Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
  H *
ANASAYFA ARŞİV GİRİŞ KAYIT

imamhatip.com > İslâm > Tesettür (Moderatörler: Tesnîm, Чekta) > gülen hocamızın tesettur görüşü
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
« önceki sonraki »
Favorilerime EkleYazdır
Gönderen Konu: gülen hocamızın tesettur görüşü  (Okunma Sayısı 967 defa)
musbethareket gülen hocamızın tesettur görüşü : 05 Eylül 2008, 17:22:11
Katılımcı Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 104



FETHULLAH HOCA’NIN GAZETELERDE VE NETTE ÇIKAN BEYANATLARINA VE İDDİALARINA RİSALE-İ NUR ÖLÇÜLERİ İLE CEVAPLAR

 

FETULLAH GÜLENİN BAŞ ÖRTÜSÜ HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜ :

Baş örtüsü füruat tır(ayrıntıdır).

Eskiden kadınlar okutulmuyor diye sorguluyorlardı. Şimdi okudular. Bazıları da başlarını kapatıyorlar. Başörtü demeye başladılar. O mevzuda da ben şahsen düşüncelerimi ifade ettim. Başını açarsa bir insan kafir olmaz. Bu, fûruata ait bir meseledir. Amentü'nün şartları gibi değildir. İslam'ın esaslarını kabul etmeme gibi bir şey değildir. Belki en kritik bir dönemde sinirlerin çok yükseldiği, asabın bozulduğu bir dönemde yatıştırıcı gibi oldu kanaatindeyim. Fakat esas bir kesim var ki, onların sinirlerini hiçbir şey yatıştırmıyor. Sürekli ciddi bir gerilim içinde bulunuyorlar. Kendilerini de harap ediyorlar.

Bir de zannediyorum onlar, her gün biraz daha marjinalleşiyorlar. Bu marjinalleşme onları biraz daha hırçınlaştırıyor. Azaldıkça daha da hezeyana uğruyorlar. Onlar gibi düşünmüyor insanlar. Müslümanlar Avrupalı olmayı düşünüyor. Dünya ile atbaşı gitmeyi düşünüyor. Fakat onların umurunda değil. İnanan insanların başarıları bile onlara dokunuyor. Bunlar artık açık yani.

Haşiye:Hadisi şerifte buyurulu yor ki;Kim kur’an-ı kerim hakkında reyi(şahsi görüşü)ile söz söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın.(ramuzul-ehadis)

 

Hoca, Zaman Gazetesi’ndeki bir iddiasında ‘Baţartüsü, tesettür füruattır. Temel meseleler varken füruatın kavgasını vermek, üslup bakımından yanlış…’ diyor. (Zaman)

 

Bediüzzaman Hazretleri ise: tesettüre; “Risale-i Nuh’un ehemmiyetli bir esası olan tesettür şiarı…” (Kastamonu L: 262) demekle füruat değil aksine ehemmiyetli bir esas olduğunu nazara veriyor. Ever âhirzaman fitnesinin açık-saçaklıkla hayasızlaşan kadınlardan çıktığına dikkat çeken Bediüzzaman Hazretleri diyor ki:

            “Âhirzamanın fitnesinde en dehşetli rolü oynayan, taife-i nisaiye ve onların fitnesi olduğu hadîsin rivayetlerinden anlaşılıyor. Bu zamanda zındıka dalaleti, İslâmiyete karşı muharebesinde, nefs-i emmarenin plânıyla, Şeytan kumandasına verilen fırkalardan en dehşetlisi; yarım çıplak hanımlardır ki, açık bacağıyla dehşetli bıçaklarla ehl-i imana taarruz edip saldırıyorlar.” (Gençlik Rehberi: 24)

            Yine Bediüzzaman Hazretleri diyor:

            “Fitne-i âhirzamanın mahiyeti bana göründü ki; o fitnenin en dehşetlisi ve cazibedarı, kadınların yüzsüz yüzünden çıkıyor.” (Gençlik Rehberi: 16)

            Demek tesettür mes’elesinin füruat olması şöyle dursun, ahkâm-ı kat’iye-i Kur’aniye arasında hayatî bir ehemmiyeti haizdir. Bu sebebledir ki: “O fitneyi ateşlendiren ve talim eden irtidatkâr bir şahs-ı manevî…” (Gençlik Rehberi: 17) cereyanı, açık-saçıklığı,  terk edilmez ve ettirilmez bir ifsad prensibi olarak esas alır ve din ve vicdan hürriyetlerini açıkça çiğnemek pahasına olarak o yolda yürür ve bütün imkânlarını kullanır.

