Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
  H *
ANASAYFA ARŞİV GİRİŞ KAYIT

imamhatip.com > İmamhatip.com Forum Genel > Serbest Mekân > Serbest Kürsü (Moderatörler: Gûher, suheyb) > Mehdi nasıl tanınacak?
Sayfa: [1] 2 3   Aşağı git
« önceki sonraki »
Favorilerime EkleYazdır
Gönderen Konu: Mehdi nasıl tanınacak?  (Okunma Sayısı 877 defa)
emeti Mehdi nasıl tanınacak? : 31 Mayıs 2005, 13:58:24
Ziyaretçi
Hadislerde Hz. Mehdi'nin bütün özellikleri tarif edilmiş hemde en ince ayrıntısına kadar başlıklarını yazabildim sadece aşağıdaki sitelerde tamamı inceleyin mutlaka tavsiye ederim...

PEYGAMBERİMİZ'İN SOYUNDANDIR
GÜZEL VE NURLUDUR
SİYAH SAÇLIDIR  
YANAĞINDA BENİ OLMASI
OMUZUNDA NÜBÜVVET MÜHRÜ VARDIR

Mehdi'nin omzunda Peygamber Efendimiz'deki nübüvvet mührü bulunacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasarr Fi Alametil Mehdiyy-il Muntazar, s.41)

RENGİ
GENEL GÖRÜNÜMÜ
BOYU
UYLUKLARI UZUNDUR
YAŞI
SAKALI
BURNU GÜZELDİR

http://beklenenmehdi.com
http://ahirzaman.net/
http://harunyahya.net/
Logged
Reklam

reklam
Mehdi nasıl tanınacak?
« : 31 Mayıs 2005, 13:58:24 »

 Logged
Sadi Mehdi nasıl tanınacak? : 31 Mayıs 2005, 14:24:59
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 747


WWW
Nübüvvet mührü sadece peygamberlerde olur değilmi!
Logged

Erdemli toplumun oluşmasında yapabileceğin katkıyı küçümseme. Büyük seller küçük yağmur tanelerinden oluşur.
ARMAGAN Mehdi nasıl tanınacak? : 31 Mayıs 2005, 14:32:27
Ziyaretçi
http://www.imamhatip.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=7964

www.hamim.sayfasi.com
Logged
Sadi Mehdi nasıl tanınacak? : 31 Mayıs 2005, 14:44:14
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 747


WWW
Link yerine, varsa bi fikriniz onu yazmanızı tercih ederdim.
Logged

Erdemli toplumun oluşmasında yapabileceğin katkıyı küçümseme. Büyük seller küçük yağmur tanelerinden oluşur.
sofi21 Selam : 31 Mayıs 2005, 14:45:14
Doç. Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1131


selamu aleyküm   (Eşrâtu's-Saa), âhir zamanda (zamanın sonları) ortaya çıkarak Kıyâmet'in yaklaştığını, kopmak üzere olduğunu gösteren belirtiler. Bu belirtiler genellikle Küçük Alametler (Alâmât-ı Suğra) ve Büyük Alametler (Alâmât-ı Kübrâ) olmak üzere iki bölüm halinde incelenir.

Kur'an, Kıyâmet'in zamanını Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceğini belirtir (el-A'raf, 7/187; Lokmun 31/34; el-Ahzab, 33/63). Buna karşılık yaklaştığını (el-Zümer, 54/1), yakın olduğunu (en-Nahl, 16/77), ansızın geleceğini (el-A'raf, 7/187) bildirir. Kıyâmet alametlerinin belirdiğini (Muhammed, 47/18) ifade etmekle birlikte bunlar hakkında bilgi vermez. Ancak, "Saat yaklaştı, ay yarıldı yarılacak" (el-Kamer, 54/1) âyetinin ikinci bölümünün "ay yarılacak" biçimde anlaşılması durumunda, bu olay Kur'an'da anılan tek Kıyâmet alameti olma özelliği kazanır.

Hadis külliyâtları ise Kıyâmet'ten önce ortaya çıkacak alametlerden söz eden çok sayıda hadis ihtiva eder. İslâm bilginleri hadislerde dile getirilen alametleri nitelikleri açısından değerlendirerek bunları Küçük Alametler (Alâmât-ı Suğrâ) ve Büyük Alametler (Alâmât-ı Kübrâ) olmak üzere iki başlık altında toplamışlardır. Âhir zaman olarak tanımlanan Kıyâmet öncesi donemde dini duygu, düşünce ve davranışların zayıflaması, dini kurallara gereken önemin verilmemesi, ibadetlerin terkedilmesi, ahlaksızlığın çoğalması biçiminde kendini gösteren Küçük Alametler'in başlıcaları şu şekilde sıralanabilir:

a) İnsanların bina yapmakta birbiriyle yarışmaları (Buhârî, Fiten, 25; bk. Tecrid-i Sarih Terc; 1/58).

b) İnsanların ölümü temenni etmeleri (Buharî, Fifen, 25; Müslim, Fiten, 53-54)

c) Câriyenin efendisini doğurması (Müslim, İmân, 1).

d) Hicaz'da bir ateşin çıkarak Busra'da (Şam yakınlarında bir yer) develerin ayaklarını aydınlatması (Buhârî, Fiten, 24; Müslim, Fiten, 42).

e) Fırat nehrinin sularının çekilerek, nehir yatağından altın çıkması (Müslim, Filen, 29-31).

f) İkisi de hak iddiasında bulunan iki büyük İslâm ordusunun birbiriyle savaşması (Buhârı, Fiten, 25; Müslim, Fiten, 17).

g) İslâmî ilimlerin ortadan kalkması, cehaletin artması (Buhârî, Fiten, 4).

h) Depremlerin çoğalması (Buhârî, Fiten, 25).

ı) Zamanın yaklaşması, gece ile gündüzün eşit olması (Buhârî, Fiten, 25).

i) Cinâyetlerin çoğalması, fitnelerin zuhur etmesi (Buhârî, Fiten, 4; Müslim, Fiten, 18).

j) Yahudilerle Müslümanların savaşmaları, Müslümanların Yahudileri öldürmesi (Tecrid-i Sarih Tercümesi, VIII, 341; Müslim, Fiten, 79-82).

k) Zinanın açıkça işlenmesi, içki tüketiminin artması, kadınların çoğalıp erkeklerin azalması (el-Ali en-Nâsif Tac, 5/335).

l) Kahtân'dan bir kişinin çıkarak, insanları asâsı ile sevketmesi Buhârî, Fiten, 23).

Kıyâmetin büyük alâmetleri ise şu hadis-i şerifte toplu olarak zikredilir: Huzeyfetu'l-Gifarı (r.a)'den rivayet edilmiştir: Biz bir gün kendi aramızda konuşurken, Hazreti Peygamber yanımıza çıkageldi. Bize "Ne konuşuyorsunuz?" dedi. Biz de "Kıyâmet gününden konuşuyoruz" diye cevap verdik. Hazreti Peygamber" Şüphesiz on alâmet görülmedikçe kıyamet kopmayacaktır" dedi ve "Deccâl'i, dumanı(duhan), Dâbbetü'l-arz'ı, güneşin batıdan doğmasını, İsa (a.s.)'ın yere inmesini, Ye'cûc ve Me'cuc'u, doğuda, batıda ve Arap yarımadasında olmak üzere üç yer çöküntüsünü, son olarak da Yemen'den çıkarak insanları Mahşere sürecek ateşin vuku bulacağını söyledi" (Müslim, Fiten, 39).

Kıyâmetin bu on büyük alameti başka hadislerce ya da İslâm bilginlerince şu şekilde açıklanır:

1. Deccal'in ortaya çıkışı: Deccâl, kıyâmette zuhur edecek yalancı bir kişidir, İslâm Dini'ni ve müslümanları ifsad edip, kötülüğe ve bozgunculuğa sevketmek isteyecektir. Deccal'in sağ gözünün kör olduğu, iki gözünün arasında "kâfir" yazdığı, çocuğunun olmadığı, Medine'ye ve Mekke'ye giremeyeceği, ortaya çıktıktan sonra yeryüzünde kırk gün kalacağı, bu süre içerisinde istidrac türünden bazı olağanüstü olaylar göstereceği, daha sonra da yine kıyâmetin büyük alametlerinden olan Hz. İsa'nın yeryüzüne inmesiyle onun tarafından öldürüleceği sahih hadislerde belirtilmiştir (Buhârı, Fiten, 26; Müslim, Fiten, 37, 39, 40, 91, 101, 110, 112).

