Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
  H *
ANASAYFA ARŞİV GİRİŞ KAYIT

imamhatip.com > İslâm > İslâmî Konular > Kelâm (Moderatör: sultan likos han) > kuran gercegı
Sayfa: [1]   Aşağı git
« önceki sonraki »
Favorilerime EkleYazdır
Gönderen Konu: kuran gercegı  (Okunma Sayısı 633 defa)
TURKUAZ kuran gercegı : 10 Mart 2007, 12:13:11
Ordinaryus
*******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3429


lades gibi aklımdasın...


Maalesef inancımızın kaynağı Kur’an’a bakışı-mızda da bir yığın çarpıklıklar var. Halk arasındaki, ‘Aman dokunmayın, çarpar’ türü saçmalıklar bir tarafa, din adamı geçinen, ‘alim’, ‘ulema’ diye adlandırılan çok sayıdaki şahsiyetin, Kur’an’a yaklaşımında da bu çarpıklıkları görüyoruz. Bu çarpıklığı özetlersek; Kur’an’ı anlamak mümkün değildi. Belki belli şahsiyetler anlayabilirdi. Çünkü onu anlamak için çok şart gerekiyordu. Arapça bilmek de yeterli değildi. Hadis, tefsir, tarih, fıkıh vs. vs. bir sürü şey bilinmesi gerekirdi. Öyle rasgele bir hadis, rasgele bir fıkıh veya tefsir bilgisiyle Kur’an anlaşılmazdı. Hatta bir kısmına göre Kur’an vehbi bir ilim olmadan da anlaşılmazdı. Yani Allah ile aralarında özel bir hat bulunanlar ancak anlayabilirdi. Ayrıca Kur’an’a dokunmak, ona yaklaşmak da belli mera-sim ve ilkelere tabi olmalıydı. Artık kimse Kur’an’ın anlaşıl-masından bahsetmiyordu. Anlamak için okumaktan bahs-etmiyordu. O dönem kapanmıştı zaten.. O büyük günahtı. Hâşâ ya bir kelimesini yanlış anlarsan, ya yanlış tefsir edersen, sonun belliydi artık. Yerin ateşti... Bu merasim ve ilkeler sevap kazanmak için veya ölmüş atalarımızın günahlarını hafifletmek veya affettirmek için Kur’an’ı yüzünden(anlamadan-düşünmeden) okumak içindi. Öncelikle abdestli olmak gerekir. Öyle yatarak, uzanarak, rasgele oturarak okumak olacak iş değildi bu. onun için göbeğinden aşağı tutmayacaksın. Adam gibi diz çökeceksin. Hatta takkeni, sarığını vs.ni giyeceksin. Hele kadınsan işin daha da zor. Istesen de, bu şartları yerine getirsen de okuman çok zor. Bir defa sen kadınsın. Beyefendinin verdiği işler var, üstelik evinde olsan bile tesettürlü olman gerekir. Velhasıl bunca problemi aşacaksın da sevap kazanmak için, atalarının günahlarını azaltmak için yüzünden Kur’an okuyacaksın. Oysa beyefendinin isteklerini karşılaman zaten sana cennetteki yerini garantilemiştir(!). Neyse, uzun lafın kısası bu kadar engeli aşıp Kur’an’ı yüzünden okuyacaksın. Gerçi bu kadar engelleri aşıp Kur’an’ı yüzünden okuma savaşı verenler az değil. Gerçekten bu insanların böylesine gayretleri ve samimiyetleri gıpta edilecek bir davranış. Insan, keşke bu gayreti ve sabrı Kur’an’ı yüzünden okumakla beraber O’nu anlamak için de gösterseler diye arzu ediyor. Acaba bu kadar engelden bu kadar protokolden sonra onu anlamak için okumayı düşünmek mümkün müdür. Veya müslümanım diyenler böyle bir ihtiyacı hissediyorlar mı ? Tabi işin zorluğu bu kadarla da bitmiyor. Hasbelkader bu konuda bir hoca efendiyi veya Kur’an konusunda yazılmış bir usul kitabını okumuşsanız artık onu anlamak için okumak bir tarafa, bu konuyu düşünmeniz bile muhal olur. Herkes haddini bilmeli, birinin eteğine yapışmalı.
Nasihinden mensuhuna. Muhkeminden, müteşabihine. Zahirinden, batınına. Öze-linden, geneline vs. aşma-nız gereken o kadar çok engel görürsünüz ki; bırak onu okumayı, ona elinizi sürmeye bile çekinirsiniz. Bir de Kur’an okumak için

