Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
  H *
ANASAYFA ARŞİV GİRİŞ KAYIT

imamhatip.com > İmamhatip.com Forum Genel > Evveliyat > Menkıbeler - Hikayeler > “Konuş” ey Ayşe içimiz ferahlasın, nasıl “sus” ey Ayşe içimiz ferahlasın oldu!
Sayfa: [1]   Aşağı git
« önceki sonraki »
Favorilerime EkleYazdır
Gönderen Konu: “Konuş” ey Ayşe içimiz ferahlasın, nasıl “sus” ey Ayşe içimiz ferahlasın oldu!  (Okunma Sayısı 348 defa)
Göz_Yaşı “Konuş” ey Ayşe içimiz ferahlasın, nasıl “sus” ey Ayşe içimiz ferahlasın oldu! : 09 Haziran 2006, 23:46:03
Katılımcı Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 104


sükût...


“Konuş” ey Ayşe içimiz ferahlasın, nasıl “sus” ey Ayşe içimiz ferahlasın oldu!

BUNDAN 1400 KÜSUR sene önceydi. Allah’ın Resulü bir meseleden dolayı üzgündü. Ağır adımlarla “hane-i saadetlerine” doğru ilerliyordu. Bu, günümüze göre çok fakir saadet evinin kapısını zevceleri Hz Ayşe açtı. Yüzündeki tebessümle Peygamberi içeriye aldı. Selamdan sonra Allah’ın elçisi Hz Ayşe’ye yanından ayrılmamasını söyledi. Hz. Ayşe yanına oturdu.

“Konuş ey Ayşe dedi Peygamber! Konuş da biraz içimiz ferahlasın!”

Ve Ayşe konuşmaya başladı. Allah’ın rahmetinden, merhametinden, Peygamberin şefkatinden, dünyanın faniliğinden bahsetti. O konuştukça Peygamberin üzüntüsü dağıldı, yüzüne bir tebessüm geldi, ferahladı. Rabbine şükretti…

Yıl 2006. Peygamber ümmetinden Mehmet Bey’in işyerinde canı sıkılmıştı. Yeni aldığı Opel marka arabasıyla evinin önüne geldiğinde park yerinin dolu olduğunu gördü. Canı bir daha sıkıldı. Arabayı kaldırımın kenarına park ederken söyleniyordu. Onuncu kattaki dairesine çıkarken asansör de çok ağır işliyordu. Sonra kapıyı çaldı. Sıcak bir tebessümle hanımı açtı kapıyı. Yemek hazırlıyordu. O da ne yine çocuklar ayakkabılarını evin kapısında bırakmışlar, dolaba almamışlardı. “Nerede bu çocuklar?” diye sordu hanımına. Daha sonra da içerideki çocuklarını çağırıp bir güzel fırçaladı. Zaten her zaman böyle yapıp ayakkabılarını dışarıda bırakıyorlardı. Etraf da hırsız kaynıyordu ve Mehmet Bey o ayakkabılara bir sürü para saymıştı.

Mehmet Bey içeriye girince “kurt gibi açım dedi. Sofrayı hemen hazırla da yiyelim:”

“Ben sofrayı hazırlıyorum, on beş dakikaya kadar yemek de pişer” dedi hanımı. Mehmet Bey kızgınlıkla baktı hanımına: “ Ben bütün gün iş yerinde bir sürü şeyle uğraşıyorum, kaç tane adamın derdini çekiyorum, sen bir türlü ben gelmeden şu yemeği yetiştiremiyorsun” dedi. O lavaboda ellerini yıkayıp üstünü değişinceye kadar hanımı yemeği yetiştirememesi hakkında pek çok mazeret sıraladı. Yemeği biraz da bu fırçalar yüzünden kös kös yediler. Sadece çocuklar aralarında bir iki atıştı. Bu çeşit çeşit yiyeceklerin bulunduğu sofrada pek iştahları da kalmamıştı.

Alelacele televizyonun başına oturdu Peygamber ümmetinden Mehmet Bey. Zira ekonomi yine kötü gidiyordu. Borsadaki küçük yatırımı yüzde otuz değer kaybetmişti. Döviz çıkıyordu. Nasıl da ekonomideki bahar havasına aldanıp dövizdeki parasını borsaya yatırmıştı? İşyerinde durmadan borsayı öven arkadaşını hatırladı kızgınlıkla. Neyse ki başbakan her şeyin kontrol altında olduğunu söylüyordu. Mutfakta işini bitiren hanımı elinde çay tepsisi ile odaya geldi. Çocuklar ders çalışmaya gittiler. Hanımı az önceki olumsuz havayı dağıtmalıydı. Çay içerken biraz havadan sudan bahsetti. Mehmet Bey’in bir kulağı televizyondaydı, bir kulağı hanımında. (Nasıl oluyorsa!) Hanımı birkaç defa “beni dinliyor musun” diye sordu. “tabi tabi dedi Mehmet Bey, istersen son söylediğini tekrar edebilirim”

Biraz sonra yemeğin verdiği rehavetle Mehmet Bey iyice uzandı. Televizyonla hanımı arasında gidip gidip gelmekten de iyice bıkmıştı. Onun gevşediğini fark eden hanımı kafasındaki bambayı patlattı:

- Biliyor musun x şirketi buzdolabını, çamaşır ve bulaşık makinesini ayda yüz liraya veriyormuş.