2. Duhan'ın çıkışı: Duman anlamına gelen duhan da kıyâmetin büyük alametlerinden biridir (Müslim, Fiten, 39). Kıyâmetin vukuundan önce dünyayı bir duman bulutu kaplayarak, kırk gün ve kırk gece kalacak, mü'minler nezleye tutulmuş gibi, kâfirler ise sarhoş gibi olacaklardır.

3. Dabbetü'l-arz'ın çıkışı: Kıyâmet'ten önce çıkacağı bildirilen bir yaratıktır. Kelime anlamı "yer hayvanı" demektir. Kur'an-ı Kerim'de "Kendilerine söylenmiş olan başlarına geldiği zaman, yerden bir çeşit hayvan (dâbbe) çıkarırız ki o, onlara, insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler" (en-Neml, 27/82) buyurulmaktadır. Hz. Peygamber Dâbbetü'l-arz hakkında "Çıkacak olan kıyâmet alametlerinden ilki, güneşin batı tarafından doğması ile, bir kuşluk vakti insanlara karşı bir dâbbenin (hayvanın) zuhurudur. Bu iki alametten biri, arkadaşından evvel olur. Akabinde diğeri de onun izi üzerinde yakın olarak meydana gelir" (Müslim, Fiten, 118) buyurmuştur.

4) Güneşin Batıdan doğması: Güneş batıdan doğacak, insanlar topluca iman edecek, ancak daha önce iman etmemiş olanların imanları kendilerine bir yarar sağlamayacaktır (Tecrid-i Sarih Tercümesi, XII 307; Müslim, Fiten, 118).

5. Hazreti İsa (a.s)'ın inmesi: Ehl-i sünnet itikadına göre Kıyâmetin vukuundan önce Hazreti İsa yeryüzüne inecek, hristiyanları İslâm'a davet edecek, Deccâl'i öldürecek, Hazreti Peygamber (s.a.s)'in şerîati ile hükmedecektir (Buhârî, Büyû, 102; Müslim, İmân, 242-247).

6. Ye'cûc ve Me'cûc'ün çıkışı: Kıyâmetin vukuundan önce çıkarak "yeryüzünde bozgunculuk yapacak" (el-Kehf, 18/94) olan asılları ve soyları belirsiz iki insan topluluğudur (Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, IV, 3288). Hz. ZülKarneyn'in önlerine yaptığı seddin yıkılarak (el-Enbiya, 21/96) açılması ile yeryüzüne dağılacaklar insanlara saldıracak, kentleri yakıp-yıkarak harabe haline getireceklerdir. Bazı rivayetlerde bu seddin Çin seddi olduğu zikredilir (Muhammed Hamdi Yazır, a.g.e., IV, 3291, 3374; Buhârı, Enbiyâ, 7; Müslim, Fiten, 1,2).

7.8.9. Doğuda, Batıda, Arap Yarımadasında olmak üzere üç bölgede yer çöküntülerinin meydana gelmesi de Kıyâmet'in büyük alametlerindendir (Müslim, Fiten, 39).

10. Yemen'den çıkacak olan büyük bir ateşin insanları önüne katarak sürmesi (Müslim, Fiten, 39).

Ebu Davud ve Tirmizi'nin Sünen'lerinde yeralan bazı hadislere göre Mehdî'nin çıkması da Kıyâmet'in büyük alametlerindendir (Sünen-i Tirmizî, IV, s.1-93: Sünen-i Ebu Davud, N. Şr. M.Abdul Hamid IV, 100, 106).

Hz. Peygamber (s.a.s), Kıyâmetin kötü insanlar ve kâfirler üzerine kopacağını bildirmiştir. Bu hadislere göre Kıyâmet kopmadan önce mü'minlerin ruhları alınacak ve onların âhirete göçmeleri sağlanacaktır (Buhari, Fiten, 5; Müslim, imare, 53).

Ahmet ÖZGEN (Samil Islam Ans.)
üm
Logged

DERİN BİR UYKUYA DALDIK Kİ CEHENNEMDE UYANDIK?
Mehdi nasıl tanınacak? : 31 Mayıs 2005, 14:48:52
Ziyaretçi
mehdi(as) imtihan sırrıdır.herkes tanıyamıcak onu.mesih gibi yani.ama getirdiği hakikatler tüm dünyaya yayılacak.
Logged
ARMAGAN Mehdi nasıl tanınacak? : 31 Mayıs 2005, 15:09:39
Ziyaretçi
Naim bin Hammad -radiyAllahu anh-ın rivayet ettiği bir Hadis-i şerif’te Resulullah -sallAllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Mehdi Aleyhisselâm’ı açıkça tarif buyuruyor:

“Mehdi’nin çıkış yeri Medine’dir, Peygamber -sallAllahu aleyhi ve sellem-’in ehli beytindendir. İsmi Peygamber -sallAllahu aleyhi ve sellem-’in ismidir. Hicret edeceği yer Beyt’ül-Makdis (Kudüs)’tir. Sakalı sıktır, gözleri sürmeli olacaktır. Dişleri parlaktır, yüzünde bir ben vardır. Peygamber -sallAllahu aleyhi ve sellem-’in softan bayrağı ile çıkacaktır. O bayrak dört köşeli olup dikişsizdir ve rengi de siyahtır. Onda bir hicr (hale) bulunur. O Resulullah -sallAllahu aleyhi ve sellem-’in vefatından beri açılmamış olup Mehdi çıkınca açılacaktır. Hazret-i Allah üç bin meleği Mehdi’ye yardım için gönderecek ve melekler O’na muhalefet edenlerin yüzüne ve arkasına vuracaktır. O, yaşı otuz ile kırk arasında olduğu halde gönderilecektir.” (İmam-ı Suyûti)

“Mehdi’nin çıkış alâmetlerinden birisi de Batı’dan başlarında Kinde kabilesinden ayağı sakat bir adamın bulunduğu sarı bayraklıların çıkmasıdır.” (İmam-ı Suyûtî)

“Sizin hazinenizin yanında, hepsi de bir halifenin oğulları olan üç kişi öldürülür ve bu hazine hiçbirisine nasip olmaz. Sonra doğu tarafından siyah bayraklılar çıkarak hiçbir kavmin yapmadığı bir şekilde savaş yapar ve ardından Allah’ın halifesi Mehdi gelir. Siz onun ismini işittiğinizde kar üzerinde sürünerek de olsa ona gelin ve ona biat ediniz. Çünkü o Allah’ın halifesi Mehdi’dir.” (İbn-i Mace, Hakîm)

“Bunun soyundan bir genç çıkar ve arzı adaletle doldurur. Siz onu gördüğünüzde Temimi genci arayın. Çünkü o doğudan çıkacak ve Mehdi’nin bayraktarı olacaktır.” (Taberâni)

“Mehdî neslimden bir şahıstır. Yüzü parlak yıldız gibidir.” (İmam-ı Suyûtî)

“Mehdi bizden, ehl-i beytimizdendir. Allah onu bir gecede ıslah eder.” (Kütüb-ü sitte muhtasarı: c. 17, sh: 557)

“Biz Abdülmuttalib oğullarıyız. Cennet ehlinin efendileriyiz: Ben, Hamza, Ali, Câfer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi.” (Kütüb-ü sitte muhtasarı: c. 17, sh: 558)

“Mehdi’nin beş alâmeti bulunur. Bunlar, Süfyani, Yemâni, semâdan bir sayha, Beyda’da ordunun batışı ve günahsız insanların öldürülmesidir.” (İmam-ı Suyûtî)

“Bizim Mehdimiz için iki alâmet vardır ki, Allah semavat ve arzı yarattığından bu yana böyle bir şey vaki olmamıştır. Bunlar Ramazanın ilk gecesinde ay, yarısında ise güneş tutulmasıdır. Allah semâvat ve arzı yarattığından beri böyle bir şey olmamıştır.” (İmam-ı Suyûtî)

“Sizinle insanlar arasında dört sulh anlaşması olacak, dördüncü sulh, Heraklius ehlinden bir adam vasıtası ile olur ve bu yedi yıl devam eder. Bir adam ‘Ya Resulellah o gün insanların imamı kimdir?’ dedi. Buyurdu ki: ‘Evlâdımdan kırk yaşındaki Mehdi’dir.’ Yüzü parlayan yıldız gibi, yanağında siyah bir ben vardır, üzerinde kutvani iki aba bulunur. Tavrı beni İsrail ricaline benzer. Hazineleri çıkarır ve şirk beldelerini feth eder.” (İmam-ı Suyûtî)