Kur’an’a gerçek anlamda saygı, onu okuyup-anlamak, gereği gibi hayatımıza geçirmekle(amel etmekle) gösterilir
aranan şartları bunlara ek-lediğiniz zaman Kur’an oku-
mak aklınıza gelmiyeceği gibi böyle bir şeyi kimseden de istemez veya beklemezsiniz. Eğer birileri de Kur’an konu-sunda konuşuyorsa ya onları taparcasına taklid edersiniz, ya da ‘şu zındıkları görüyor musunuz, kendi hallerine bakmadan Kur’an hakkında ahkam kesiyorlar’ diye onlara savaş açarsınız. Belki de Allah hâşâ ‘Kur’an anlaşılsın diye kolaylaştırılmıştır’ derken yalan söylüyordur kimbilir. Evet görünürdeki halimiz belki de bu anlattıklarımızdan da acı ve gülünçtür. Ama bizim gerçeğimiz bu. Ama yıkmak zorunda, değiştirmek zorunda olduğumuz gerçeğimiz.
Anlatmaya çalıştığımız Kur’an’ın anlaşılmasının önündeki engelleri burada teker teker ele alıp incelemek mümkün değildir. Bunların her biri kitaplık çapta konulardır. Insanlar en az bin küsür yıldır bu konularda o kadar çok iddialarda bulunmuşlar, o kadar çok görüşler ortaya atmışlar ki; bunların iddiaları bile bu konu için yüzlerce sayfayı tutar. Biz, düşünen beyinlere şu kadarını söylemekle yetineceğiz:
1) Kur’an’ı okumak ve anlamak için iyi niyet ve akıldan başka bir şartın varlığına inanmıyoruz. Konu üzerinde derinleşmek isteyenler, Kur’an’ın indiği dili, dönemi ve ortamı da öğrenme gereğini kendiliğinden hissederler.
2) Kur’an’ı okumak için herhangi bir merasime, herhangi bir duruş ve giyiniş şekline gerek yoktur. ‘La yemessehu illel mütehharin’(Temizlerden başkası dokunmaz) ayetinin Kur’an’a abdestli dokunmakla bir ilgisi yoktur. Ayet, müşriklerin vahyle ilgili ileri sürdükleri iddialara verilen bir cevaptır.
3) Kur’an’a gerçek anlamda say-gı, onu okuyup-anlamak, gereği gibi hayatımıza geçirmekle (amel etmekle) gösterilir.
4) Muhkem-müteşabih, nasih-mensuh, batın-zahir gibi vs. konuların Kur’an’da taşıdığı anlam iddia edilenden çok farklıdır. Konularla ilgili bir çok çalışma mevcuttur. Merak edenler araştırıp bulabilir. Kur’an bir bütündür. Hükmü iptal edilmiş veya insanlara hitap etmeyen tek bir ayet bile mevcut değildir.
5) Kur’an insanı saptırmaz, çarpmaz, hakka hidayete götürür. Yeterki ona iman edilip teslim olunsun.
‘ Muhakkak bu Kur’an hidayete(doğru yola) götürür ve sali-hat(iyilik) yapan mü’minlere büyük ecir olduğunu, ahirete inan-mayanlara da çetin bir azab olduğunu müjdeler.’(17/9-10)
Kur’an tüm insanlara, okunup anlaşılsın, Allah’tan başka ilahlar reddedilsin ve yalnızca Allah’a kulluk edilsin diye gelmiştir.
‘ Işte bu(Kur’an) da mübarek bir kitaptır. Onu biz indirdik. Ona uyun ve korkun ki size rahmet edilsin. Kitap yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi, biz ise onların okumasından habersizdik demeyesiniz.’(6/155-156)
‘ Elif, Lâm, Râ. Bu kitap hakim ve haberdar olan Allah tarafından Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir kitaptır.’(11/1-3)
‘ Bu(Kur’an) onunla uyarılsınlar ve tek bir tanrı bulunduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara tebliğ edilmiştir.’(14/52)
‘ Andolsun ki Kur’an’ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık, öğüt alan yok mudur?’(54/17

Logged

Reklam

reklam
kuran gercegı
« : 10 Mart 2007, 12:13:11 »

 Logged
ferecallah Ynt: kuran gercegı : 10 Mart 2007, 12:43:44
Doç. Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1240


YAŞASIN ŞERİAT-I AHMEDİ(A.S.M.)