            Risale-i Nur’un mezkür beyanı ve irşadıyla anlıyoruz ki, nass-ı âyetle farz olan tesettürün terki, haram olmakla beraber, âhirzaman fitnesine ve dolayısıyla âlem-i islamın mahvına vesile oluşu gibi verdiği vehim neticesi itibariyle kazandığı haramiyet vasfı, tarif edilemez derecededir.

            Bu gibi sebebler iledir ki Bediüzzaman Hazretleri günah ve bilhassa açık-saçıklıkla işlenen haramlardan kaçmak demek olan takvayı esas alır ve der ki;

            “Bugünlerde Kur'an-ı Hakîm'in nazarında imandan sonra en ziyade esas tutulan takva ve amel-i sâlih esaslarını düşündüm. Takva, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek; ve amel-i sâlih, emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır. Her zaman def'-i şer, celb-i nef'a racih olmakla beraber; bu tahribat ve sefahet ve cazibedar hevesat zamanında bu takva olan def'-i mefasid ve terk-i kebair üss-ül esas olup, büyük bir rüchaniyet kesbetmiş.

            ..........

            Risale-i Nur ţakirdlerinin bu zamanda en mühim vazifeleri, tahribata ve günahlara karşı takvayı esas tutup davranmak gerektir.” (Kastamonu Lâhikası: 148)

     “Kur’an’ın tesettür emri fıtrî olmakla beraber, o maden-i şefkat ve kıymetdar birer refika-i ebediye olabilen kadınları, tesettür ile sukuttan, zilletten ve manevî esaretten ve sefaletten kurtarıyor." (L: 196)

“Birinci Hİkmet: Tesettür, kadınlar için fıtrîdir ve fıtratları iktiza ediyor." (L: 195)

“Mesmuatıma göre: Merkez ve payitaht-ı hükûmette, çarşı içinde, gündüzde, ahalinin gözleri önünde, gayet âdi bir kundura boyacısı, dünyaca rütbeten büyük bir adamın açık bacaklı karısına bilfiil sarkıntılık etmesi, tesettür aleyhinde olanların hayasız yüzlerine bir şamar vuruyor!.." (L: 196)

. “Şimdi sizin gibi mübarek ve masum hemşirelerime ve evlâdlarım hükmünde küçüklerinize, başta Tesettür Risalesi ve Gençlik Rehberi ve Küçük Sözler benim bedelime sizlere ders versin." (L: 203)

. “Eskişehir Mahkemesinde dört ay tedkikat neticesinde, yüz Nur Risalelerinde medar-ı tenkid yalnız onbeş kelime bulmaları ve şimdi dörtyüz sahifeli Zülfikar’ın yalnız iki sahifesinde irsiyet ve tesettür âyetlerinin otuz sene evvel yazılmış tefsiri bulunması ve şimdiki kanun-u medenîye uygun gelmemesi kat’î isbat eder ki; onun hedefi dünya değil, herkes ona muhtaçtır." (Ş: 351)

“[Tesettür, Kur’anın emri ve çok kuvvetli cevabı verilmiş ve eski yazılmış ve cezayı çektirmişken yine suç yapmaları ve İhtiyar Lem’asından gayet kıymetli ve herkese menfaatli ve Rehber’de yazılmış bir hakikatın yalnız başını yazıp bir suç mevzuu diye müsaderesine yürümek gösteriyor ki; medar-ı tenkid bir şey bulamıyorlar.]" (Ş: 440)

“Yirmidördüncü Lem’ada tesettür hakkında, tesettür Kur’anın emri olduğunu izahtan sonra: "Mesmuatıma göre: Merkez-i hükûmette, çarşı içinde, gündüzde, ahalinin gözleri önünde, gayet âdi bir kundura boyacısı, dünyaca rütbeten büyük bir adamın açık bacaklı karısına sarkıntılık etmesi, tesettür aleyhinde olanların hayasız yüzlerine bir şamar vuruyor!” (Ş: 440)

daha bunun gibi Risale-i Nur külliyatına bakıldığı zaman görülecektir ki bediüzzaman 123 yerde Tesettürü önemle zikretmiş ve Allahın emri olduğunu asla Füruat(ayrıntı)olmadığını bizlere kurandan ders vermiştir.

