Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
  H *
ANASAYFA ARŞİV GİRİŞ KAYIT

imamhatip.com > İslâm > Hadis-Sünnet > Uydurma Hadisler (Moderatörler: pozitif, MuH@CiR) > Mevzu Hadis rivayetin hükmü
Sayfa: [1]   Aşağı git
« önceki sonraki »
Favorilerime EkleYazdır
Gönderen Konu: Mevzu Hadis rivayetin hükmü  (Okunma Sayısı 365 defa)
maesselame Mevzu Hadis rivayetin hükmü : 11 Ağustos 2006, 11:28:45
Prof. Üye
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1642


Ya mukallibel kulub, sebbit kalbi ala dinik


WWW
Eş-şeyh abdulfettah ebu gudde rahimehullah'ın mevzu hadisler adlı kitabından..

İmam İbnu's Salâh, Ma'rifetu Envai İlmi'l Hadis kitabında, şöyle der: "Mevzu hadis zayıf hadislerin en şerlisidir. Bunların mevzu olduğunu belirtmeden rivayet edilmesi hangi gayeyle olursa olsun hiç kimse için helal değildir. [84] Sahih olma ihtimali olan zayıf hadisler ise böyle değildir. Bunların tergib ve terhib (hayra teşvik, günahlardan sakındırmak) babında rivayetleri caizdir. (Tabii ki usûl kitaplarında rivayetlerle ilgili zikredilen şartlara uyarak.)

Bir hadisin mevzu olduğu uyduranın itirafıyla yada itirafına yakın bir durumla anlaşılır. Şöyle ki, ravinin veya rivayetin durumununda bir karîneden mevzu olduğunu (hadisçiler) anlarlar. Nitekim lafızlarının ve manalarının gevşekliği mevzuluğuna delalet eden uzun uzun hadisler uydurulmuştur. [85]

Allame Aliyyu'l Kari El-masnû fi ma'rifeti'l hadisi'l mevzu kitabında şöyle demiştir : "es-suyuti[86] İbnu'l cevzi'den[87] nakille hadislerinde uydurma, yalan ve asılsız rivayetler bulunanların kısım kısım olduğunu belirtmiştir :

- Bunlardan bir kısmı, zühd hayatında iyice derinleşmiş, hadisleri ezberlemekten ve sahihiyle mevzusunu birbirinden ayıretmekten gafil kalmışlardır.

- Bazılarının kitapları kaybolmuştur. Bunun üzerine hafızalarından rivayet etmişler fakat hata etmişlerdir.

- Bazıları sika kimselerdir fakat ömürlerinin sonları doğru akılları karışmıştır.

- Bazıları da yanılarak hatalı rivayet etmiş ancak doğrusunu görüp kabul ettiği halde, "hataya düşmüştür" denilmemesi için inad ederek bundan dönmemiştir.

- Bir kısmı da zındıktır [88]. Şeriatı tahrif etmek, şüphe uyandırmak ve dinle oynamak için kasten hadis uydurmuşlardır. Zındıkların bazıları şeyhin (ravinin) gafletini kollayıp kitabında olmayan hadisleri ona katardı.

- Bazıları da mezhebini desteklemek için hadis uydururdu. Sapık fırkalardan Salimiyye'ye [89] mensub olan bir kısım insanların böyle yaptığı zikredilmiştir.

- Bazıları da Allah azze ve celle'nin rızası için, hayra teşvik etmek ve kötülüklerden sakındırmak için hadis uyduruyordu.

- Bir kısmı da güzel sözlere sened uydurmaya cevaz vermiştir.[90]

- Bazıları da sultanlara yaklaşmak için hadis uydurmuşlardır.

- Bir kısmı da kıssacılardır. Çünkü onların istedikleri insanları hislendiren ve revaç bulan hadislerdir. [91]

Kaynaklar :