WWW


          Bu yazının zannediyorsam aynısı bir bölümde açılmıştı. Üzerine de bazı yorumlar yapılmıştı. Sonra revaç bulmadığından öyle kaldı.

          Orada yazdığım şeyleri burada da tekrar etmek isterim. Ben bu müteşabihat konusunda Ali İmran suresi ayet 7'deki meali vermiştim. ayetin bir kısmında "Halbuki, onun te'vilini Allah Teala'dan başkası bilemez. İlimde rüsuh sahibi olanlar ise -Biz ona iman ettik, hepsi de Rabbimizin canibindendir- derler. Bunları tam akıllı zatlardan başkası tezekkür edemez." diyor. Fakat bu konuda bazı farklı görüşler de var. Mesela ayetin Arapça aslında eğer "rasihune fil ilm" vakfa uğrarsa mana "Halbuki, onun te'vilini Allah Teala'dan ve ilimde rüsuh sahibi olanlardan başkası bilemez." manası çıkıyor. Bediüzzaman Rahimehullah Beşinci Şua isimli eserinde ayeti bu şekliyle yani vakfa uğramış haliyle alıyor. Ve ayetin bahsi geçen bölümünü verip "....sırrıyla, vukuundan sonra tevilleri anlaşılır ve murat ne olduğu bilinir ki, ilimde râsih olanlar -AMENNA BİHİ KÜLLÜN MİN İNDİ RABBİNA-deyip o gizli hakikatleri izhar ederler." diyor.

         Yani tefsir hususunda İlimde rüsuh sahibi olanların yeri vardır. Özellikle de müteşabih ayetlerde ve hadislerde bu mevcuttur. 
Logged


"AZAMETLİ BAHTSIZ BİR KITANIN, ŞANLI TALİ'SİZ BİR DEVLETİN, DEĞERLİ SAHİPSİZ BİR KAVMİN REÇETESİ  İTTİHAD-I İSLAM'DIR."
tevekkül61 Ynt: kuran gercegı : 10 Mart 2007, 13:56:05
Doç. Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 923


selamun aleyküm  bu konu uzun çok tartışılmış. ancak kur'anı anlamak derken tam olarak neyin kastedildiği yinede tam olarak anlaşılamamaktadır okuyan anlar?da ne anladığına bağlı
usul olamayınca  her kez aklı fikri ufku kadar anlar sonra mı? binlerce din ismi islam çık işin içinden çıkabilirsen sen öyle anladın ben böyle anladım namaz üç vakitti yok beş vakitti
cem vardı yoktu baş örtüsü omuza atılır yok atılmaz başa örtülür namazlar kaçar rekattı
içki ayetleri nes di değildi  kuran nes var diyor o kur'ana şamildi değildi zekat ne kadar verilir
belli değil vs...vs...niye yukardaki yazıda peygamber((S.A.V))yok sahabe yok ulama yok
ya ne var herkezin anladığı kapasitesine göre bir din var.turan dursun gibileri unutmayalım.
selam ve dua ile.
Logged

.
akhenaTon Ynt: kuran gercegı : 05 Nisan 2007, 02:16:23
Doç. Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1155


Körüm, o halde karanlık niye benden kaçıyor?


