Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
  H *
ANASAYFA ARŞİV GİRİŞ KAYIT

imamhatip.com > İslâm > İslâmî Konular > Akâid (Moderatör: şakiroğlu) > SEN OLMASAYDIN…. Hadis-i Kudsi’si
Sayfa: [1]   Aşağı git
« önceki sonraki »
Favorilerime EkleYazdır
Gönderen Konu: SEN OLMASAYDIN…. Hadis-i Kudsi’si  (Okunma Sayısı 241 defa)
kerimoğlu SEN OLMASAYDIN…. Hadis-i Kudsi’si : 09 Ekim 2008, 23:54:30
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 362


         SEN OLMASAYDIN…. Hadis-i Kudsi’si     
Kardeşler,
Son yıllarda boş teneke gibi sesleri çok çıkan SÜNNET VE HADİS MUNKERLERİ “Sen olmasaydın kâinatı (felekleri) yaratmazdım.” Hadis-i Kudsi’sini ağzına dolamış ve uydurulmuş olduğunudan dem vurmaktadırlar.
İşte onarlın bu yaftalarına ve uyduruk bilgilerine bir cevap olamk üzere aşağıdaki bilgileri istfadelerinize sunuyorum. Rabbimiz müstefad ede .



“SEN OLMASAYDIN, FELEKLERİ YARATMAZDIM.”
(Keşf'ul Hafa Cilt : Sayfa :164)

buyruluyor. Bu hadisi kudsinin uydurma olduğu yalanı sünnet düşmanları tarafından seslendiriliyosa da, asıl “uydurma olduğu şayiasının “ uydurma olduğu bilinmelidir. Çünkü,
“Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım” kudsi hadisi, Marifetname’nin ön sözünde, Yusuf-i Nebhani hazretlerinin Envar-ı Muhammediyye kitabının 13. sayfasında ve İmam-ı Rabbani hazretlerinin Mektubat’ının 122. mektubunda vardır.
     Mektubatın farisi haşiyesinde, bu hadisin Deylemi’nin Firdevsi'nde bulunduğu bildirilmektedir. Deylemi de, Buhari ve diğer muhaddisler gibi, meşhur ve muteber bir hadis âlimidir. Buna mümasil diğer beyineler şu şekilde nakledilmiştir.
Mektubat-ı Rabbaninin 3.cildinde, “Sen olmasaydın Cenneti yaratmazdım” , “O olmasaydı kâinatı yaratmaz, rubûbiyetimi izhar etmezdim.” kudsi hadisleri de bildirilmektedir.
Miracda Allah-u Tealâ, Peygamber (sallalahu aleyhivesellem) Efendimize, “Senden başka her şeyi senin için yarattım” buyurunca, Resulullah sallAllahu aleyhi ve sellem de, “Ben de senden başka her şeyi senin için terk ettim.” dedi. (Mirat-i kâinat)
        Âdem aleyhisselam, Arşta gördüğü nûrun mahiyetini sual etti. Hak teâlâ buyurdu ki:
”Bu nûr, gökte Ahmed, yerde Muhammed denilen, zürriyetinden bir peygamberin nûrudur. O olmasaydı, seni de, yer ve gökleri de yaratmazdım.” (Mevahib-i ledünniyye)
        Allah-u Tealâ yine buyuruyor ki:
”Ya Âdem, Muhammed aleyhisselamın ismi ile her ne isteseydin, kabul ederdim. O olmasaydı, seni yaratmazdım.” (Hakim) 
          ”Ey Resulüm, İbrahim’i halil (dost), seni de habib (sevgili) edindim. Senden daha sevgili hiç bir şey yaratmadım. Senin, benim indimdeki yüksek derecenin bilinmesi için dünyayı ve dünya ehlini yarattım. Sen olmasaydın, kâinatı yaratmazdım.” (Mevahib-i ledünniyye)
       Bu hadis-i kutsilere uydurma diyenler, herhangi bir hadisi hangi kitapta olduğu zaman kabullendiklerini açıklamalıdırlar. Reddiyesini yaptığımız bu kitabın müellif Buhari ve Müslim gibi iki sahih hadis kitabını dahi sıhhatli bulmadığını ve içlerinde uydurma hadis olduğunu ifade etmektedir. Böyle inanıştaki bir insana hangi hadisi nasıl kabul ettirebilirsiniz ?