“Mehdi’nin çıkışından önce, Ramazan’da iki kez ay tutulması olacaktır.” (İmam-ı Suyûtî)

“Resulullah -sallAllahu aleyhi ve sellem- Mehdi’yi anlatırken, dilinde pelteklik olacağını ve kelimeyi telaffuz ona zor geldiğinde sağ elini sol uyluğuna vuracağını söyledi ve ismi ismimin, babasının adı babamın adıdır buyurdu.” (İmam-ı Suyûtî)

“Bir fitne görülür, bunu diğer fitneler takip eder ve birinciler sonuncuların kılıçla çatışmaya dönüşünü kamçılar ve bundan sonra bütün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir. Sonra da hilafet, yeryüzünün en hayırlısı olan Mehdi’ye evinde otururken gelecektir.” (İbn-i Ebi Şeybe)

“Mehdi’nin çıkışından önce, şarktan parlak kuyruklu bir yıldız doğacaktır.” (İmam-ı Suyûtî)

“Bir halifenin ölümü anında (ehl-i hal ve akd arasında) ihtilaf olacak. (O zaman) Medine ahalisinden bir adam (Mehdi), kaçarak Mekke’ye gidecek. Mekke halkından bir kısmı ona gelecek ve istemediği halde onu (evinden) çıkaracaklar. Rükn-ü Yemanî ile Makam-ı İbrahim arasında ona biat edecekler. Onları (ortadan kaldırmak için) Şam’dan bir ordu gönderilecek. Ordu Mekke-Medine arasındaki el-Beyda’da yere batırılacak. İnsanlar bunu görünce Şam’ın Ebdâl’ı ve Irak ahalisinin velileri ona gelip biat ederler. Sonra Kureyş’ten, dayıları Kelb kabilesinden olan bir adam zuhur eder ve (Mehdi ve adamlarına) karşı bir ordu gönderir. Ama onlar bu orduya galebe çalarlar. Bu ordu, Kelbî’nin (ihtirasıyla çıkarılmış) bir ordudur. Bu Kelbî’nin ganimetine iştirak edemeyen zarara uğramıştır. Mehdi, malı taksim eder. Halk arasında peygamberlerinin sünnetini (ihya eder ve onun) ile amel eder. İslâm yeryüzüne yerleşir. Yedi yıl hayatta kalır. Sonra ölür ve müslümanlar cenaze namazını kılarlar.” (Ebu Dâvud: 4286, 4288, 4289)

“İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın Hac ederler. Mina’ya indiklerinde etrafları, köpeklerin sarışı gibi sarılıp, kabilelerin birbirine girmesi ile büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır. İnsanlar endişeyle onların en hayırlısına koşarlar. Ve ona geldiklerinde onu kâbe duvarına yapışmış ağlar bir halde bulurlar.

Ben onun göz yaşlarını adeta görür gibiyim.

Ona ‘Gel sana biat edelim’ derler. O ise, ‘Yazık size, ne kadar söz bozdunuz, ne kadar kan döktünüz.’ der ve sonra istemediği halde biatlarını kabul eder. Eğer siz ona yetişirseniz ona biat ediniz, çünkü o yerde de gökte de Mehdi’dir.” (İmam-ı Suyûtî)

“Süfyânî, bir ordu göndererek Medine’de Beni Haşim’den kim varsa öldürülmesini ister. Beni Haşim’den ele geçirilenler öldürülür ve geride kalanlar dağlara kaçarak Mehdi, Mekke’den çıkana kadar saklanırlar. Mehdi zuhur ettiği zaman Medine’den kaçan bu insanlar Mekke’de onun etrafında toplanırlar.” (İmam-ı Suyûtî)

“Güneş alâmet olarak, doğmadıkça, Mehdi çıkmayacaktır.” (İmam-ı Suyûtî)

“Mehdi aşure günü zuhur eder. O gün Hüseyin bin Ali şehid edilmiştir ve o Muharrem ayının onuncu cumartesi günü olmuştur. O Rûkun ile Makam arasında kaim olur. Cebrail Aleyhisselâm onun sağında, Mikail Aleyhisselâm ise solunda olur. Arzın muhtelif yerlerinden gelen taraftarları toplanırlar ve ona biat ederler. Böylece, yeryüzü daha önce zulüm ile dolduğu gibi, şimdi de adaletle dolar.” (İmam-ı Suyûtî)

“Muharrem ayında bir münadi semadan “Agâh olun Allah’ın seçtiği kişi falandır, onu dinleyin ve itaat edin” diyecektir ve bu çok şiddetli savaşların ve fitnelerin bulunduğu bir senede olacaktır.” (İmam-ı Suyûtî)

“Süfyani Kûfe’ye ulaştığı ve Âli Muhammed’in yardımcılarını öldürdüğü zaman Mehdi çıkar ve onun bayraktarı Şuayb bin Salih Temimi olur.” (İmam-ı Suyûtî)

“Şuayb bin Salih Temimi uzuna çalan orta boylu, esmer, yanlarda hafif(kevsec) sakallı olup, elbiseleri beyaz ve bayrakları siyah olan dört bin askerle çıkar. Bunlar Mehdi’nin önünde olurlar ve karşılarına çıkan herkesi hezimete uğratırlar.” (İmam-ı Suyûtî)

“Mehdi’nin bayrağında ‘Biat Allah içindir’ yazılıdır.” (İmam-ı Suyûtî)
 
“Yaşı küçük sakalı hafif ve sarışın bir genç çıkar, Mehdi’nin bayrağını taşır ve karşısına dağlar bile çıksa onları ezerek İlya (Kudüs)’ya kadar ulaşır.” (İmam-ı Suyûtî)

“Maverâunnehr’den bir adam çıkacak, ona el-Hâris İbnu Harrâs (çiftçi) denecek. (Ordusunun) önünde Mansûr denen bir adam olacak. Bu zât Âl-i Muhammed için (malıyla, canıyla, silahıyla zemin) hazırlayacak, hilafeti mümkün kılacaktır. Tıpkı Kureyş’in Resulullah Aleyhisselâm’a mümkün kıldığı gibi. Ona yardımcı olmak ve icabet etmek her müslümana vâcib olmuştur.” (Kütüb-i sitte muhtasarı c. 15 sh. 438)

“Maveraünnehir’den bir adam çıkar, adına ‘Haris’ denir, o çok savaşçıdır. Onun önünde ise, ismine ‘Mansur’ denen birisi bulunur ve Kureyşliler Resulullah -sallAllahu aleyhi ve sellem’e nasıl yardım etmişlerse, o da Âli Muhammed’e öyle yardım eder. Her mümine ona yardım etmek vacib olur. Yahut da ona icabet vacib olur .” (İmam-ı Suyûtî) (Ebu Davud)

“Doğudan bir takım insanlar çıkacak ve Mehdi için zemin hazırlayacak.” (Kütüb-i Sitte Muhtasarı c. 17 sh.558)

“Mehdi’den önce onun ehli beytinden doğu’da bir zât çıkar hedefi Beytül Makdis (Kudüs) olarak, o onsekiz ay omuzunda kılıç taşır, öldürür, yaralar, ancak oraya varamadan ölür.” (İmam-ı Suyûtî)

“Ashabı Kehf, Mehdi’nin yardımcıları olacaktır.” (İmam-ı Suyûtî)
Logged
ARMAGAN Mehdi nasıl tanınacak? : 31 Mayıs 2005, 15:22:24
Ziyaretçi
Logged
ARMAGAN Mehdi nasıl tanınacak? : 31 Mayıs 2005, 15:23:17
Ziyaretçi
Logged
ARMAGAN Mehdi nasıl tanınacak? : 31 Mayıs 2005, 15:25:08
Ziyaretçi
İHTAR: Mehdîlik ahirzamanda bir hidayet cereyanıdır ki üç mümessili vardır. Bu üç mümessilin her birine de Mehdî denilir.

Birinci Mehdî hakaik-ı imaniyenin mehdîsidir. Birinci Mehdî’nin yapmış olduğu bu vazife, diğer iki Mehdî’nin vazifelerine nisbeten çok daha ehemmiyetlidir. Bu Mehdî’nin vazife-yi maneviyesi takriben 100 sene devam edecektir.

İkinci Mehdî ise; Alem-i İslamı zulümattan nura çıkaracak ve Alem-i İslamın ittihadını temin ederek şeair-i İslamiyeyi ve ahkam-ı Kur’aniyeyi bütün Alem-i İslamda tatbik edecek olan zattır. Hazret-i İsa (A.S.) bu ikinci Mehdî’nin hakimiyetinin son zamanlarında nuzul edecektir. Bu Mehdî’nin hakimiyeti ise takriben 45 senedir.