Alıntı
1) Kur’an’ı okumak ve anlamak için iyi niyet ve akıldan başka bir şartın varlığına inanmıyoruz. Konu üzerinde derinleşmek isteyenler, Kur’an’ın indiği dili, dönemi ve ortamı da öğrenme gereğini kendiliğinden hissederler.
2) Kur’an’ı okumak için herhangi bir merasime, herhangi bir duruş ve giyiniş şekline gerek yoktur. ‘La yemessehu illel mütehharin’(Temizlerden başkası dokunmaz) ayetinin Kur’an’a abdestli dokunmakla bir ilgisi yoktur. Ayet, müşriklerin vahyle ilgili ileri sürdükleri iddialara verilen bir cevaptır.
3) Kur’an’a gerçek anlamda say-gı, onu okuyup-anlamak, gereği gibi hayatımıza geçirmekle (amel etmekle) gösterilir.
4) Muhkem-müteşabih, nasih-mensuh, batın-zahir gibi vs. konuların Kur’an’da taşıdığı anlam iddia edilenden çok farklıdır. Konularla ilgili bir çok çalışma mevcuttur. Merak edenler araştırıp bulabilir. Kur’an bir bütündür. Hükmü iptal edilmiş veya insanlara hitap etmeyen tek bir ayet bile mevcut değildir.
5) Kur’an insanı saptırmaz, çarpmaz, hakka hidayete götürür. Yeterki ona iman edilip teslim olunsun.
‘ Muhakkak bu Kur’an hidayete(doğru yola) götürür ve sali-hat(iyilik) yapan mü’minlere büyük ecir olduğunu, ahirete inan-mayanlara da çetin bir azab olduğunu müjdeler.’(17/9-10)
Kur’an tüm insanlara, okunup anlaşılsın, Allah’tan başka ilahlar reddedilsin ve yalnızca Allah’a kulluk edilsin diye gelmiştir.
‘ Işte bu(Kur’an) da mübarek bir kitaptır. Onu biz indirdik. Ona uyun ve korkun ki size rahmet edilsin. Kitap yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi, biz ise onların okumasından habersizdik demeyesiniz.’(6/155-156)
‘ Elif, Lâm, Râ. Bu kitap hakim ve haberdar olan Allah tarafından Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir kitaptır.’(11/1-3)
‘ Bu(Kur’an) onunla uyarılsınlar ve tek bir tanrı bulunduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara tebliğ edilmiştir.’(14/52)
‘ Andolsun ki Kur’an’ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık, öğüt alan yok mudur?’(54/17

+1

kuranı öğüt ve nasihat almak için okuyan her insan ondan öğüt ve nasihat alır.şimdi ben birey olarak kuranın manasını anlamak için okumayayım mı,yok sen anlayamazsın şu alimin kitabından dinini öğren demek de (buradan alimlerimizin kitaplarını okumayın anlamı çıkmasın,ne yazıkki hep bu anlama sorunu ile karşılaştığım için belirtiyim) sakıncalı.
her kitap tek kitabı anlamak için okunur diye bir yayınevinin sözü vardı.kuran kapalı bi kutu değildir,okuyunca da saptıracakta değildir.
sanki kuran mealini okuyunca sapıtırsınız gibi mana verilmek isteniyor ki çok yanlış buluyorum bunu.

selam ve dua ile
Logged

“Gösteri çağı, ideolojinin yerine kozmetiğin geçtiği, hakikatin imaja yenik düşerek içeriksizleştirilip eğlenceliğe çevrildiği, muhakemenin kaybolduğu bir çağdır.”

(Neil Postman)
ferecallah Ynt: kuran gercegı : 05 Nisan 2007, 23:57:47
Doç. Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1240


YAŞASIN ŞERİAT-I AHMEDİ(A.S.M.)


WWW


        Kardeş mesele yine aynı yere geliyor. Meal okuyunca Kur'an okuduğunuzu zannediyorsunuz. Be başkalarının kitabı olmadan Kur'an'ıdirek okuyayım diyorsanız meal yanlış hedef. Çünkü bu sefer meali  yazan zatın Kur'an'dan anladığı manayı anlıyorsunuz ve de bir zatın kitabı vasıtasyla Kur'an'ı okumuş oluyorsunuz. Eğer direk ben Kur'an okuyacağım derseniz ilim tahsil eder Arapça öğrenir, usul öğrenirsiniz... Yoksa başka vasıtalarla Kur'an'ı anlamaya çalışmakta bir beis yoktur.
Logged


"AZAMETLİ BAHTSIZ BİR KITANIN, ŞANLI TALİ'SİZ BİR DEVLETİN, DEĞERLİ SAHİPSİZ BİR KAVMİN REÇETESİ  İTTİHAD-I İSLAM'DIR."
akhenaTon Ynt: kuran gercegı : 06 Nisan 2007, 00:26:18
Doç. Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1155


Körüm, o halde karanlık niye benden kaçıyor?


kuran okumak istediğimde;ilim tahsil etmiş,arapça öğrenmiş ve üsul öğrenmiş birinin mealini okumak kuran okumak anlamına gelirmi?

eğer arapça bilsem de,usul öğrenmiş olsamda ayete vereceğim mana da kendi yorumum olmazmı?