Logged

Mekke'de olsam da buraya gelmek lâzımdı. Çünki en ziyade burada ihtiyaç var. Binler ruhum olsa, binler hastalıklara mübtela olsam ve zahmetler çeksem, yine bu milletin imanına ve saadetine hizmet için burada kalmağa Kur'andan aldığım dersle karar verdim ve vermişiz.E-195
Reklam

reklam
gülen hocamızın tesettur görüşü
« : 05 Eylül 2008, 17:22:11 »

 Logged
Tesnîm Ynt: gülen hocamızın tesettur görüşü : 05 Eylül 2008, 21:41:48
Moderator
Ordinaryus
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4058


Gel'Sen',gonlume Gul'Sen'


Hocaefendi, hiçbir Yazısında Beyanında tesettürün farz olmadığını, Allah’ın bir emri olmadığını söylemiş değildir ! “tesettür furuattır” cümlesi eksik aktarılmış bir cümledir aslı şu şekildedir:
‘İman esasları yanında Tesettür furuattır ‘


 Bu cümle aslında Ehl-i Sünnet İtikadınında bir prensibidir ! Usul İlminde, gerek İbn-i Abidin ve diğer Ulemanın İslamın Genel Hükümlerini (Akaid) ikiye ayırdığını görmekteyiz:
1-) Usul’e ait hükümler: Buna göre ‘lâ ilâhe illAllah; Muhammedün Rasûlullah’ başta olmak üzere, sair iman esasları akidede usûldür. İman esasları, muhakkikîn yaklaşımı ile dört asla irca edilebilir ki, bunlar; Allah’a, âhirete, peygamberlere iman; bir de ubudiyet veya adalettir. Yani, hayatî ehemmiyet arz eden esaslar, usûl kategorisine giren hususlardır

2-) Furuata ait hükümler: Namaz, oruç, hac, zekât ve tesettür gibi diğer ibadetler, bu asıllar üzerine bina edilen ve asla göre fürûât sayılan amellerdir. Furuata ait hükümler, usule ait hükümler üzerine bina edilir. Bu açıdan denilebilir ki, usûlün olmadığı yerde, sistemli fürûdan bahsetmek mümkün değildir.

Ancak fürûât demek, Türkçemizde anlaşıldığı şekliyle ‘olmasa da olur’ gibi bir mefhumu akla getirmemelidir. Bunların fürûât olması, asıl ile olan münasebet ve mukayeseleri neticesi ve tamamen yukarıdaki taksim ve tasnif itibarıyladır.

Yoksa ibadetsiz imanın tam olmayacağı izahtan varestedir.

Bu konuya isterseniz küçük bir örnek ile tenvir etmeye çalışalım: Siz terazinin bir kefesine imanı, diğer kefesine farz olan tesettürü koyarsanız, iman kefesinin ağır bastığına şahit olacaksınızdır! Çünkü, Allah katında en önemli esas İmandır! Peki, bu tesettürün önemsiz veya ehemmiyetszi olduğu anlamına gelirmi? Hayır gelmez, sadece İmanın Allah katında ne denli büyük bir Konumunun olduğuna bir işarettir!
Tesettür emrini, bu esaslar çerçevesi içinde incelediğimizde, önce onun hicretin yedi veya sekizinci yılı; yani peygamberliğin yirminci senesinde farz olduğunu görürüz. Bu demektir ki, İslâm’ın ilk yirmi yılında kadınlar, cahiliye dönemindeki giysilerini devam ettiriyorlardı..

Burada, hikmet-i teşri açısından dikkati çeken en önemli husus, teşride meselelere ehemmiyet sırasına göre yer verilmesi ve öncelik tanınması ya da geriye bırakılmasıdır. Bu itibarla da, gönüllere ‘lâ ilâhe illAllah’ hakikatinin yerleştirilmesi en önemli mesele olduğu için, öncelik ona tanınmıştır. 13 yıllık Mekke dönemindeki nâzil olan hemen bütün âyetler ve Allah Rasûlü’nün metluv, gayri metluv bütün tebliğatı hep bu mevzu etrafında örgülenmiş gibidir.