Üçüncü Mehdî ise; Hazret-i İsa (A.S.) ile birleşerek Alem-i Nasraniyeti de arkasına alarak ahkam-ı Kuraniyeyi ve şeair-i İslamiyeyi  bütün dünyaya hakim edecektir. Bu zatın hakimiyeti de takriben 40 senedir.

Ahirzamandaki mehdiyet cereyanı bu üç zata da şamildir. Yalnız “Mehdî-yi Ahirzaman” denildiği vakit ikinci Mehdî kasdedilmektedir. Bu ikinci ve üçüncü Mehdî’nin yapacağı vazifeler her ne kadar efkar-ı umumiyede daha şaşaalı ve büyük görülüyorsa da hakikat noktasında birinci Mehdî’nin yaptığı iman vazifesi daha kıymetli ve ehemmiyetlidir. Risale-i Nur’da mehdîliğin üç vazifesinin bulunduğunun izah edildiği mevzularda  ve “El Burhan Fî Alamat-i Mehdî-yi Ahirizzaman” ve “El-İşaa Lieşrat-is Saat” isimli kitaplarda  ahirzamanda üç tane Mehdî’nin gelip vazife yapacağı isbat edilmiştir.

 حم
Logged
ARMAGAN Mehdi nasıl tanınacak? : 31 Mayıs 2005, 15:28:39
Ziyaretçi
Bediüzzaman ile Fettullah Güleni Karıştırmamak LAZIM... bU ÇOK öNEMLİ BİR olgudur...

BEDİÜZZAMAN ;

Her Yüzyıl Başlarında Müceddid Gönderilmesi

Müceddid: Yenileyen, yenileyici. Sahih hadislerle bildirilen, her yüzyıl başında dini hakikatleri devrin ihtiyaçlarına göre açıklamak üzere gönderilen büyük alim ve peygamberimizin ((S.A.V).) varisi olan zat.

Ashab/i Kütüb-i Sitteden Imam-ı Hakim, "Müstedrek"inde ve Ebu davud "Kitab-ı Sünen'inde; Beyhaki, "Suab-i Iman"da tahriç buyurdular: "Her yüz senede Cenab-ı Hak bir müceddid-i din gönderiyor." Hadisi şerifine mazhar ve masadak ve müzhir-i tam olan Mevlana essehir kutbü'l-arifin, gavsü'l vasilin, varis-i Muhammedi, kamilü't-tarikatü'l-aliyye ve-l müceddidiyye Halid-i Zülcenaheyn Kuddise sirruhu ... ilh...
(Barla Lahikası , 119)

Her yüzyıl başında bir müceddid (dini canlandıran, yenileyen) gönderileceğini Resulullah ((S.A.V).) efendimiz hadisleriyle müjdelemektedir. Küfrün, fuhşun, sapkınlığın ve dalaletin had safhaya ulaştığı hicri 1400 senesinde (1979-1980) Yani 14. asrın başında da hadisin haber verdiği gibi bir müceddidin gönderilmesi gerekmektedir. Bu da hadislerin ve alimlerin izahlarına göre, İslam aleminin 1400 senedir bekledigi Mehdi'dir.

Ebu Hüreyre'nin rivayetine göre; Resulullah ((S.A.V).) şöyle buyurmuş: Gerçekten Aziz ve Celil olan Allah her yüz sene başında şu ümmetin dinini bidatten ayıracak, yenileyecek (ilim sahibi) bir zatı gönderir.
Sünen-i Ebu Davud, 5/100


Her yüz sene başında bu ümmetin uleması arasından bir müceddid gelecek ve şeriatı ihya edecektir. Bilhassa, aradan bin sene geçtikten sonra..Zira, böyle aradan bin senenin geçtiği vakit, geçen ümmetlerde ulül'azm bir peygamberin geldiği vakittir.
(Mektubat-i Rabbani, 1/520)

Bediüzzaman Said Nursi Hicri 13. Asrın Müceddididir

Samli Hafis Tevfik efendi bir risalesinde, Mevlana Halid Bağdadi ile Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin hayatlarını mukayese ettiğini ve dört mühim tevafukla karşılaştığını şöyle izah ediyor:

Birincisi: Hazret-i Mevlana 1193'te dünyaya gelmiş. Üstadım ise, Arabi 1293'te. Tam Mevlana Halid'in yüz senesi hitam bulduktan sonra dünyaya gelmiş.

İkincisi: Hazret-i Mevlana'nın tecdid-i din mücahedesine başlangıcı ve mükaddemesi, Hindistan'ın payitahtına 1224'te girmiş. Üstadım ise; aynen yüz sene sonra, 1324'te Osmanlı Saltanatının payitahtına girmiş, mücahede-i maneviyesine başlamış.

Üçüncüsü: Ehl-i siyaset, Hazret-i Mevlana'nın fevkalade şöhretinden tevehhüm ederek diyar-ı Sam'a nakl-i mekan ettirilmesi, 1238'de vaki olmuştur. Üstadım ise, aynen yüz sene sonra 1338'de Ankara'ya gidip, onlarla uyuşamayıp, onları reddederek - küserek-tekrar Van'a gidip, bir dağda inziva ederken 1338 senesini müteakip, Şeyh Said hadisesinin vukuu münasebetiyle ehl-i siyasetin vehmine dokunmuş. Ondan korkarak Burdur ve Isparta Vilayetlerinde dokuz sene ikamet ettirilmiş.

Dördüncüsü: Hazret-i Mevlana Halid, yaşı yirmiye baliğ olmadan evvel allame-i zaman hükmünde, fuhul-i ulemanın üstünde görünmüş, ders okutmuş. Üstadım ise; tarihçe-i hayatını görenlere ve bilenlere malumdur ki; on dört yaşında icazet alıp, a'lemi ulema-i zamanla muarazaya girişmiş; on dört yaşında iken, icazet almaya yakın talebeleri tedris etmiştir.

Elhasil: Baştaki Hadis-i Şerifin "her yüz sene başında dini tecdid edecek bir müceddidi gönderiyor" müjdesinin ihbarına müvazi olarak Hazret-i Mevlana Halid, -ekser ehl-i hakikatin tasdikiyle -1200 senesinin yani on ikinci asrın müceddididir. Madem tam yüz sene sonra, aynen dört cihette tevafuk ederek Risale-i Nur eczalari ayni vazifeyi görmüs.. Kanaat verir ki - nass-i Hadis ile - Risale-i Nur tecdid-i din hususunda bir müceddid hükmündedir.
(Barla Lahikası 119-121)

Yukarıdaki izahlarda Mevlana Halid'in 12.asrın, Bediüzzaman Said Nursi'nin de 13.asrın müceddidi olduğu anlaşılmaktadır. Mehdi'nin ise 14. asrın müceddidi olarak Hicri 1400 yılı başlarında çıkması beklenmektedir.
Bediüzzaman Hazretleri, hem kendisinden sonra gelecek müceddid olması, hem de ümmetin 1400 senedir şevk ve heyecan kaynağı olması nedeniyle, Hz. Mehdi'den çok açık teferruatlıca bahsetmiştir.
Logged
sofi21 S : 31 Mayıs 2005, 15:31:09
Doç. Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1131


İbnu Mes'ud radıyAllahu anh anlatıyor: "Biz, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında iken Beni Hâşim'den bir grub genç geldi. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm onları görünce, gözleri yaşla doldu ve rengi değişti. Ben: "(Ey Allah'ın Resülü!) Şimdiye kadar, mübarek yüzünüzde hoşumuza gitmeyen bir manzara hiç görmemiştik, (şimdi ne oldu da bizi üzen bir ifade ile karşılaşıyoruz?)" dedim. Şu cevabı verdiler:

"Biz öyle bir Ehl-i Beytiz ki, Allah bizim için dünyaya mukabil ahireti tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beytim benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne maruz kalacak. Nihayet, meşrık (doğu) tarafından beraberlerinde siyah bayraklar olan bir kavim gelecek. Bunlar hayır (saltanat) isteyecekler, fakat istekleri yerine getirilmeyecek. Bunun üzerine onlar savaşacak. Allah onlara yardım edecek. Bundan sonra istedikleri (hükümdarlık) kendilerine verilecek. Ne var ki, onlar bunu kabul etmeyip emirliği Ehl-i Beytim'den bir adama tevdi edecekler. Bu (Emîr) de, insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi, yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Artık sizden kim o güne yetişirse kar üstünde emeklemek suretiyle de olsa onlara varsın (katılsın)" buyurdu."

