Hangi ölümdebn bahsediyorsunuz siz ? Ölen insanın organı ne işe yarar ?
Organların tam ölüm henüz gerçekleşmeden -beyin ölümü gerçekleşti denilerek- alındığını bugün çocuklar bile biliyor.
"Beyin ölümü" denildiğinde "beyin sapı" ölümü anlaşılmaktadır. Bunun nedeni 1979'da İngiltere'de alınan komite kararıdır. Beyin sapı ölümü tanımı ise somatik ölüme eşdeğerdir ve hukuken kişinin varlığının sona ermesi anlamına gelir ve ancak bu durumda, hukuken organ ve doku transplantasyonu olanağı doğar.
Report of the Ad Hoc Committee of the Harvard
Medical School to Examine the Definition of Brain Death (JAMA, Aug 5,1968-Vol 205, No:6)
“Beynin tüm bölümlerinde, geri dönüşsüz fonksiyon kaybı yerleşmesi durumunda,
hukuki ölümün gerçekleştiği kabul edilmelidir. Çünkü, bu durumda, uygulanan tüm tıbbi girişime (solunum ve dolaşım desteği) rağmen, koma durumu kalıcıdır.”
BEYİN ÖLÜM KRİTERLERİ (HARVARD)
* Bilinç kapalı, tam duyarsızlık ve cevapsızlık,
* Spontan hareket, ağrılı uyaranlara yanıt yok,
* Spontan solunum yok (apne testi),
* Refleksler yok,
* EEG’ de düz trase,
* Ayırıcı tanı;
Hipotermi, SSS’ ni baskılayan ilaç alımı.
* Yeterli süre gözlem (24 saat).
Harvard komitesi,
“Beyin ölüm sendromu” tanımına neden ihtiyaç duydu ?
* Koma durumunun kalıcı olması ve uygulanan tüm tıbbi girişimlerin başarısız kalması,
* Hasta yakınlarını gereksiz umutlandırmamak ve uzamış stresten kurtarma amacı,
* Başka hastalar için, yaşamı destekleyen cihazların bir an önce boşaltılması,
* Gereksiz maddi harcamaların kesilmesi,
* Organ nakli için en erken dönemde organ teminine olanak veren, erken ölüm tanı kriterleri’ ne duyulan gereksinim.
BEYİN SAPI ÖLÜM KRİTERLERİ (ROYAL)
* Bilincin kapalı olması, tam duyarsızlık ve cevapsızlık hali,
* Spontan hareketin bulunmaması ve ağrılı uyaranlara yanıt alınamaması,
* Spontan solunumun bulunmaması (apne testi),
* Beyin sapı reflekslerinin yokluğu,
* Ayırıcı tanının yapılması;
Hipotermi, SSS’ ni baskılayan ilaç alımı,Metabolik ve endokrin hastalıklar,
* Yeterli süre gözlem (24 saat).
Bu da enteresan;
Baromuza Türkiyede sınırlı sayıda bulunan adli tıp uzmanlarından birisi geldi. Benim için bu soruyu yöneltebileceğim bir uzmanın gelmesi heyecan vericiydi ve aramızda kısa bir konuşma geçti.
-Size göre Ölüm anının tespitinde beyin ölümü yeterli midir? Yani kişinin beyin ölümü gerçekleştiği anda vicdanen öldüğüne inanıyor musunuz?
Bu sorum üzerine beyin ölümü anlatılırken müdahale ettim.
- Ben beyin ölümünün nasıl tespit edildiğini merak etmiyorum. Siz kişisel olarak o anda kişinin öldüğüne inanıyor musunuz? diye sordum.
- Evet inanıyorum dedi.
-Peki gazetelerde fişi çekilmeden hayata dönen insanlardan mucize olarak bahsediliyor bunlar mucize mi yoksa asparagas mı diye sordum?
- O da olayın asparagas olduğunu sanmadığını kişisel düşüncesinin o insanlarda yapılması gereken testlerin tam olarak yapılmadığınü düşündüğünü söyledi.
- Aynı zamanda hukukçu olan kişiye böyle bir test yapılmadan fişi çekilenlere karşı adam öldürme suçunun oluşacağını söylediğimde... Evet cinayet diye yanıt verdi.
Ve kesin olmayan bazı bilgiler duyduğumda şok oldum. Bazıları masrafları karşılayamadığı için fişi çektiriyor olabilir dedi. Bazen de yetersiz testlerle beyin ölümünün gerçekleştiğine dair raporlar verildiğini işittim.
Bu yeni bilgiler ışığında durumu nasıl değerlendirirsiniz. Sadece organları için çekilen onlarca fişe bağlı hayat acaba gerçekten ölmüş müydü? Peki morgtan dirilen insan haberleri de neyin nesidir? Hastahanelerimizde neler oluyor?
Ayrıca
buraya bakmanızı tavsiye ederim. Anlaşılır bir dille beyin ve beyin sapını anlatmış.