Öyleyse bizim de, tebliğ ve irşadda daha çok bu önemli noktaya dikkatleri çekmemiz gerekmektedir. Allah’ın büyük gördüğü şeyleri büyük görmek, küçük gördüğü şeyleri de küçük kabul etmek kalbin takvasındandır. Aslında bu, din-i mübin-i İslâm’ın da temel bir kuralıdır. Allah’ın vaz’ettiği şeyleri kendi ölçüleri içinde kabullenme ve hayata taşıma, Allah’a olan imanın, O’nunla olan irtibatın önemli bir göstergesidir.

Tesettür meselesi, farziyetinin gereği tartışılmaz olmasının yanında iman ve imanî hakikatlerin önüne geçirilmemelidir. Hele ‘tesettür -örtünme keyfiyeti mahfuz- ille de şu şekilde olacak! ‘ denilmemelidir. Zira tesettür başka, çâr ve çarşaf başka şeylerdir. Çarşafın tesettür yollarından biri olduğu muhakkak. O, Osmanlı döneminde bazı yörelerde kullanılmaya başlanmış bir giysi çeşididir. Onun mazisi birkaç asır gibi yakın bir tarihe dayanır. Hatta çarşafın bazı yörelerde kullanıldığı o dönemlerde bile Bağdat ve Şam gibi merkezî şehirlerde kullanılmadığı bilinen gerçeklerdendir. Hakikat böyle iken, bir tesettür türü üzerinde imanî meseleler ölçüsünde durmak ve ona her şeyin aslı nazarıyla bakmak, dinî emirlerdeki ilahî tertibi alt-üst etme demektir. Bu, dinde aslî bir mesele olmadığı halde, daha sonraki dönemlerde ibadetmiş gibi ortaya çıkartılan bir husus olması itibarıyla dinin ruhundaki itidale de münafidir.

Öte yandan, yanlış bir anlayışın tesirinde kalan bazı kesimler -mâalesef- bazı kılık ve kıyafetler karşısında, kelimelerle ifade edilemeyecek ölçülerde tahrik olmaktadırlar. Dini bilmeyen kimseleri tahrik etmeme, dinde çok önemli bir esastır. Aksi halde, gücü ve kuvveti elinde bulunduran bazı kimseler, bırakın fürûâtı, usûlü dahi yaşama ve yaşatma imkânını vermeyebilirler. Yakınçağ itibarıyla tarihimiz bunun nice örnekleriyle doludur.

Netice itibarıyla; usûle ait meselelerin anlatılması ve hayatın her ünitesine girilip, imanla gönüllerin itmi’nâna kavuşturulmasına şiddetle ihtiyaç duyulduğu günümüzde, yukarıda arzettiğimiz ölçüler içinde, usûl sayılmayan meselelerde takılıp kalmak, bırakın inanmayanları, inanan insanların bile cephe almasına vesile olabilir. Onun için günümüz şartlarını idrak edip realitelere sırtımızı dönmeden, İslâmî hakikatleri anlama, yaşama ve anlatma zorunda olduğumuzu bir kere daha hatırlama mecburiyetindeyiz.

(Kaynak: Prizma - M.Fethullah Gülen)

 


Logged

Allah'im,yardim et bana,
Sana daha guzel dua edeyim diye,
gereksiz konusmayayim diye,
sozlerimi kalbimden cikarayim diye,
gerektiginde konusayim diye,gerektiginde susayim diye.
Âmin.
Conrad Levasseur
musbethareket Ynt: gülen hocamızın tesettur görüşü : 06 Eylül 2008, 08:14:32
Katılımcı Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 104



Hakiki bir Nur Şakirdi, manevî mesuliyet duy­gusuna sahibtir. Bu hissin, vicdanî bir neticesi olarak da, Kur’andan alınmış olduğunu bil­diği Risale-i Nurdaki  ha­kikatlara ve düsturlara tam bir teslimi­yeti vardır. Yani kendi arzu­suna ve şahsi anlayışla­rına göre değil, kitaba uygun düşünür, inanır,  konuşur ve yaşamaya çalışır.

Nur Dairesinde olan birisi, Risale-i Nura zıd dü­şen hareket ve konuşma­larının kitaba, yani açık be­yan­ları­nın getirdiği kat’i hükümlere ters düştüğü ha­tırlatı­lınca, ken­disinin doğru düşündüğüne dair ki­taptan açık delil gös­termeye bedel yine kendi anlayış­larıyla konu­şursa ve açık beyanlara ve hükümlere karşı te’villere kaçarsa, bu söz­leri artık na­zar-ı itibara alınmaz.