    Bu kısmın Son bölümünde yapılan iğreti ve çarpıtılarak yapılan karşılaştırmaların hakikati şu şekidedir :
    Denmiş ki ;
   [Kuran’a göre, “Allah (Azze ve Celle) göklerin ve yerin nûrudur.” (Nûr :24)
 Mistik tasavvura göre “Muhammedin nûru, her şeyin kendisinden yaratıldığı kaynaktır.”]

     Bu ayet (Nûr :24) “Allah (Azze ve Celle) göklerin ve yerin nûrudur.” şeklinde değil “Allah (Azze ve Celle) göklerin ve yerin ziyasını vericidir.” Şeklinde meallendirilmesi gerekir. Zira, Beyzavi’nin beyanı veçhile “nûr”; gözle görülür, Ay’la, Güneş’ten ve sair diğer nücumdan (yıldızlardan) ziya )ışık) verici şeylerden mukbilinde olan cisme akseder bir keyfiyet olduğundan bu manâca “nûr”un Allah (Azze ve Celle) –u Tealâ’ya ıtlakı sahih olmadığı cihetle tevile muhtaçtır. Binaenaleyh; “Allah-u Tealâ semavat ve arz’ın nûrunun sahibi demektir.” Çünkü, Vacib Tealâ her şeye malik ve her şeyin sahibi  olduğu gibi,
“nûr” un dahi sahibidir. Yahud, “nûr” ihtidaya sebep olduğu cihetle burada hidâyet manâsınadır. Buna nazaran manâ-yı nazım; “Allah-u Tealâ semavat ve arz ehlini hidâyette kılıcıdır.” demektir. Yahud, “Allah-u tealâ semavat ve arzı hikmet-i acibesiyle tedbir edicidir.” Demek olur. Çünkü, bir kavmin reisine ve mudebbir-i umurlarına “nûr” demek  Arap’lar arasında caridir. Şu halde ”Allahunûrussemavatı” demek “Allahumudebbirussemavatı” demektir. Yahud, semavat ve arz’ın nazımı demektir. Çünkü, hüsn-ü tertibe ve intizam-ı acib’e “nûr” ıtlakı vardır. Yahud, “nûr” münevver manâsınadır. Buna nazaran manâ-yı nazım ; “Allah-u Tealâ semavat ve arz’ı nûrlandırıcı” demektir. Çünkü, Vacib Tealâ semavatı melekler, yıldızlar Ay ve Güneş’le  Yeryüzünü dahi enbiyâ, evliyâ, ulema, müminler, nebatat ve ağaçlarla nûrlandırmıştır. Allah-u Tealâ’nın “nûr”un sahibi olduğu ortaya çıkınca “Nûr” ıtlakının Peygamberimiz (sallAllahu aleyhi vesellem)e yapılması elbetteki şayan-ı hakikattir. Peygamber (sallalahu aleyhivesellem) Efendimize “Nûr-i Muhammedi” ıtlakının hangi delillere dayanılarak  yapıldığı ise, yukarıda izah edilmişti. Son devrin mutasavvıflarından Medine-i Munevvere’de medfûn Ramazanoğlu Mahmud Sami Efendi (K.S.) de bakınız “Nûr-i Muhammedî” hakkında nasıl bir beyanda bulunmuş.
    Nûr -i Muhammedi -SallAllah Aleyhi ve Sellem
İmam-ı Abdü'r-Rezzak -rahmetullahi aleyh-'in rivâyetinde Câbir bin Abdillah el-Ensârî -radıyAllahu anh- buyurmuştur ki: -Yâ ResûlAllah! Anam babam sana fedâ olsun. Allah (Azze ve Celle) Teâlâ Hazretlerinin cümle eşyadan evvel halk ettiği ne nesnedir, dedim. Buyurdu ki:
"Yâ Câbir! Tahkikan Allah (Azze ve Celle) tebâreke ve teâlâ hazretleri cemî eşyadan evvel senin Peygamber’inin nûrunu kendi nûrundan yarattı. Dahî şöyle eyledi ki; O nûr Allah (Azze ve Celle) Teâlâ'nın kudretiyle dilediği yerlerde devredip gezerdi. O zaman ne levh ne kalem ne cennet ne cehennem ne melek ne gök ne yer ne güneş ne ay ne cin ne de ins vardı. Hâsılı mahlûkattan bir nesne yaratılmamışdı.”
Ondan sonra buyurdular ki:
