Babam edebiyatçı olduğu için ve anne-babam her ikisi de kitapsever oldukları için evimizin bir odası kütüphane idi -hala da öyle- ve gözlerim kitaba hep aşina idi.
Tüm duvarlar kitap dolu olan odada oynardık kardeşimle, evcilik kamyonculuk oyunlarını bile

Televizyon namındaki uyuşturucu evimizde bulunmadığı için,
bilgisayarda california games ve dave dışında oyun bulunmadığı için,
ve barbie bratz action man gibi zihin kirleten ve beyni uyutan oyuncak(!)larımız da olmadığı için,
kitaplar ve kasetler tek alternatifimizdi kardeşim ile.
Beş yaşında okuma öğrendim, babam her gün yeni kitaplar ile gelirdi eve, her çeşidinden birçok kitabımız vardı küçücükken.
Daha sekiz yaşında kitaplığımız biraz boşalsın ve başkaları da faydalansın diye 145 adet çocuk kitabını babamın bir vakfa bağışladığını hatırlıyorum, ve bunlar sadece bir kısmı idi.
İlkokulda öğretmen harfleri öğretirken gizli gizli kitap okurdum, okul dönüşü kardeşimle otobüste kitap okurken ineceğimiz yeri geçirir eve geç kalır azar işitirdik

Lise bitene kadar kitap sevgisi eksilmedi fakat bu dönemden sonra bir dönem elime aldığımda midem bulanacak derecede kitaptan nefret ettim, iki sene boyunca onlarca kitaba başlayıp yarım bıraktım, bir kitap dahi bitmedi..
Sonra hamdolsun atlattım

Hasılı kelam kitap hususunda babam annem sağolsun.
Rabbim kendilerini iki dünyada aziz eylesin.