Dinî hükümlerde kitabın esas alınması de­ğişmez bir kaide­dir. Aksi halde dine bağlılık id­diası, mânâsız ve mantıksız olur ve böyle kimse­lerle de dinî me­seleleri ko­nuşmak gerekmez. Ancak ma­nevî mes’u­li­yetten kurtul­mak için kitap­taki hakikat­ler ve düstur­lar­dan dersler ve imkân nisbetinde tebliğ yapılır. Ve iyi ni­yetli ve teslimi­yetli olanların yanlışa düşme­melerine ça­lışılır.

Logged

Mekke'de olsam da buraya gelmek lâzımdı. Çünki en ziyade burada ihtiyaç var. Binler ruhum olsa, binler hastalıklara mübtela olsam ve zahmetler çeksem, yine bu milletin imanına ve saadetine hizmet için burada kalmağa Kur'andan aldığım dersle karar verdim ve vermişiz.E-195
musbethareket Ynt: gülen hocamızın tesettur görüşü : 06 Eylül 2008, 08:21:03
Katılımcı Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 104



AVAM LİSANIYLA DELİNİN BİRİ  KUYUYA BİR TAŞ ATMIŞ  40 AKILLI ÇIKARAMAMIŞ.FARZDIR DESE GUNAHAMI GİRERDİ Göz kırpan
Logged

Mekke'de olsam da buraya gelmek lâzımdı. Çünki en ziyade burada ihtiyaç var. Binler ruhum olsa, binler hastalıklara mübtela olsam ve zahmetler çeksem, yine bu milletin imanına ve saadetine hizmet için burada kalmağa Kur'andan aldığım dersle karar verdim ve vermişiz.E-195
suheyb Ynt: gülen hocamızın tesettur görüşü : 06 Eylül 2008, 12:24:13
Prof. Üye
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1866


Kim deli kim akıllı, kim neyi ne niyetle söylüyor, yapıyor, görebilene gayet âyândır..
Logged
kerimoğlu Ynt: gülen hocamızın tesettur görüşü : 06 Eylül 2008, 14:16:35
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 362


Tesettür asla teferruat değil FARZ'dır.
 Kızgın
Allahu-u Teâlâ emir ve hükümlerini koymuş, onu yasaklarıyla sınırlamıştır:
“Bu hükümler Allah’ın hudutlarıdır. Kim Allah’ın hudutlarını aşarsa kendisine yazık etmiş olur.” (Talâk: 1)
Allah-u Teâlâ, “Kim bu hudutları aşarsa kendisine yazık etmiş olur.” buyuruyorken, “Tesettür teferruattır!” ya da “İman meselesi değildir.” demek açıkça bu hudutları aşmak demektir. Bu Âyet-i kerime’leri inkâr etmek demektir.
“Doğrusu birçokları bilmeden hevâ ve heveslerine uyarak halkı şaşırtıyorlar.” (En’âm: 119)
“De ki: ‘Gördünüz mü? Eğer o Allah katından ise, siz de onu inkâr etmişseniz, o zaman uzak bir ayrılığa düşenden daha sapık kim olabilir?’” (Fussilet: 52)
Sizden sadece kendinizi değil, başkalarını da dinden imandan uzaklaştırıyorsunuz.