"Hak Teâlâ Hazretleri mahlûkatı yaratmak dilediği zamanda o nûru taksim edip dört cüz kıldı: Evvelki cüzden kalemi halk etti, ikinci cüzden levhi halk etti, üçüncü cüzden arşı halk etti, dördüncü cüzü taksim edip dört cüz kıldı. Onun dahî evvelki cüzünden arşı yüklenen melekleri halk etti, ikincisinden kürsiyi halk etti, üçüncüsünden geri kalan melekleri halk etti, dördüncü cüzünü yine taksim edip dört cüz kıldı. Evvelkisinden gökleri halk etti, ikincisinden yerleri halk etti, üçüncüsünden cennet ile cehennemi halk etti, dördüncü cüzünü yine taksim edip dört cüz kıldı: Evelkisinden mü'minlerin gözlerinin nûrunu halk etti, ikincisinden kalblerin nûrunu halk etti ki o ma'rifetullahdır, üçüncüsünden dillerin nûrunu halk etti ki o dahi tevhid olup “Lâ ilâhe illAllah Muhammed Rasulûllah” demektir.”
Hak teâlâ ve tekaddes hazretleri buyurdu ki:
“Yâ Âdem! Eğer ki dârü’l-karibden indirilip uzak düştün ise ben yakînim! Duâ edenin duâsına icâbet ederim. Eğer cennetten çıkarılmak ile kalbine inkisar hâsıl olduysa ben kalbleri münkesir olanların katındayım. Eğer göklerde tesbih eden meleklerin âvazlarını dinlemekten geri kaldınsa yeryüzünde günahkârların iniltisini dinlemek sana ondan ivaz verildi. Onların iniltisi bana meleklerin tesbihinden sevgilidir. Zîrâ kâh olur ki müsebbihlerin tesbihine iftihar karışır ve günahkârların nâle ve feryâdı inkisarla zînetlenir. Eğer siz günah işlemiyeydiniz sizi giderip bir kavim halk ederdim ki onlar günah edip sonra istiğfar ederler idi. Ben de onların günahlarını mağfiret eylerdim.” diye buyurdu. Bakın görün Hak teâlâ ve tekaddes hazretlerinin lutfuna ki herhangi bir kuluna perişanlık verip nusratını terk eylese o kulun çalıştığı fayda vermez.
Rivâyet olundu ki: Âdem -aleyhisselâm- cennetden ihrac olunduğu zamanda nazar edip gördü ki arşda ve cennetin her mevki'ınde Hak Teâlâ'nın ism-i şerifi yanında Muhammed -sallAllahu aleyhi ve sellem- ism-i şerifi yazılı idi. Dedi:
– Ya Rabbi! Bu Muhammed -sAllahu aleyhi ve sellem- kimdir?
Allah (Azze ve Celle) Teâlâ ve Tebareke Hazretleri buyurdu ki:
– Bu senin evlâdından O kimsedir ki, eğer O olmayaydı seni halk etmezdim.
Âdem -aleyhisselâtü vesselâm- dedi ki:
– Ya Rabb! Beni bu oğlumun hürmetine afvedip esirge! Hak Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri buyurdu ki:
- Ya Âdem! Eğer gökler ve yerler halkı hakkında bu oğlun hürmetine benden şefaat dilesen şefaatin makbul olur.
o
Hazret-i Ömer -radıyAllahu anh-'den mervidir ki: Resûlullah -sallAllahu aleyhi ve sellem- buyurdu:
"Âdem -aleyhissalâtü vesselâm hatayı işleyip günahkâr olduğu zamanda;
- Ya Rabb Muhammed -sallAllahu aleyhi ve sellem- hakkı için beni mağfiret eyle, dedi. Hak Teâlâ:
- Yâ Âdem sen Muhammed'i nice bildin ki ben onu henüz halk etmedim diye buyurdu. Âdem -aleyhissalatü vesselam- dedi:
- Oradan bildim ki sen beni yed-i kudretinle halk edip bana rûh nefhettiğin zamanda başımı kaldırıp arş üzerinde:
•
“Lâ ilahe illAllah Muhammedur Rasulûllah”
yazılmış gördüm. Bildim ki sen ism-i şerifini ancak sana cemi' halkın en sevgilisi olan bir kimsenin ismine muzaf eylersin, dedi. Hak Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri:
-Yâ Âdem! Doğru söyledin. O bana halkın en sevgilisidir. Madem ki O'nun hürmetine benden mağfiret istedin, muhakak ben seni af eyledim. Eğer Muhammed -sallAllahu teâlâ aleyhi ve sellem- olmasaydı, seni halk etmezdim buyurdu. 
Logged

Mezhepsizlik Dinsizliğe Köprüdür.