şöyle bir şeyde var,anlamını bilmeden arapçasından kuranı okuduğumuzda da, kuran okuduğumuzu sanıyoruz böyle bi inançta var.

selam ve dua ile
Logged

“Gösteri çağı, ideolojinin yerine kozmetiğin geçtiği, hakikatin imaja yenik düşerek içeriksizleştirilip eğlenceliğe çevrildiği, muhakemenin kaybolduğu bir çağdır.”

(Neil Postman)
ZidYaR Ynt: kuran gercegı : 06 Nisan 2007, 00:39:14
Ordinaryus
*******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5847


''Kun Feyekun''


s.a..bismillah!...
Kuranda  hani  deve  hadisesi  anlatılırken  Hz.Salih'e  etrafındakiler  soru soruyorlar..
deve şöyle  olsun mu..böyle  olsun mu....
rengi,şekli,eti,eğirliği  v.s..hakkında....
ordaki ayetleri incelerseniz diyor ki  nefsinizin  hoşlanmayacağı,bulmakta/yapmakta  zorlanacağınız  şeyleri mi  sormak  istiyorsunuz  ?!
---
usül,arapça,kaide kural v.s..demişsiniz  okunması  için...zaten  bunu  yapmış  kişiler  yazıyor  meali...kaliteli  kişilerin  mealini  okursunuz,seçici  olursunuz  sizi  aydınlatır..
siz  bu  ilimleri  edineyim  derken  hiç meale yaklaşmazsanız  bu  çok  abes bir  amel  olur...
Kur'an  meali  her  ne olursa  olsun  okunulması  taraftarıyımdır...
çünkü  Kuran  okundukça  bir  ayetin  nelere  ulaşabileceğini,insanı  derinden  etkilediği  bir gerçektir...
ki  zaten  Kuranı  bütünyle incelemişseniz  çok  net  çerçeveler  çizer  insanoğluna..
tafsilatıyla  değil  çok yüzeysel  olarak  okumuş  olsanız  bile  çok  kaliteli  bir  yaşam  anlayışı  sunar  size...
yetim  hakkında,yolcu hakkında,namaz  hakkında,orucun  mahiyeti hakkında,yardım  hakkında,haramlar  helaller hakkında.....aile  hakkında..erkek  kadın  hakkında..cinsellik  hakkında....
hayat  hakkında,irade  hakkında,anlayış  ve  akıl  hakkında..v.s...
............
selam ve dua  ile...
Logged

...
Ahrar Ynt: kuran gercegı : 23 Haziran 2007, 16:28:26
Prof. Üye
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2298


xweser/azadi/ahrar/hürler


WWW
mealde başkasının yorumu ve görüşü mevcutsa, tefsirdeki alau ala yorum ve görüşlere ne demeli..bazen neyi savunuyorsunuz anlamakta zorlanıyorum yahu..

Muhkem ve Muteşabih konusuna gelince size arapça bilen usul bilen birinden alıntıladığım ve forumda daha önce yayınladığım bir yazıyı asmak istiyorum buyrunuz..


Adnan Bey:Müteşabih ayeti sadece Allah mı bilmektedir?Yoksa ilim erbabıda bilir mi?
 

Adnan bey Selamün aleyküm!

Allah selamet versin konuları cımbızla çekmektesiniz. hep siz soruyordunuz şimdi  kusura bakma ama da ben size soracağım.




Allah`IN KENDİSİNDEN BAŞKA HİÇ KİMSENİN ANLAYAMAYACAĞI AYETLERİ Allah NİYE YOLLAMIŞ?


 


Zannedersem gülmeye başladınız. Aslında ağlasak yeridir.

Değerli kardeşim önce muhkem, müteşabih ve tevil ne demekbunları arzedeyim.


buyurun:

Muhkem-Müteşabih-Te’vil


 


Zümer suresinin 23. ayetinden ve Al-i Imran suresinin 7. ayetinden anlıyoruz ve de Kur’an ayetlerini anladığımızda görüyoruz ki Kur’an Muhkem ve müteşabih ayetlerden oluşmuştur.