Erkeklere de  kadınlara da tesettür farzdır. Özellikle hanımları dinimiz kötü bakışlardan korunmak, fitne ve fesadı engellemek, şerefine dil, namusuna el uzatılmasını önlemek için müslüman kadınların örtünme ve korunmalarını açık ve kesin olarak emir buyurmuştur.
Kur’an-ı kerim’de erkek elbisesi hakkında hiçbir teferruattan söz edilmezken, kadın elbisesi hakkında oldukça geniş hususiyetler belirtilmektedir.
Allah-u Teâlâ kesin hükmünü bildiren Âyet-i kerime’sinde bu hususta şöyle buyurmaktadır:
“Resul’üm! Mümin kadınlara da söyle. Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, ırzlarını namuslarını korusunlar. Ziynet yerlerini açıp göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olan (yüz ve eller) müstesnâdır. Başörtülerini (göğüs ve boyunları görünmeyecek şekilde) yakalarının üstüne koyup örtsünler.” (Nûr: 31)
Allah-u Teâlâ, mümine hanımların şereflerinin muhafazası için tesettüre riâyet etmekle mükellef olduklarını beyan etmek üzere Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurmuştur:
“Resul’üm! Zevcelerine, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle. Zaruri bir ihtiyaçları olup dışarı çıkmak istedikleri zaman, dış elbiselerini üzerlerine giysinler.” (Ahzâb: 59)
“Cilbab”, kadınların elbiselerinin üstüne giydikleri, kadını tepeden tırnağa örten her çeşit büyük örtüdür.
Ümmü Seleme -radiyAllahu anhâ- Vâlidemiz buyururlar ki:
“Ahzab sûresinin ‘Dış elbiselerini üzerlerine giysinler.’ âyeti nâzil olunca, Ensar hanımları dışarı çıktılar. Giydikleri örtülerden dolayı sanki başlarının üzerinde siyah kargalar vardı.” (Ebu Dâvud: 4101)
Âyet-i kerime’nin devamında şöyle buyuruluyor:
“Bu onların ahlâksız kadınlardan olmadıklarının bilinmesi ve incitilmemesi için daha elverişlidir. Allah çok bağışlayandır, merhamet edendir.” (Ahzâb: 59)
Tesettürü emreden hicab Âyet-i kerime’leri inmeden önce müslüman kadınlar başörtülerini omuzları arasından salıverirlerdi. Bu yüzden saçlarının bir kısmı, kulakları, boyun ve gerdanları açık kalırdı.
Tesettür emri geldiğinde, hiçbir kadın kalmayıp başlarından aşağı hemen örtündüler. Bu emr-i şerif zaten fıtratlarına da uygundu.
Hazret-i Âişe -radiyAllahu anhâ- vâlidemiz buyururlar ki:
“Allah-u Teâlâ Mekke’den Medine’ye hicret eden muhacir kadınların iyiliğini versin. ‘Başörtülerini yakalarının üstüne koyup örtsünler.’ Âyet-i kerime’si indiği zaman, entarilerinin eteklerini keserek başlarını örttüler.” (Buhârî)
Örtünmeyi, setri hafife alan ve inkâr edenlere ise yine Resulullah -sallAllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde cevap veriyorlar:
Bir gün Hazret-i Âişe -radiyAllahu anhâ- Vâlidemiz’in kız kardeşi Esmâ -radiyAllahu anhâ- üzerinde ince ve şeffaf bir elbise olduğu halde, kendisini ziyarete gelmişti. Resulullah -sallAllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ondan yüzünü ters istikamete çevirerek:
“Ey Esmâ! Büluğ çağına ermiş bir genç kızın, yüz ve ellerinin dışında hiçbir yerinin görünmesi doğru değildir.” buyurdu ve yüzü ile ellerini işaret etti. (Ebu Dâvud: 4104)
Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde bunlar hakkında:
“Onlar her türlü Âyeti görseler yine de inanmazlar.” buyuruyor. (En’âm: 25)
Resulullah -sallAllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:
“Şüphesiz ki benden sonra ümmetimden bir zümre gelecektir. Onlar Kur’an okuyacaklar, fakat Kur’an’ın feyzi onların boğazlarından öteye geçmeyecektir. (Yalnız dilde kalacaktır.) Nitekim onlar okun avı delip geçtiği gibi dinden çıkacaklar, bir daha da ona dönemeyeceklerdir. İşte bütün insanların ve hayvanların en kötüsü bunlardır.” (Müslim: 1067)
Onun içindir ki o hitâb-ı kerim’in ilâhi hükümlerinden istifade edip istikamete yönelemiyorlar:
“Sen onları hidayete çağırsan da aslâ hidayete gelmezler.” (Kehf: 57)
Logged

Mezhepsizlik Dinsizliğe Köprüdür.

    Zahid-el Kevseri.
suheyb Ynt: gülen hocamızın tesettur görüşü : 06 Eylül 2008, 19:40:17
Prof. Üye
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1866


Alıntı sahibi: kerimoğlu üzerinde 06 Eylül 2008, 14:16:35
Tesettür asla teferruat değil FARZ'dır.

Önce konuşacağınız konunun kavramlarını öğrenin. Füruat nedir onu öğrenin.