    Zahid-el Kevseri.
Reklam

reklam
SEN OLMASAYDIN…. Hadis-i Kudsi’si
« : 09 Ekim 2008, 23:54:30 »

 Logged
TURKUAZ Ynt: SEN OLMASAYDIN…. Hadis-i Kudsi’si : 10 Ekim 2008, 11:00:52
Ordinaryus
*******
Online Online

Mesaj Sayısı: 3432


lades gibi aklımdasın...


Sen olmasaydın ben kâinatı yaratmazdım.”, “Ben gizli hazine idim, bilinmek istedim, bunun için âlemi yarattım” gibi tasavvuf edebiyatının temelini oluşturan cümlelerle ilgili olarak, Zâhir ulemâsı, hadis âlimleri ve Hanbeliler, Hz. Peygamber’in bu şekilde anlaşılmasının onu ilahlaştırmak anlamına geleceğini söyleyerek bu inancı küfür ve şirk saymışlardır.” TDV İslam ansiklopedisi15. cildi sayfa;179-180.
Logged

kerimoğlu Ynt: SEN OLMASAYDIN…. Hadis-i Kudsi’si : 10 Ekim 2008, 12:29:22
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 362


alıntı:EBABİL
Sen olmasaydın ben kâinatı yaratmazdım.”, “Ben gizli hazine idim, bilinmek istedim, bunun için âlemi yarattım” gibi tasavvuf edebiyatının temelini oluşturan cümlelerle ilgili olarak, Zâhir ulemâsı, hadis âlimleri ve Hanbeliler, Hz. Peygamber’in bu şekilde anlaşılmasının onu ilahlaştırmak anlamına geleceğini söyleyerek bu inancı küfür ve şirk saymışlardır.” TDV İslam ansiklopedisi15. cildi sayfa;179-180.

  Sen bu hükme varan zahir ulemana selâm söyle, önce hakiki ilimden bir nasipleri olsun, ondan sonra bu gibi konularda fikir beyan etsinler ! kendi FİNCAN akıllarıyla OKYANUS ölçmeye kalkışmasınlar !
Şimdi sana ve onlara HALİKİ İLİM ve ALİM nedir ve kime denir onu açıklayayım da nadânlıktan kurtulasın ! Burası imamhagtip forumu burada cehaletin "c" si dahi bulunamaz - bulunmamalıdır !


Alim kime denir veya kim peygamber varisi alimdir ? diye bir soru sorulacak olsa, herkes kendi kafasında ve inancında oluşturduğu cevabı vermekte ve bu konuda bir kargaşa ortaya çıkmaktadır. Şimdi gerçek manâda bu soruların cevabını vermek üzere ulema aşapğıdaki açıklamaları yapmıştır. bu hsusular çok iyiy biline ve iler-i geri konuşulmaya !ALİM KİME DENİR ?