[84] Mevzu hadislere karşı son derece gevşek davranmanın bazı alimlerin arasına yaygın olarak girmiş olması gerçekten üzülecek bir durumdur. Bu sebeple, büyük bir alim ve makamda bulunan böyle zevattan birinin Allah Rasulü aleyhissalatu vesselam adına uydurulmuş mevzu bir hadisi el-Buhari'ye nisbet ettiğini görebilirsin. Eğer bu, el-Buhari'ye müracatından sonra olduysa bu yanlış bir tedkiktir. El-Buhari'ye bakmadan meydana gelmişse durum da ağır ve son derece tehlikelidir, hatalıdır :
Asyut üniversitesi usulu'd-din fakültesi dekanı muhterem Şeyh Dr. Abdulğani avad er-racihi'nin el-ilm ve'l iman fi binani'l umem ve'l muctemeat adlı kitabı 1934'de kahire'de matbuat işleri umum idare heyeti tarafından islami araştırmalar kurumun'ca basılmış, islami araştırmalar kurumu genel sekreteri Dr. Muhammed Abdurrahman Beysar da kitabı bir takdim yazmış, sayfa onbeşte şöyle demiştir : "...hadis-i şerifte geçer: "bir süre tefekkür etmek 60 yıllık (nafile) ibadetten daha hayırlıdır." bunu el-Buhari rivayet etmiştir."
Böyle bir rivayeti El-Buhari'ye nisbet etmek -el buhari şeklindeki yalan ifadeden kastedilen Sahihu'l Buhari'dir- çok büyük bir iftiradır. Çünkü hadis mevzudur. Ebu'ş şeyh ibnu hayyan kitabu'l azame'de bunu "bir sürelik tefekkür.." ifadesiyle rivayet etmiştir. es-Suyuti de bu ifadeyle rivayet etmiştir. El-Münavi de Feyzu'l Kadir'de mevzuluğuna (uydurma olduğuna)  işaret etmiştir. Bkz. IV/443
imam İbnu'l Cevzi'nin El-mevzuat adlı kitabı III/144'de belirttiği gibi, hadis mevzudur. O şöyle demişitir : "Senedinde iki yalancı var. Bu yalan ikisinden birindendir. Biri ishak bin necih el-malati'dir. Ahmed "insanların en yalancısıdır", Yahya da "yalan hadis uydurup ortaya atmakla maruftur", el-fellas ta "Allah Rasulü aleyhissalatu vesselam adına açıkça yalan uydururdu" demiştir. İkinci kişi ise osman bin abdillah el-kureşi olup ishak bin el-malati'den rivayet eder. İbn hibban "sika kimseler adına yalan hadisler uydurur" demiştir."
Es-suyuti, el-lealiu'l mesnua, I/327'de bu rivayeti destekleyen (şahid) bir rivayet daha olduğunu iddia etmiştir. Burada ya bilerek gafil davranmış ya da gerçekten gaflete düşmüştür. Çünkü zikrettiği aynı manadaki hadisin senedinde iki başka yalancı vardır. Birincisi said bin meysere el-bekri el-basri'dir. Yahya el-Kattan (...) "yalancıdır", el-Buhari de "hadisleri reddedilmiştir" demiştir. Yani ondan rivayet helal olmaz. İbn Hibban da onunla ilgili olarak "mevzu hadisler rivayet eder" demiştir. İkincisi ali bin ibrahim el-kazvini'dir. Hafız ibn hacer'in Lisanu'l Mizan'da (IV/194) terceme-i halinde belirttiği gibi, yalan hadis uydurduğu söylenmiştir. Aynı şekilde senedde bazı meçhul kimseler de vardır.
Es-suyuti'nin bu hadisi "destekler (şahiddir)" diye takviye olarak zikrettiği hadiste bu musibetler var. Peki bu hadis şahid olarak kabul edilir mi? Mevzu hadisi başka mevzu bir hadisle destekleyerek son derece gevşek davranan hafız es-suyuti rahimehullah'ı Allah azze ve celle bağışlasın.

[85] İbnu's Salah, Ma'rifetu envai ilmi'l hadis, s.109. Yirmibirinci bölüm olan mevzu hadis bahsinde. (Bu eser mütercim tarafından tercüme edilmiştir. matbu değildir)

[86] el-lealiu'l mesnua kitabının sonunda, II/467-73

[87] el-mevzuat kitabının başında, I/35-47. hadis uydurma işini yapan veya bu çukura düşen mecruh ravilerin on grubu için bkz. İbnu'l Esir, Camiu'l Usul mukaddimesi, I/135-145

[88] Zındık, ahirete ve Allah Teala'nın ilah olduğuna inanmayan veya küfrünü gizleyip Müslüman gibi gözükendir. Zamanımızda mülhid denen kimsedir bu.

[89] Muhammed bin Salim'e nisbet edilen bir kelam ekolü. Bu fırka Allah Teala'nın sürekli yaratmada bulunduğunu, ilahi iradenin mahluk olmadığını, ilahi iradeden neş'et eden tüm kararların mahluk olduğunu söyler.

[90] Tezhibu't Tezhib, IX/185-6'da hadis uyduran, yalancı, zındık, mülhid gibi kendisini dalalete batırmak ve iyice içine gömmek için isim ve künyeleri yüzden fazladır. Zındıklığı sebebiyle abbasi halifesi El-Mansur'un (hilafet yılları : 136-158) katlettiği muhammed bin said el-maslub (el-esedi, es-şami el-urdunni et-taberi)'nin terceme-i halinde şöyle denir : "Duheym şöyle demiştir: Halid bin yezid el-ezrak'tan şöyle dediğini duydum : Muhammed bin said el-urdunni'den şunu işittim: "söz güzel olunca ona bir isnad uydururum, aldırmam." İbn Rişdin de der ki: Ahmed bin salih el-mısrî'ye onu sordum. şöyle dedi : Zındıktır. Boynu vuruldu. Şu ahmakların yanında dört bin hadis uydurdu. Onlara dikkat edin."

[91] Aliyyul Kari, el-masnua. ikinci baskı, s.251
Logged



Şatıbi Rahimehullahın da dediği gibi : Sünnet bize göre farzdır...
Reklam

reklam
Mevzu Hadis rivayetin hükmü
« : 11 Ağustos 2006, 11:28:45 »

 Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Favorilerime EkleYazdır
« önceki sonraki »
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Şafak FM - Çağrı FM - Furkan Radyo - Lalegül FM - Kuran Dinle


Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Bu Sayfa 0.18 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu
Yükleniyor...