Alıntı sahibi: Tesnîm üzerinde 05 Eylül 2008, 21:41:48

2-) Furuata ait hükümler: Namaz, oruç, hac, zekât ve tesettür gibi diğer ibadetler, bu asıllar üzerine bina edilen ve asla göre fürûât sayılan amellerdir.
Logged
kerimoğlu Ynt: gülen hocamızın tesettur görüşü : 06 Eylül 2008, 20:28:50
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 362


Alıntı sahibi: suheyb üzerinde 06 Eylül 2008, 19:40:17
Önce konuşacağınız konunun kavramlarını öğrenin. Füruat nedir onu öğrenin.

   Şüphesiz ki, seninle biribirimize söyleyecek çok şeylerin olduğunu düşünüyorum.
 Kuran-ı Kerimin hiçbir emri füruat değildir ve olmaz. İman esaslarının içinde kitaba-kitaplara iman vardır. Dolayısıyla Kuran-ı Keirmin her ayetine iman işman esaslarının dahilindedir. Füruat değildir.
Papazlarla dostluk kuranların sözleri de hiçbir zaman diliminde dinde senet olmamıştır , bugün dahi olamaz.
Logged

Mezhepsizlik Dinsizliğe Köprüdür.

    Zahid-el Kevseri.
suheyb Ynt: gülen hocamızın tesettur görüşü : 06 Eylül 2008, 20:37:08
Prof. Üye
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1866


Alıntı sahibi: kerimoğlu üzerinde 06 Eylül 2008, 20:28:50
Şüphesiz ki, seninle biribirimize söyleyecek çok şeylerin olduğunu düşünüyorum.

İlginç, ben de tam aksini düşünüyorum Gülümseme
Logged
halyme Ynt: gülen hocamızın tesettur görüşü : 06 Eylül 2008, 21:37:39
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 747


bir taş at !


WWW
aman yaaaa.... Masum
Logged

لا إله إلا الله محمد رسول الله"

BU ARKADAŞLIK SİTELERİNİN REKLAMLARI BİR TEK BENDE Mİ ÇIKIYOR?
BU SİTELERDEN ÖTÜRÜ İMAMHATİP.COM U KINIYORUM !
musbethareket Ynt: gülen hocamızın tesettur görüşü : 07 Eylül 2008, 23:15:24
Katılımcı Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 104



Hocaefendi, hiçbir Yazısında Beyanında tesettürün farz olmadığını, Allah’ın bir emri olmadığını söylemiş değildir ! “tesettür furuattır” cümlesi eksik aktarılmış bir cümledir aslı şu şekildedir:
‘İman esasları yanında Tesettür furuattır ‘


 Bu cümle aslında Ehl-i Sünnet İtikadınında bir prensibidir ! Usul İlminde, gerek İbn-i Abidin ve diğer Ulemanın İslamın Genel Hükümlerini (Akaid) ikiye ayırdığını görmekteyiz:
1-) Usul’e ait hükümler: Buna göre ‘lâ ilâhe illAllah; Muhammedün Rasûlullah’ başta olmak üzere, sair iman esasları akidede usûldür. İman esasları, muhakkikîn yaklaşımı ile dört asla irca edilebilir ki, bunlar; Allah’a, âhirete, peygamberlere iman; bir de ubudiyet veya adalettir. Yani, hayatî ehemmiyet arz eden esaslar, usûl kategorisine giren hususlardır

diyor ve akebinde yazının sonunda kaynak prizma fethullah gülen diyor 97 senesinde tvden bböyle demedi ama lutfen gidin teker teker o garib tv konuşmasını (REHA MUHTAR İLE İDİ AYDIN BİR DİN BUYUGUMUZDUR KENDİSİ) dinleyenlere  gidiniz onlrada diyiniz furat teferruat şöyledir böyledir milletimiz çok bilgilidir hemen derki bu necib miillet hımmm aceb başımızı açsakmı baksanıza yaşar nuri iptal etti zekeriya beyaz iptal etti ee hoca efendiide furuatmı nizamatmı öle bişiy dedi AÇALIM GİTSİN!!
Logged

Mekke'de olsam da buraya gelmek lâzımdı. Çünki en ziyade burada ihtiyaç var. Binler ruhum olsa, binler hastalıklara mübtela olsam ve zahmetler çeksem, yine bu milletin imanına ve saadetine hizmet için burada kalmağa Kur'andan aldığım dersle karar verdim ve vermişiz.E-195
kerimoğlu Ynt: gülen hocamızın tesettur görüşü : 08 Eylül 2008, 04:22:24
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 362


alıntı :
Hocaefendi, hiçbir Yazısında Beyanında tesettürün farz olmadığını, Allah’ın bir emri olmadığını söylemiş değildir ! “tesettür furuattır” cümlesi eksik aktarılmış bir cümledir aslı şu şekildedir: ‘İman esasları yanında Tesettür furuattır ‘