Peygamberimize kimler varis ?Bilindiği gibi, Peygamber ((S.A.V).) efendimiz ; “Âlimler peygamberlerin vârisleridir.”buyurmuşlardır. (Buharî)Nübüvvetin üstünde hiç bir rütbe olamayacağına göre, bu rütbeye vâris olmaktan daha büyük bir şeref tasavvur edilmez.Şeyh Es’ad Efendi -kuddise sırruh- Hazretlerimiz bu Hadis-i şerif hakkında şöyle buyurmuşlardır: “Ulema vâris-i nebidir.”denilmek caiz olduğu gibi, “Kim vâris-i nebi ise ancak âlim odur.” diye mânâ vermek de caizdir. Bu itibarla Hadis-i şerif’e ikinci mânâyı vermek uygun olur. Çünkü Cenâb-ı Hakk’ı bilmeyen ve tanımayan, Cenâb-ı Hakk’tan korkmayıp masiyet işleyen kimseye âlim denilmesi caiz olmaz.
Âlim billâh olan, halkı hiç bir ücret ve menfaat mukabili olmayarak liveçhillah Hakk’a, şeriat-ı mutahhara’nın emirlerine davet eder. Bunlar için büyük bir müjde vardır: “Siz beşeriyet için meydana çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeye çalışırsınız ve Allah’a inanırsınız.” buyurmaktadır. (Âl-i imran: 110)
Hiç bir peygamberin ümmeti vâris-i enbiya mertebesine nail olmamıştır. Yani hiç bir peygamberin ümmetine “Emr-i bil-ma’ruf ve nehy-i anil-münker” vazifesi verilmemiş, ancak bu vazife ümmet-i Muhammed’e tevdi ve ihsan buyurulmuştur.
Bu vazifeyi ifaya memur olan ümmetin hayırlısından murad; ulemâ-i rüsûm denilen zâhir ulemâsına peygamber varisi denilemez. Çünkü “İrs” tabiri bir pederden evlada bilâ-kesb intikal eden şeye denir. Ulemâ-i zâhirin ilmi ise irsî değil, kesbîdir. Medreselerde tahsil edilir, vehbî değildir. Vehbî olmayan ve kesbî bir ilme irs tabiri sahih olamaz. Ulemâ-i zâhire, vâris-i enbiyâdır demek asla doğru olamaz.
Âyet-i kerime’de:
“Kulları içinde Allah’tan en çok korkanlar âlimlerdir.” buyuruluyor. (Fâtır: 28)
Zira Allah-u Teâlâ’yı en çok bilen en çok korkar.
•
Bunlar öyle kimseler ki bütün işleri Allah içindir. Hiç bir kimseden hiç bir ücret, hiç bir menfaat beklemezler. Her şeyleri liveçhillahtır, Hazret-i Allah’a dayanır.
Vâris-i enbiyâ kimdir?
Allah-u Teâlâ kimi sevip seçmişse, kimi kendisine çekmişse, emanetini kime vermişse, Resulullah Aleyhisselâm’ın nûrunu kime takmışsa, işte onlar Peygamber vârisidir.
Onların muallimi bizzat Hazret-i Allah’tır.
Âyet-i kerime’de:
“Takvâ üzere olursanız mualliminiz Allah olur.” buyuruluyor. (Bakara: 282)
Muallimleri Hazret-i Allah olduğu için ilimleri kesbî değildir, yani herhangi bir hocadan medreseden tahsil etmezler. Onların ilimleri vehbîdir, doğrudan doğruya Hazret-i Allah ve Resulullah Aleyhisselâm’dan gelir.
Bu konuda Beyazıd-ı Bestami (K.S.) Hazretleri de şöyle buyurmuştur. ”Unuttuğunda cahil olacağı için,kitaplardan bazı şeyler ezberleyen kimselere alim denmez. Hakiki alim,öğrenmeden ve ezberlemeden,dilediği anda Hakk’tan ilim alabilen kimsedir.” buyurmuşlardır.Yoksa,günümüz üniversitelerinden eline almış olduğu profesörlük kağıdı ile yaşayışlarını dine değil de dini yaşantılarına uyduran modernist ve reformist fikirli her türlü sapıkların cirit attığı bu zamanda alim diye her ortaya çıkanın sözüne basiret ve feraset sahibi hiçbir müslümanın itibar etmeyeceği kesindir.Rasûullah (sallalahu ve sellem) Efendimiz ; "Kim biliyorum diyorsa o cahildir." buyurmuştur. Rabbimiz kendi ilmini dilediğine dilediği kadar verir.
İşte insanları Kuran’a çağıracak ve Peygambere varis olacak âlim’den kasıt bu özelliklere sahip olanlardır. Gerçek alimlerle alim geçinenleri bu bilgilerden kolaylıkla anlayabiliriz. Kimse kendi-kendine bir pay çıkarmaya çalışmasın ve herkes seviyesini bilsin.

DİĞER ZAHİR ULEMASINA GELİNCE...Alimler üç kısımdır:

* Ulül-elbab'a çıkmış olan alimler
* Nakilci alimler
* Mollalar.

1. Ulül-elbab'a çıkmış olan alimler:

Ulül-elbab iki türlüdür: Zahiri, batıni.

Zahiri ulül-elbab'a varan alimleri Allah-u Teala ilimde derinleştirmiş ve:

"İlimde derinleşmiş olanlar." buyurarak bunları övmüştür. (Al-i İmran:7)

Bu ilim kesbidir, okumakla mümkün olur. Bu hakiki alimler şeriatın zahirine varistirler. Bu ilim de bir Allah vergisidir.