Ne yazık ki bu iki kavram da yüzlerce kavram gibi bize yanlış öğretilmiştir. Zira Sözlüklere, ansiklopedilere aparma terim kitaplarına bakarsanız Muhkem’in “açık, anlaşılan, sağlam” demek olduğunu Müteşabih’in de “kapalı, anlaşılmaz”  demek olduğunu ve bu sözcüklerin birbirinin karşıt anlamlısı olduğunu görüp okursunuz. Biz böyle hatalardan Allah’a sığınırız. Detayı yeri geldiğinde verilecektir ama burada biz bu kavramların özünü bildirmekten yanayız. Kur’an’ın tanınması açısından yararlı olacağına inanıyoruz.



Muhkem ayetler: “Hüküm içeren” demektir. İçerisine insanları kargaşadan ve zulümden engelleyen ilkelerin bulunduğu ayetler demektir. Ki bu ayetler açıktır, nettir ve tekbir anlam ifade ederler.Bu ayetlerden ikinci ve üçüncü……başka bir anlam çıkarılamaz.

Müteşabih ayetler: “Birden çok, birbirine benzer, birbirinden güzel ve her biri açık açık anlaşılan ayetler” demektir. Bu ayetler mecaz kinaye ve diğer edebi sanatların kullanıldığı ve en alt tabakanın bile anlayabilmesi için yapılan benzetmeler ve örneklemelerin yer aldığı ayetlerdir. Bunlar da açık seçiktir, kesinlikle müşkil ve anlaşılmaz, kapalı değildir. Eğer ki “Müteşabih” “kapalı, müşkil ve anlaşılmaz” demek olursa Zümer suresinin 23. ayetinin anlamı çok tuhaf bir anlam olur. Yani Kur’an “hem sözün en güzeli” olacak hem de “müteşabih (kapalı, anlaşılmaz)” olacak!!

Müteşabih ayetlerin birden çok, birbirinden güzel anlamlarının hepsi de doğrudur. Kim nasıl anlarsa anlasın hepsi o ayetin anlamıdır. Bu ayetler te’vil edilebilir. Ama “tevil” ne demektir bunu da açmak zorundayız.

Tevil: Maalesef “revil” sözcüğü de yanlış lanse edilmiş sözcüklerden birisidir. “Yorum” anlamıyla değerlendirilmektedir. Ve müteşabih ayetler hakkında yorumlar yapılmakta veya yapılamamatadır. Bazıları da Tevil’i tefsir anlamında kullanmaktadır.

İşin aslına gelince “Tevil” sözcüğü “geriye dönüş” anlamındaki “evl” sözcüğünün tefil babından mastarıdır. “evvele, yüevvillü, te’vilen,….” diye çekimi yapılır.Türkçe’deki  “evvel/ilk” sözcüğü de bize Arapça’daki bu sözcükten gelmedir.

“te’vil” sözcüğünün anlamı ise “geriye dönüş” anlamından değişimle “tedbir/arkalaştırma” ve takdir/ayarlama” anlamınadır. Bunu tam tamına Türkçeleştirirsek “1’inci  2’nci, 3’üncü …..” gibi ardı ardına dizmek” anlamını söyleyebiliriz. Ayrıca “öncelik sırasına dizmek, öncelikleştirmek” olarak da ifade edebiliriz.

İşte müteşabih ayetlerin o birbirinden güzel, birbirine benzeyen, açık seçik anlamları Allah tarafından ve ehil kimseler tarafından “bu anlam birinci, şu anlam ikinci,şu anlam üçüncü,  ….” gibi ard arda sıralanabilir, önceliklenebilir. İşte müteşabih ayetlerin tevili bu demektir. Yoksa  “Müteşabih ayetler kapalıdır, müşkildir herkes anlayamaz, onların yorumunu ancak Allah bilir veya onları ancak Allah ve ehil kimseler (Rasihun) yorumlar” diye bir şey yoktur.

Görüldüğü gibi muhkem ile müteşabih iddia edildiği gibi birbirinin karşıt anlamlısı da değildir.


Muhkem, Müteşabih ve Te’vil konuları inşAllah Kur’an’da konu edildikleri yerde detaylandırılacaktır.
Logged

Taklidi bir iman der ki: İnanıyorum.. Ama emin değilim.
Tahkiki bir iman da der ki: Eminim.. İşte delilim!
Sayfa: [1]   Yukarı git
Favorilerime EkleYazdır
« önceki sonraki »
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Şafak FM - Çağrı FM - Furkan Radyo - Lalegül FM - Kuran Dinle


Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Bu Sayfa 0.255 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu
Yükleniyor...