 Yaw Arkadaş !
Senin bu sözlerin laf mı yani ? 
Yok farz olmadoığını söylememişmiş tei, iman esasları yanında teferruattır demişmiş ! 
Siz de ne biçim bir din anlayışı var Allah Aşkına ?
Tesettürün farz olmadığını söyleyen zaten okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkar !
Çok sevdiğiniz Hocaefendiniz (!) de furuattır demekle bu işi sulandırmıştır.
Yani, şimdiye kadar tesettürün furuat olduğunu kimse bilmemiş-bilememiş te, bu kaşifat taaaa ABD'lere kadar gidip milyonalrca gayr-ı müslime İslâmı tebliğ edip onların ihtida etmelerine sebep olan (!!) hocaefendinize nasib olmuş !!
İşte bunun adınma gün gibi sapıklık denir .
Vessel'âm.
Logged

Mezhepsizlik Dinsizliğe Köprüdür.

    Zahid-el Kevseri.
Zafer2 Ynt: gülen hocamızın tesettur görüşü : 08 Eylül 2008, 09:27:00
Katılımcı Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 73


Tesettür yani örtünmek Kuranı Kerimin emridir.

Bir Müslüman Kadının Örnek alacağı kişiler Peygamber Efendimizin Eşi ve kızlarıdır.Herkes işine geldiği gibi şu teferruattır olmasada olur derse Dinden uzaklaşılmış olunur.

Örtünmek Öyle bir farzdır ki bu farzı yerine getirmeyenlerin Cennete giremeyeceği Hadisi şeriflerde açıkca belirtiliyor.
Örtünmek Namaz gibi farzdır.Nasıl Namaz kılmayana Cennet yok ise örtünmeyene de yoktur.

Müslümanın Cehenneme düşmeden kurtulması için Ehli Sünnete bağlı olması lazımdır.Yoksa Ehli Sünnet dışındaki 72 fırkaya mensub olmak kişinin ahirette felakete sürüklenmesine neden olur.

Ehli Sünnetten olmanın alameti dört hak mezhebe bağlı olmak ve İslamiyetten taviz vermemektir.
Logged
_sadakat_ Ynt: gülen hocamızın tesettur görüşü : 24 Eylül 2008, 17:46:04
Katılımcı Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 50


ben fethullah gülen falan bilmem dikkat ederseniz direk ismiyle hitab ettim ona hoca falanda demem bir gunaha vesile olan o işi yapmış gibidir stv si zamanı aksiyonu bilmem nesi meydanda onlarca açık saçık reklmalar filimler meydanda onlara sözde dine hizmet adı altında yapılan maddi yardımlarda meydanda kim neyi savunduğuna tekrar baksın ve çok basit bir karşılaştırma yapsın ben mahmut efendi hz lerini seviyorum o zastı görunce hz peygamberi hatırlıyorum onun ahlakını o zatta görüyorum ali haydar efendi bediüzzaman süleyman hilmi tunahan gibi yakın dönem dahil önceki bütün Allah dostlarına ve hayatlarına baktığımdada yine efendimiz Aleyihisselatu vesselamı hatırlıyorum ama ne hikmetse o bazılarının çok sevdiği sözde islama hizmet ediyor fethullah güleni görünce paragöz gunahlar teşvik edici farzlara kuranın şeriatına sahip çıkmayan sürekli riyakar ağlayıp sızlayan felsefik yorumlar ile milletinkafasını bulandıran dessas birini görüyorum mevlam beni ondan ve onun zihniyetinden korusun amin
Logged
Beyzâde tesettur : 24 Eylül 2008, 17:50:22
Ordinaryus
*******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3978


Vecîhi


Öküzlüğün bini bir para
Logged

Bülbülüm altın kafeste...
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
Favorilerime EkleYazdır
« önceki sonraki »
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Şafak FM - Çağrı FM - Furkan Radyo - Lalegül FM - Kuran Dinle


Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Bu Sayfa 0.488 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu
Yükleniyor...