        Sevbân radıyAllahu anh anlatıyor: "Reslülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Sizin hazinenizin yanında üç kişi kavga edecek: Üçü de bir halifenin evladıdır. (Halifelik) bunların hiçbirine nasip olmayacaktır. Sonra meşrık (doğu) cihetinden siyah bayraklar (taşıyan bir ordu) zuhur edecek, hiçbir kavmin öldürmediği şekilde sizi öldürecek."

Ravi der ki: "Sonra (Aleyhissalâtu vesselam) ezberde tutamadığım bir şey daha söyledi. Son olarak da: "Onları görünce onlara derhal biat edin, kar üzerinde emekleyerek de olsa!" buyurdular. Çünkü o, Allah'ın halifesidir, Mehdidir."

        Hz. Ali anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Mehdi bizden, ehl-i Beyt'imizdendir. Allah onu bir gecede ıslah eder (yani tevbesini kabul eder, hizmetini yapacak hale getirir. Doğruyu ilham eder ve muvaffak kılar)".

        Hz. Enes radıyAllahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Biz Abdulmuttalib'in oğullarıyız. Cennet ehlinin efendileriyiz: Ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi."

        Abdullah İbnu'l Haris İbni Cez'iz-Zübeydi radıyAllahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün): "Doğudan birtakım insanlar çıkacak ve Mehdi için zemin hazırlayacak" buyurdular. O Mehdi'nin hakimiyetini kastediyor."
Logged

DERİN BİR UYKUYA DALDIK Kİ CEHENNEMDE UYANDIK?
sofi21 S : 31 Mayıs 2005, 15:36:09
Doç. Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1131


Ehl-i Beyt Hadislerinde Hz. Mehdi (a.s)
Ehl-i Beyt kaynaklarında Ahir zaman kurtarıcısı on ikinci imam Hz. Mehdi (a.s) hakkında Allah Resulü ve Ehl-i Beyt İmamları’ndan sayısız hadis gelmiştir. Bizim bütün bu hadisleri ele alıp inceleme imkanımız yoktur. İsteyen kardeşlerimiz bu hadisleri ilgili yerlerinde inceleyebilir. Ancak örnek olarak bu hadislerden bazılarına işaret ediyoruz:

1- İmam Sadık (a.s) buyurdu ki: "Halk imamlarını yitirecek, ama o hac mevsiminde hazır olacak ve halkı görecek, halk ise onu görmeyecektir." [1]

2- Esbağ bin Nebate şöyle der: "Emir’ül-Müminin Ali (a.s)'ın huzurlarına gittim, hazretin düşünceye daldığını ve mübarek parmaklarıyla yeri kazdığını görünce: "Sizi düşünceli görüyorum dedim, yere rağbetiniz mi var?" dedim.

İmam: “Hayır vAllahi, hiçbir zaman yere ve dünyaya rağbet göstermedim. Dünyaya benim soyumdan gelecek on birinci evlâdım hakkında düşünüyorum. O Mehdi’dir, zulüm ve küfürle dolu olan yeryüzünü adaletle, eşitlikle dolduracak; onun bir gaybet dönemi olacaktır ki insanlar o dönemde şaşkınlık içinde olacaklar; kimileri bu dönemde sapar, kimileri de hidayet bulur.” dedi.[2]

3- İmam Sadık (a.s) buyurdular ki: “Size bu işin sahibinin (yani zamanın imamının) gaybete çekildiğini bildirdiklerinde onu inkâr etmeyin.” [3]

4- Hz. İmam Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Kaim (Hz. Mehdi) için iki gaybet vardır, biri kısa müddetli, diğeri ise uzun müddetli. Birinci gaybette, özel takipçilerinden başka hiç kimse onun yerini bilmeyecek, ikinci gaybette ise hususi dostlarından başka hiç kimse onun yerini bilmeyecektir.” [4]

5- Ve yine buyurdular ki: “Kaim kıyam ettiğinde kimseye karşı bir taahüdü, bir anlaşması, bir biati olmayacak.” [5]

6- Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mehdi (a.s) benim soyumdandır; ismi benim ismim ve künyesi benim künyem, şekli benim şeklim, sünnet ve tavrı benim sünnet ve tavrımdır, halkı benim şeriatım ve dinime teşvik ve Rabbimin kitabına davet eder. Ona itaat eden bana itaat etmiştir ve ona muhalefet eden bana muhalefet etmiştir, onun gaybetini inkâr eden beni inkâr etmiştir.” [6]

7- İmam Zeynelabidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bizim Kaimimiz ile Allah’ın resulleri arasında birtakım benzerlikler vardır. Nuh, İbrahim, Musa, İsa, Eyyub ve Muhammed (s.a.a) peygamberlerin her biri ile bir benzerliği vardır. Nuh ile uzun ömürlü olmasında, İbrahim ile doğumunun gizli olması ve halktan uzak durmasında; Musa ile korku hâli ve gaybette yaşamasında; İsa ile halkın onun hakkındaki ihtilâfa düşmesinde; Eyyub ile belâdan sonra kurtuluşun yetişmesinde; Muhammed (s.a.a) ile de kılıçla kıyam etmesinde benzerliği vardır.” [7]

8- İmam Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Bu emrin sahibi (Mehdi) için bir gaybet vardır, Allah’a kulluk eden (o zaman) takvalı olmalı ve Allah’ın dinine bağlanmalıdır.” [8]

9- Yine şöyle buyurmuştur: “Halk için öyle bir zaman gelecek ki, imamları onlardan gizli olacak.” Zürare, “Halkın o zaman vazifesi nedir?” diye sorur ve şu cevabı alır: “İmam zuhur edinceye kadar meşgul oldukları işe -dinî görevlerine- sarılsınlar.” [9]

10- Yine buyurmuştur: “Bu iş (İmam’ın zuhuru ve kıyamı), hiç kimsenin ‘Eğer biz olsaydık, adaletle hükmederdik’ diyememesi için halktan, millete hükmetmemiş hiçbir grup ve sınıf kalmayıncaya kadar gerçekleşmeyecektir. Sonra Kaim (a.s) hak ve adalet üzere kıyam edecektir.”  [10]

11- Esbağ bin Nebate diyor ki, Emir’ül-Müminin Hz. Ali (a.s), Hz. Mehdi (a.s) hakkında söz ederken şöyle buyurdular:

“O (Mehdi), öyle bir gaybete çekilecek ki, sonunda cahiller, ‘Allah’ın Âl-i Muhammed’e ihtiyacı yoktur’ diyeceklerdir.” [11]

12- Ebu Said şöyle diyor: Hasan bin Ali (a.s), Muaviye bin Ebu Süfyan ile sulh ettiği zaman, bazıları onu bu işten dolayı kınayınca buyurdular ki:

“Yazıklar olsun size! Ne yaptığımı biliyor musunuz? VAllahi güneşin üzerinde doğup battığı her şeyden daha hayırlısını ben takipçilerim için yaptım. Benim, sizin imamınız olduğumu, sizin bana itaat etmeniz gerektiğini ve Resulullah’ın buyurduğu cennet gençlerinin efendilerinden biri olduğumu biliyor musunuz?” “Evet biliyoruz.” diye cevap verdiler.

