----------------------------
Kültürel ve Sanatsal Aktiviteler
-----------------------------
=> Edebiyat
===> Edebi Dergi Yazıları
===> Kitap Notları
===> Nesir
===> Serbest Yazılar
===> Şiir defteri
=> Medyatik
=> Tanıtım
-----------------------------
İmam-Hatip-Lisesi
-----------------------------
=> Imam Hatip Liseleri
===> Bakırköy
===> Bursa
===> Eyüp
===> İstanbul
===> İzmir
===> Kadıköy
===> Kâğıthane
===> Kartal
===> Samsun
===> Sarıyer
===> Pendik
===> Üsküdar
===> Zeytinburnu
===> Ankara
-----------------------------
Teknoloji ve Bilim
-----------------------------
=> Webmaster Destek Web Tasarım
===> Content Management Systems
=====> Joomla
=====> Wordpress
=====> oScommerce e-Ticaret
=> Bilgisayar ve Web Gezgini
===> Bilgisayar ve İnternet
===> PHP Dersleri
===> Web Sitesi Tanıtımları
===> Linux hakkında herşey
=> Bilim ve Teknoloji
===> Resimler ve Animasyonlar
===> Bilgisayar Programları
===> Video - Klipler
===> E-Kitap
-----------------------------
Çöplük
-----------------------------
=> Çöp Kutusu
Yükleniyor...