Tefsir, hadis, fıkıh, kelam, ahlak... sahalarında kitaplar yazarlar, müslümanlara ışık tutarlar. İçtihatlarında isabet ederlerse iki sevap aldıkları gibi, yanılsalar bile bir sevap alırlar. Çünkü niyetleri güzel.

Dört büyük Mezhep imamı; İmam-ı Azam, İmam-ı Şafii, İmam-ı Malik, İmam-ı Ahmet -rahmetullahi aleyhim ecmain- Hazeratı olsun, diğer müctehidler, müfessirler, muhaddisler olsun, hep bu kısma dahildirler.

Din-i İslam'a nur saçan, ümemt-i Muhammed'e yol gösteren ve bu uğurda her türlü ibtilalara göğüs geren, hakiki alimlerin İslam dininde çok mühim mevkileri vardır. Resulullah -sallAllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde Ashab-ı kiram'ını yıldızlara benzetmiştir. Bunlar da zahiri ilmin yıldızlarıdır.

Allah-u Teala Kur'an-ı kerim'de onları övmüş, ilmi ve ilim sahiplerini müteaddit defalar zikretmiş, fazilet ve meziyetlerini beyan buyurmuştur.

Nitekim Ayet-i kerime'sinde şöyle buyurur:

"Allah içinizden iman edenleri yüceltir. Bunlardan kendilerine ilim verilmiş olanları ise kat kat derecelerle yükseltir." (Mücadele:11)

Bu yükselme, dünyada hayırla anılmaları, ahirette ise cennetlerdeki derecelerin yüksekliğidir.

Allah-u Teala'nın veli kullarına gösterilmesi gereken sevgi ve saygının, hakiki ulemaya da gösterilmesi gerekmektedir.

Resulullah -sallAllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif'lerinde buyururlar ki:

"Ümmetimin alimlerine tazim ve hürmet ediniz. Zira onlar yeryüzünün yıldızlarıdır." (Münavi)

İlmi ile amil olan ulemaya daima hüsn-ü zan beslemelidir. Onlar halka hakikati öğretirler, şeriat ahkamını talim ederler, bd'atlardan sakındırırlar. İlahi hükümleri tahrifattan, cahillerin tevillerinden korurlar. Bunu da ancak hakiki alimler yapar. Allah-u Teala'ya vasıl olmak, bu ahkamın icrasına, emir ve yasakların tatbikine bağlıdır.

2. Nakilci Ulvi Alimler:

Ulvi olan nakilci alimler, müslümanlara dinlerini öğretecek tefsir gibi kitaplar yazmaya kendileri muktedir değildirler. Ancak 'Filan şöyle söyledi, filan böyle söyledi.' diyerek hakiki alimlerin beyanlarını naklederler. İctihad yapamazlar. Ancak hakiki alimlerin eserlerinden alıp naklederek kitap yazarlar, halka vaaz ve nasihat ederler.

Bu nakilci alimler de iki kısımdır. Eğer İslam'ı yaşıyorsa, telif ettiği kitaplar, yaptığı vaaz ve nasihatler, yaşadığı nisbette halka tesir eder. Yaşamıyorsa hiç bir tesiri olmaz.

Bir zahiri alim satırdan almasına rağmen, ilimde derinleştiği nispette cehaletini öğrenmiş olur. Eğer ilimde ihlas sahibi sie, ilmi arttıkça acizliğini duyar, Allah-u Teala'ya sığınır, acizliğini itiraf eder. Her mevzuda Hazreti Kur'an'a ve Sünnet-i seniyye'ye müracat eder. Her iş ve icraatın Ahkam-ı ilahi'ye uygun olmasını ister.

3. Mollalar:

Bunlar halkın avam tabakasına yakın alimlerdir. Hem bilir, hem bildirir, tarif eder. Bunlar muttakilerden sayılırlar.
Logged

Mezhepsizlik Dinsizliğe Köprüdür.