- İyi bizde bunların üçü de var.

- Olur mu, bak karşıdaki Selda Hanımlar üçünü de değiştirdiler. Her şeyleri yep yeni oldu. Bizim bulaşık makinası öldü ölecek. Buzdolabı da artık yetmiyor. Çocuklar büyüdü. Çamaşır makinesı da çok enerji yakıyor. Şöyle A sınıfı bir şey alalım da elektrikten tasarruf edelim. Bunları da veririz bir fakire, sevap işleriz. Bak zaten….

Mehmet Bey’in kafası karıncalaşmaya başlamıştı. Artık iki kulağı ile hanımını ve televizyonu takip edemez olmuştu. Oysa her ikisi de mütemadiyen konuşuyor ve bir şeyler anlatıyordu. Kendi kendine söylendi

- Sus be Ayşe ya! Sus da biraz içimiz rahatlasın. Ne bu böyle her gün dır dır dır…”

Tabii ki bu sözü Ayşe Hanım duymadı. O hâlâ konuşmasına devam ediyordu. Bu cümleyi 1400 küsur sene önce hanımına “Konuş ey Ayşe!” diyen Peygamber’i duyan melekler işitti. Sonra da yüzyıllar önce hanımına “Konuş ey Ayşe içimiz ferahlasın, diyen bir Peygamberin ümmetinin bugün nasıl olup da, sus ey Ayşe, sus da biraz içimiz açılsın” noktasına geldiklerine şaşırıp durdular…



Levent Bilgi
Logged

Sükût...
Reklam

reklam
“Konuş” ey Ayşe içimiz ferahlasın, nasıl “sus” ey Ayşe içimiz ferahlasın oldu!
« : 09 Haziran 2006, 23:46:03 »

 Logged
senasu Ynt: “Konuş” ey Ayşe içimiz ferahlasın, nasıl “sus” ey Ayşe içimiz ferahlasın oldu! : 09 Haziran 2006, 23:53:31
Katılımcı Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 52


SİNCAN ihL & Ankara iLahiYaT


WWW
iyi hoş da bunda biraz da AYŞELER suçlu değil mi?
Logged
Göz_Yaşı Ynt: “Konuş” ey Ayşe içimiz ferahlasın, nasıl “sus” ey Ayşe içimiz ferahlasın oldu! : 10 Haziran 2006, 12:45:09
Katılımcı Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 104


sükût...


Alıntı sahibi: senasu üzerinde 09 Haziran 2006, 23:53:31
iyi hoş da bunda biraz da AYŞELER suçlu değil mi?

tabii ki öyle.. öyle AYŞE var ki HZ. AYŞE (r.a) yürekli, ama öyleside var ki, yüreği bile yok..
Logged

Sükût...
senasu Ynt: “Konuş” ey Ayşe içimiz ferahlasın, nasıl “sus” ey Ayşe içimiz ferahlasın oldu! : 29 Haziran 2007, 11:27:27
Katılımcı Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 52


SİNCAN ihL & Ankara iLahiYaT


WWW
Rabbim, konuştuğumuzda O'ndan bir iz taşımayı nasip etsin. Rabbin içimizi ferahlattığı sözlere benzesin sözlerimiz...
Logged
KcK Ynt: “Konuş” ey Ayşe içimiz ferahlasın, nasıl “sus” ey Ayşe içimiz ferahlasın ol : 25 Temmuz 2007, 11:36:57
Katılımcı Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 55


Dünya gözümüzü boyadığı için "sus Ayşe" oluyor, Dünyadan gözlerimizi ayırabilirsek kimse "sus Ayşe" demez, diyemez.
Logged
Cihad44 Ynt: “Konuş” ey Ayşe içimiz ferahlasın, nasıl “sus” ey Ayşe içimiz ferahlasın oldu! : 06 Ekim 2008, 19:05:08
Ordinaryus
*******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3679


şiddete meyyalim, vAllahi dertten..


WWW
Ayseler ile Aiseler arasinda ki fark.
Logged

Istihbarat//Sifresiz Yayin.
Sayfa: [1]   Yukarı git
Favorilerime EkleYazdır
« önceki sonraki »
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Şafak FM - Çağrı FM - Furkan Radyo - Lalegül FM - Kuran Dinle


Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Bu Sayfa 0.168 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu
Yükleniyor...