İmam Hasan (a.s) bunun üzerine şöyle buyurdular: “Biliyor musunuz Musa bin İmran, Hızır (a.s)’ın gemiyi delmesine, duvarı düzeltmesine ve çocuğu öldürmesine neden o kadar kızdı? Çünkü bu işlerin hikmetini bilmiyordu. Halbuki bu işler zikri yüce Allah’ın yanında doğru ve hikmet üzereydi. Arkasında İsa bin Meryem’in namaz kılacağı Kaim dışında biz Ehl-i Beyt’ten olan hepimizin boynunda zamanın tağutunun biati olacağını bilmiyor musunuz? Yüce Allah onun velâdetini gizleyecek ve şahsını saklayacaktır. Böylece o, zuhur ettiğinde kimsenin biati onun boynunda olmayacaktır. O, tüm kadınların en üstünü olan birinin oğlu olan kardeşim Hüseyin’in dokuzuncu oğludur. Onun gaybetinde Allah Tealâ, onun ömrünü uzatacak, sonra kendi kudreti ile onu kırk yaşından daha genç görünümlü olarak aşikâr edecektir ve bu Allah’ın her şeye kadir olduğunun bilinmesi içindir.” [12]

13- Abdurrahman bin Selit diyor ki, İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurdu:

“On iki hidayet imamı bizdendir; birincisi Emir’ül-Müminin Ali bin Ebu Talip’tir; sonuncusu ise dokuzuncu evlâdımdır. Hak üzere kıyam edecek olan odur. Yeryüzü öldükten sonra, Allah onun vasıtasıyla tekrar onu ihya edecektir ve müşrikler istemese de Allah hak dini diğer dinlere muzaffer kılacaktır. Onun gaybete çekildiği dönemde bazı kavimler mürtet olacak, bazıları ise dine bağlı kalacaktır; onlara eziyetler olacak ve onlara denilecek ki: ‘Eğer doğru söylüyorsanız, bu vaat ne zaman vuku bulacaktır?’ Biliniz ki, onun gaybetindeki eziyetlere ve tekziplere sabretmek, Resulullah ile beraber kılıçla cihad etmek gibidir.” [13]

14- Salih bin Ukbe babasından, o da İmam Muhammed Bâkır (a.s)’dan, o da babaları vasıtasıyla Resulullah (s.a.a)’den, şöyle buyurduğunu nakletmektedir:

“Mehdi benim evlâtlarımdandır, onun gaybet dönemi olacaktır. Bu dönemde ümmetten birçoğu delâlete düşecektir. O, peygamberlerin nişaneleriyle gelecek, yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi onu adalet ve eşitlikle dolduracaktır.”  [14]

15- Mufazzal bin Ömer, İmam Cafer-i Sadık (a.s)’ın şöyle buyurduğunu nakletmektedir:

“Yüce Allah, varlıkları yaratmadan on dört bin yıl önce, on dört nur yarattı. İşte o nurlar, bizim ruhlarımızdır.” “Ey Allah Resulünün oğlu, bu on dört nur kimdir?”diye sorduklarında şöyle buyurdular: “Muhammed, Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin ve Hüseyin’in evlâtlarından olan imamlar. Onların sonuncusu Kaim’dir; gaybetten sonra kıyam edecek, Deccal’ı öldürecek ve yeryüzünü her türlü zulüm ve haksızlıktan temizleyecektir.” [15]

16- Yunus bin Abdurrahman diyor ki: İmam Musa bin Cafer (a.s)’ın huzuruna çıkarak, “Ey Resulullah’ın oğlu! Hak üzere kıyam edecek olan Kaim sen misin?” diye sorduğumda İmam (a.s) şöyle buyurdular:

 “Hak üzere kıyam eden benim. Ama yeryüzünü Allah’ın düşmanlarından temizleyecek, onu zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracak olan Kaim, benim evlâtlarımın beşincisidir. Öldürülme korkusu olduğu için gaybeti o kadar uzayacak ki, bazı kavimler onun hakkında irtidada düşecek, bazıları ise ona bağlı kalacaklardır.”

Sonra şöyle ekledi: “Bizim Kaim’imizin gaybetinde bizim sevgimize sarılan, velâyetimize bağlı kalan ve düşmanlarımızdan uzaklaşan takipçilerimize ne mutlu! Onlar bizdendir, biz de onlardanız. Bizlerden imamları olarak razıdırlar, biz de onlardan takipçilerimiz olarak razıyız. Ne mutlu onlara! Allah’a andolsun ki onlar, kıyamet günü bizimle aynı derecede olacaklardır.” [16]

17- Hasan bin Halid, İmam Ali Rıza (a.s)’ın şöyle buyurduğunu naklediyor:

“Benim evlâtlarımın dördüncüsü, cariyelerin en üstününün oğludur, Allah onun vesilesiyle yeryüzünü bütün zulüm ve haksızlıklardan temizleyecektir. Halkın, doğumunda tereddüt ettiği gaybet sahibi odur. O, zuhur ettiğinde yeryüzü Rabbinin nuru ile aydınlanacak, halkın arasında adalet ölçüsünü kuracak, böylece hiç kimse başkasına zulmetmeyecek ve yeryüzü ona itaat edecektir. Onun gölgesi de olmayacaktır. Gökten bir  münadi onun adına nida edecek ve yeryüzündeki bütün halk ona doğru yapılan şu çağrıyı işitecek: ‘Bilin ki, Allah’ ın hücceti Beytullah’ın yanında zuhur etti, ona tâbi  olun; şüphesiz hak onunladır ve ondadır.’ Bu konuda Allah’ın ayeti şöyle geçer: ‘Eğer istersek onlara gökten bir ayet nazil ederiz de hepsinin boynu onun karşısında eğilir.’[17]  ‘Yakın bir mekândan bir münadi, o gün nida eder ve onlar da o hak sesi duyarlar. İşte o gün huruç günüdür.’[18] Yani oğlum Kaim Mehdi’nin huruç günüdür.” [19]

18- Abdulazim bin Abdullah şöyle diyor: İmam Muhammed Takî (a.s)’ın yanına giderek Mehdi’nin Kaim mi, başkası mı olduğunu sormak istedim. Ama İmam (a.s) söze başlayarak bana şöyle buyurdular:

“Ey Ebu’l-Kasım! Doğrusu bizden olan Kaim, Mehdi’dir. Gaybetinde onu beklemek ve zuhurunda ona itaat etmek farzdır. O, benim evlâtlarımdan üçüncüsüdür. Muhammed (s.a.a)’i peygamber olarak gönderen ve imameti bizlere mahsus kılan Allah’a andolsun ki, eğer dünyanın sonuna sadece bir gün kalsa dahi, Allah o günü o kadar uzatacak ki o, o günde zuhur edecek, yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi, onu adalet ve eşitlikle dolduracaktır.” [20]

19- Sakr bin Ebu Delf, İmam Ali Naki (a.s)’ın şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

“Benden sonraki imam, oğlum Hasan’dır; ondan sonraki imam ise onun oğlu Kaim’dir. O, yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduktan sonra adalet ve eşitlikle dolduracak olandır.” [21]

20- İmam Mehdi (a.s) da gaybetiyle ilgili şöyle buyurmuştur:

“Benim gaybetim döneminde benden faydalanmaya gelince; bu dönemde benden faydalanmak, bulutlarla örtülen güneşten yararlanmaya benzer. Ben yeryüzü ehli için kurtuluş ve emniyet vesilesiyim. Nitekim yıldızlar da gök ehli için emniyet vesileleridir. Öyleyse sizi ilgilendirmeyen şeyleri sormayın. Sizden istenilmeyen şeyleri bilmek için kendinizi zahmete düşürmeyin. Ferecin yakın olması için çok dua ediniz. Çünkü dua sizin kurtuluş vesilenizdir.” [22]

Şimdi mümin kardeşlerimin, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili nakledilen hadis ve rivayetlerin mevcudiyeti hakkında daha fazla bilgi edinmeleri için, Ayetullah Safî-i Gulpayganî’nin “Müntehab’ul-Eser”[23] adlı kitabındaki Hz. Mehdi (a.s) hakkındaki hadislerin istatistiğini aziz okuyuculara sunuyoruz, umulur ki istifade etmiş olurlar.

Hz. Mehdi (a.s) hakkındaki hadislerin istatistiği:

1- “İmamlar on iki tanedir” diyen hadislerin sayısı: 271.

2- “İmamların sayısı, İsrail Oğulları’nın nakîblerininin (başkanlarının) sayısı miktarıncadır” diyen hadislerin sayısı: 40.

3- “On iki imamın ilki,  Hz. Ali (a.s)’dır” diyen hadislerin sayısı: 133.

4- “On iki imamın ilki Hz. Ali (a.s), sonuncusu ise Hz. Mehdi (a.s)’dır” diyen hadislerin sayısı: 91.

5- “İmamlar on iki tanedir; onların sonuncusu  Mehdi’dir” diyen hadislerin sayısı: 94.

6- “İmamlar on iki tanedir; onlardan dokuzu İmam Hüseyin’in evlâtlarındandır” diyen hadislerin sayısı: 139.

7- “İmamlar on iki tanedir; onlardan dokuzu İmam Hüseyin’in evlâtlarındandır; dokuzuncusu ise onların Kaimidir” diyen hadislerin sayısı: 107.

8- On iki imamın isimlerini açıklayan hadislerin sayısı: 50.

9- Hz. Mehdi’nin zuhurunu müjdeleyen hadislerin sayısı: 657.

10- “Mehdi, Ehl-i Beyt’tendir; Mehdi’nin ismi, Resulullah’ın isminin ve künyesi de onun künyesinin aynısıdır” diyen hadislerin sayısı: 389.

11- “Mehdi, insanlar arasında Resulullah’a en çok benzeyen kimsedir” diyen hadislerin sayısı: 48.

12- Mehdi (a.s)’ın yüz ve boyunu tarif eden hadislerin sayısı: 21.

13- “Mehdi (a.s), Hz. Ali (a.s)’ın evlâtlarındandır” diyen hadislerin sayısı: 214.

14- “Mehdi (a.s), Hz. Fatıma’nın evlâtlarındandır” diyen hadislerin sayısı: 192.

15- “Hz. Mehdi, İmam Hüseyin (a.s)’ın evlâtlarındandır” diyen hadislerin sayısı: 185.

16- “Hz. Mehdi, İmam Hüseyin (a.s)’ın imam olan dokuz evlâdındandır” diyen hadislerin sayısı: 160.

17- “Hz. Mehdi, İmam Hüseyin’in dokuzuncu evlâdıdır” diyen hadislerin sayısı: 148.

18- “Hz. Mehdi, Ali bin Hüseyin’in evlâtlarındandır” diyen hadislerin sayısı: 185.

19- “Hz. Mehdi, İmam Muhammed Bâkır (a.s)’ın evlâtlarındandır” diyen hadislerin sayısı: 103.

20- “Hz. Mehdi, İmam Sadık (a.s)’ın evlâtlarındandır” diyen hadislerin sayısı: 103.

21- “Hz. Mehdi, İmam Sadık (a.s)’ın altıncı evlâdıdır” diyen hadislerin sayısı: 99.

22- “Hz. Mehdi, İmam Musa bin Cafer (a.s)’ın evlâtlarındandır” diyen hadislerin sayısı: 101.

23- “Hz. Mehdi, İmam Musa bin Cafer (a.s)’ın beşinci evlâdıdır” diyen hadislerin sayısı: 98.

24- “Hz. Mehdi, İmam Ali bin Musa er-Rıza (a.s)’ın evlâtlarından dördüncüsüdür” diyen hadislerin sayısı: 95.

25- “Hz. Mehdi, İmam Muhammed Takî’nin evlâtlarından üçüncüsüdür” diyen hadislerin sayısı: 90.

26- “Hz. Mehdi, İmam Ali Nakî (a.s)’ın evlâtlarındandır” diyen hadislerin sayısı: 90.

27- “Hz. Mehdi, Ebu Muhammed Hasan Askerî (a.s)’ın oğludur” diyen hadislerin sayısı. 146.

28- “Babasının ismi Hasan’dır” diyen hadislerin sayısı: 147.

29- “Cariyelerin hanımefendisinin oğludur” diyen hadislerin sayısı: 9.

30- “Hz. Mehdi, On iki imamın sonuncusudur” diyen hadislerin sayısı: 136.

31- “Hz. Mehdi, yeryüzünü adaletle dolduracaktır” diyen hadislerin sayısı: 123.

32- “Onun (Mehdi -a.s-) iki gaybeti olacaktır” diyen hadislerin sayısı: 10.

33- “Onun uzun bir gaybeti olacaktır.” diyen hadislerin sayısı: 91.

34- Gaybetinin nedenini açıklayan hadislerin sayısı: 7.

35- Gaybeti döneminde halkın ondan yararlanması hakkındaki hadislerin sayısı: 7.

36- “Gerçekten o, (Mehdi -a.s-) uzun ömürlüdür.” diyen hadislerin sayısı: 318.

37- “Görünümü gençtir” diyen hadislerin sayısı: 8.

38- “Doğumu gizli olacaktır” diyen hadislerin sayısı: 14.

39- “Onun üzerinde hiç kimsenin biati olmayacaktır” diyen hadislerin sayısı: 10.

40- “Allah’ın düşmanlarını öldürecek, yeryüzünü şirk vs.’den temizleyecektir” diyen hadislerin sayısı: 19.

41- “O, Allah’ın emrini aşikâr edecek, İslâm’ı yeryüzünde yayacak ve dünyaya hâkim olacak...” diyen hadislerin sayısı: 47.    

42- “O, insanları Kur’an’a ve sünnete sevk edecektir” diyen hadislerin sayısı: 15.

43- “O, Allah’ın düşmanlarından intikam alacaktır” diyen hadislerin sayısı: 4.

44- “Peygamberlerden onda birtakım sünnetler vardır” diyen hadislerin sayısı: 23.

45- “O, kılıçla kıyam edecektir” diyen hadislerin sayısı: 7.

46- “Onun siyeri ile ilgili hadislerin sayısı: 30.  

47- Onun zühdü ile ilgili hadislerin sayısı: 4.

48- Adaleti ve devletindeki emniyetin yaygınlığıyla ilgili hadislerin sayısı: 7.

49- İlmi hakkındaki hadislerin sayısı: 5.

50- Cömertlik ve bağışıyla ilgili hadislerin sayısı: 13.

51- “Allah Tealâ, onun eliyle peygamberlerin mucizesini aşikâr edecek ve onların mirasları onunla birliktedir” diyen hadislerin sayısı: 5.

52- “Şiddetli bir imtihandan sonra zuhur edecektir” diyen hadislerin sayısı: 24.

53- “İsa bin Meryem (a.s)’a imamlık yapacaktır” diyen hadislerin sayısı: 25.

54- Bayrağının sahibi ve onda yazılan yazı ile ilgili hadislerinin sayısı: 6.

55- Doğumu, tarihi ve annesinin durumu ile ilgili hadislerin sayısı: 214.

56- Babasının hayatı dönemindeki mucizeleri ile ilgili hadislerin sayısı: 9.

57- Babasının hayatı döneminde onu gören kimselerle ilgili rivayetlerin sayısı: 19.

58- Gaybet-i Suğra (Küçük Gizlilik) döneminde onu görme şerefine erişen kimseler hakkındaki rivayetlerin sayısı: 25.

59- Gaybet-i Suğra dönemindeki bazı mucizelerini anlatan rivayetlerin sayısı: 27.

60- Gaybet-i Suğra döneminde, elçi ve naiplerinin hâletleri ile ilgili rivayetlerin sayısı: 22.

61- Gaybet-i Kubra dönemindeki mucizeleri ile ilgili rivayetlerin sayısı: 12.

62- Gagbet-i Kubra döneminde onu gören kimseler ile ilgili rivayetlerin sayısı: 13.

63- Zuhurunun niteliğini anlatan rivayetlerin sayısı: 12.

64- Onun zuhurundan önceki durum, fitne ve günahların çokluğu ile ilgili hadislerin sayısı: 37.

65- Bazı zuhur alâmetleri ile ilgili hadislerin sayısı: 29.

66- Gökten onun ve babasının ismiyle duyulacak ses ile ilgili hadislerin sayısı: 27.

67- Onun zuhurundan önceki  zamanda fiyatların çok yüksek olması, hastalıkların çoğalması vb. şeylerle ilgi hadislerin sayısı: 23.

68- Süfyanî’nin hurucu, ay tutulması vs. şeyler ile ilgili hadislerin sayısı: 38.

69- Deccal’ın hurucu hakkındaki hadislerin sayısı: 12.

70- Zuhur edeceği yıl, ay ve gün hususunda vakit belirlemenin caiz olmaması ile ilgili hadislerin sayısı: 7.

71- Zuhur edeceği yer ile ilgili hadislerin sayısı: 17.

72- Yeryüzünün doğu ve batısını fethetmesiyle ilgili hadislerin sayısı: 12.

73- Bütün milletlerin İslâm üzere toplanmasıyla ilgili hadislerin sayısı: 7.

74- Yerin servet ve madenlerini dışarı çıkarmasıyla ilgili hadislerin sayısı: 10.

75- Gök ve yeryüzü bereketlerinin açığa çıkmasıyla ilgili hadislerin sayısı: 12.

76- Üç yüz on üç kişinin onun yanında bulunmasıyla ilgili hadislerin sayısı: 25.

77- Yeryüzünün adaletle dolmasıyla ilgili hadislerin sayısı: 129.

78- Hz. İsa’nın yere inmesi ve Hz. Mehdi (a.s)’ın arkasında namaz kılmasıyla ilgili hadislerin sayısı: 29.

79- Deccal’ı öldürmesiyle ilgili hadislerin sayısı: 6.

80- Süfyanî ile savaşıp onu öldürmesiyle ilgili hadislerin sayısı: 2.

81- Onun zamanında yeryüzünün bayındırlığıyla ilgili hadislerin sayısı: 5.

82- Onun asrında işlerin kolaylaşması ve akılların kemale erişmesiyle ilgili hadislerin sayısı: 7.

83- Ashabının faziletleriyle ilgili hadislerin sayısı: 14.

84- Ashabının güç ve kuvvetleriyle ilgili hadislerin sayısı: 5.

85- Zuhurundan sonra hilâfetinin süresiyle ilgili olan hadislerin sayısı: 18.

86- Yiyeceği, içeceği ve giyimiyle ilgili hadislerin sayısı: 4.

87- Halkı davet ettiği şeyler hakkındaki hadislerin sayısı: 7.

88- Kaim’i inkâr etmenin haram olması hakkındaki hadislerin sayısı: 9.

89- Fereci beklemenin faziletiyle ilgili hadislerin sayısı: 23.

90- Hz. Mehdi’ye karşı takipçilerinin bazı görevleriyle ilgili hadislerin sayısı: 54.

91- Onu idrak etme ve onu imam edinmekle ilgili hadislerin sayısı: 10.  

92- Gaybeti döneminde, ona inananların faziletleriyle ilgili hadislerin sayısı: 23.

93- Ona salât ve selâm göndermenin niteliğiyle ilgili hadislerin sayısı: 6

94- Ondan nakledilen bazı dualarla ilgili hadislerin sayısı: 13.

“Allah’ım, arzu edilen Kaim ve beklenilen adalet veliyy-i emrine salât gönder, onu dergâhına yakın olan meleklerle kuşat, onu Ruh’ul-Kudüs ile teyit et; ey âlemlerin Rabbi Allah!

Allah’ım, onu kitabına davetçi ve dinini ayakta tutan kıl; ondan öncekileri halife kıldığın gibi onu yeryüzünde halifen kıl; onun için razı olduğun dinini (korumayı) ona mümkün kıl, korkusunu güvene dönüştür; tâ ki sana ibadet etsin...

Allah’ım, onu aziz kıl; onunla bizi izzetlendir; ona yardım et ve onun vesilesiyle bize yardımda bulun; ona izzetli bir zafer bağışla ve kolay bir genişlik ona aç; kendi katından ona bir güç ve kudret ver.

Allah’ım, onun vesilesiyle dinini ve peygamberinin sünnetini aşikâr et; öyle ki hak ve hakikatten hiçbir şey, yaratıkların korkusundan dolayı insanlara gizli kalmasın.

Allah’ım, biz senden İslâm ve ehline izzet bağışlayacağın; nifak ve ehlini zelil edeceğin onurlu bir devletin tahakkuk bulmasını istiyoruz; öyle bir devlet ki, bizi o devlette, itaatine davet edenlerden ve hidayet yolunun öncülerinden kılasın, onun vesilesiyle dünya ve ahiret kerametini bize ihsan edesin. Allah’ım, bizi, haktan bize tanıttığın şeyi taşımaya muvaffak et; eksiğimiz olan (tanımadığımız) şeyi de bize ulaştır (bizi ondan haberdar kıl).

Allah’ım, onun vesilesiyle dağınıklığımızı topla, ayrılığımızı birleştir, açığımızı kapat, azlığımızı çoğalt, zilletimizi izzete dönüştür, ailemizi müstağni kıl, borcumuzu eda et, fakirlik ve ihtiyacımızı gider, zorluğumuzu kolaylaştır, yüzlerimizi ak et, esirlerimizi esaret zincirinden kurtar, isteklerimizi karşıla, (zuhuru için) bize verdiğin sözü yerine getir, dualarımızı kabul eyle, istediğimiz şeyleri ver, bizi dünya ve ahiret arzularımıza ulaştır ve isteğimizden daha fazla bize bağışta bulun.

Ey istenilen ve bağışta bulunanların en hayırlısı! Onun vesilesiyle göğüslerimize şifa ver, kalplerimizin öfkesini gider, bütün ihtilâflara rağmen bizi hakka hidayet et; şüphesiz sen istediğini doğru yola hidayet edersin; yine onun vesilesiyle düşmanına ve düşmanımıza karşı bize yardımda bulun; ey hak olan Allah!

Allah’ım, peygamberimizin -senin salât’ın ona ve Ehl-i Beytine olsun- yanımızda olmamasından, İmam’ımızın gaybetinden, düşmanımızın çok ve sayımızın azlığından, fitnelerin bize şiddetinden ve zamanın şerlerinin bizi güçsüz düşürmesinden sana şikâyet ediyoruz. Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine salât gönder, katından olan acil bir zaferle, zorlukları gidermenle, güçlü bir yardımınla, aşikâr kıldığın hak bir saltanatla, bizleri kapsayan geniş bir rahmetinle, bizleri örten bir afiyetle bize yardımda bulun; kendi rahmetin hürmetine ey rahmet edenlerin en merhametlisi!” Amin.
Logged

DERİN BİR UYKUYA DALDIK Kİ CEHENNEMDE UYANDIK?
ARMAGAN Mehdi nasıl tanınacak? : 31 Mayıs 2005, 16:29:06
Ziyaretçi
"ARAP VE RUM (BATI) İTTİFAKI"

Arap ve Rum kralları biraraya geldiklerinde çok
şiddetli bir savaş yaşanacaktır.
(Risaletül Huruc ül Mehdi, s. 38 )


"IRAK'IN ÜÇE BÖLÜNECEĞİ"

Resulullah ((S.A.V).)in bildirdiğine göre, Irak halkı üç fırkaya ayrılır. Bir kısmı çapulculara katılır. Bir kısmı ailelerini geride bırakıp kaçarlar.
Bir kısmı savaşır ve öldürülürler.
Siz bunları gördüğünüz vakit kıyamete hazırlanın.
(Fera İdu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar)"

Küfe halkı üç kısma ayrılacak: Bir kısmı, Süfyani'nin ordusuna katılacak. Onlar, Cenab-ı Hakk'ın yarattığı en kötü insanlardır. Bir kısmı onlarla savaşacak onlar Cenab-ı Hakkın şerefli kullarıdır. Bir kısmı da yağmacılara katılacak, onlar günahkarlardır.
(En-Necmu's Sakıb Fi BeyanıEnne'l Mehdi Min Evladı Ali B.Ebi Talib)
Logged
ARMAGAN Mehdi nasıl tanınacak? : 31 Mayıs 2005, 16:31:21
Ziyaretçi
12 Halife Meselesinin Aslı

Şiilik’te Mehdi’nin kaybolduğu ve 12.imamın sonuncusu olarak dünyaya tekrar döneceği inancı vardır. Bu yanlış inanç peygamberimizin söylediği iki ayrı hadisin yanlış anlaşılarak tahrif edilmesinden kaynaklanmaktadır. Birincisi, önceki sayfada açıklığa kavuşturduğumuz Mehdi’nin kayıplığı, ikincisi de yeryüzüne 12 halife geleceginden bahseden hadislerdir. Bu iki hadisin aslı vardır, fakat tahrif edilmiştir.  
    Cabir b. Semura’nin (r.a.) rivayetinde Resulullah ((S.A.V).) şöyle buyurdu: 12 halifeye kadar bu dinin üstünlüğü devam edecektir. Bu halifelerin hepsi Kureyş’ten (peygamber soyundan) olacaktır.  

Sünen-i Ebu Davut, 5/90
 


 

Şiiler, ilk olarak hadisteki halife kelimesini imam olarak değiştirmişler ve bu imamların masum (günahsız) olduğunu savunmuşlardır. Bu iki çarpıtma dışında, Halbuki peygamberimiz, “Halifeler Kureyş’lidir” diyerek onların peygamber soyundan olmaları özelliğine dikkat çekmiştir.  

İslam alimlerinin ekserisi bu hadisteki 12 halifeden ilk dördünün peygamberin ((S.A.V).) halifeleri (Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali r.a) olduğunu söylemişlerdir. Mehdi de bu salih halifelerden biridir. Başka bir hadiste ise Mehdi’den sonra başa geçecek olan üç salih halifeden bahsedilmektedir. (Allahualem) Geri kalan diğer dört halife  ise tam olarak bilinememektedir. Fakat onların da önceki devirlerde islam aleminin başında bulunmuş salih halifeler olmaları muhtemeldir. (Allahualem)  

  İşari manada ayet meali:  

5/12- “Onlardan oniki güvenilir- gözetleyici göndermiştik.”  
 

 
Logged
Sayfa: [1] 2 3   Yukarı git
Favorilerime EkleYazdır
« önceki sonraki »
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Şafak FM - Çağrı FM - Furkan Radyo - Lalegül FM - Kuran Dinle


Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Bu Sayfa 0.467 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu
Yükleniyor...