    Zahid-el Kevseri.
TURKUAZ Ynt: SEN OLMASAYDIN…. Hadis-i Kudsi’si : 10 Ekim 2008, 14:28:04
Ordinaryus
*******
Online Online

Mesaj Sayısı: 3432


lades gibi aklımdasın...


keşful hafayı açıp bakarsan 'san'ani uydurmadır dedi notunu görürsün Göz kırpan anlarsınki bu söz peygamberden asırlarca sonra uydurulmuş,  ve hadisu kutsi denilerek,peygamber adına yalan söylrnmiştir
hatta bunla ilgili geçen bir rivayette ya hayral beriyye ey yeryüzünün en hayırlısı  diye çağıran kimseye o dediğin İbrahimdir  buyurmuştur
siz peygamberleri yarıştırmakla kalmıyorsunuz birde futbol takımı gibi sıraya koyuyorsunuz 1hz muhammed 2hz ibrahim, 3hz musa, 4hz isa vs vs gibi,hz. isa gibi Allahın sevgili bir kuluna ilahlık makamının verilmesinin hıristiyanlık dünyasındaki sonuçları ortadadır,biraz daha gerçek akılla düşünelim...
Logged

kerimoğlu Ynt: SEN OLMASAYDIN…. Hadis-i Kudsi’si : 10 Ekim 2008, 15:29:19
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 362




                Şu kesin olarak anlaşılmıştır ki, sen burada yazılanları hiç okumuyorsun ve kendine seçmiş olduğun kılavuz kargaların dedikelrini tekrar etmekten başka birşye de yapmıyorsun !
Yukarıda iki yazı astım, kalkmış bana; Sana'aninin  "uydurmadır" notundan bahsediyorsun ! Yazmış olduğum delilleri ve kaynakalı göremzden gelemye devam ediyorsun. Anlaşılmıştır ki, yazdıkalrımıza sen cevap verip, "Hayır doğrusu böyledir." diyemeyeceksin ! San'anini --ya da bugünkü temsilcilerini--çağır da bari o cevap versin yazdıklarımıza !..
Logged

Mezhepsizlik Dinsizliğe Köprüdür.

    Zahid-el Kevseri.
HüZüN_06 Ynt: SEN OLMASAYDIN…. Hadis-i Kudsi’si : 10 Ekim 2008, 15:31:20
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 474



Alıntı sahibi: EBABİL üzerinde 10 Ekim 2008, 14:28:04
keşful hafayı açıp bakarsan 'san'ani uydurmadır dedi notunu görürsün Göz kırpan anlarsınki bu söz peygamberden asırlarca sonra uydurulmuş,  ve hadisu kutsi denilerek,peygamber adına yalan söylrnmiştir
hatta bunla ilgili geçen bir rivayette ya hayral beriyye ey yeryüzünün en hayırlısı  diye çağıran kimseye o dediğin İbrahimdir  buyurmuştur
siz peygamberleri yarıştırmakla kalmıyorsunuz birde futbol takımı gibi sıraya koyuyorsunuz 1hz muhammed 2hz ibrahim, 3hz musa, 4hz isa vs vs gibi,hz. isa gibi Allahın sevgili bir kuluna ilahlık makamının verilmesinin hıristiyanlık dünyasındaki sonuçları ortadadır,biraz daha gerçek akılla düşünelim...


katılıyorum sana EBABİL kardeş..
Logged

Ve toprak cevaben seslenir gür bir tonla:

Oynadın, oyalandın
Bir rüzgara kandın
Üzgünüm yenildin
Gel artık zaten benimdin…
kerimoğlu Ynt: SEN OLMASAYDIN…. Hadis-i Kudsi’si : 10 Ekim 2008, 15:43:00
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 362


Alıntı sahibi: HüZüN_06 üzerinde 10 Ekim 2008, 15:31:20

katılıyorum sana EBABİL kardeş..

  İşte kendilerine katılanılacak doğru-dürüst insanlar bulamadığın için HÜZNÜN nick'ine bile yansımış!

Ben de ikinize GÜLMEKTEN katılıyorum !

 Kahkaha
Logged

Mezhepsizlik Dinsizliğe Köprüdür.

    Zahid-el Kevseri.
TURKUAZ Ynt: SEN OLMASAYDIN…. Hadis-i Kudsi’si : 10 Ekim 2008, 15:44:09
Ordinaryus
*******
Online Online

Mesaj Sayısı: 3432


lades gibi aklımdasın...


Alıntı sahibi: kerimoğlu üzerinde 10 Ekim 2008, 15:29:19

                Şu kesin olarak anlaşılmıştır ki, sen burada yazılanları hiç okumuyorsun ve kendine seçmiş olduğun kılavuz kargaların dedikelrini tekrar etmekten başka birşye de yapmıyorsun !
Yukarıda iki yazı astım, kalkmış bana; Sana'aninin  "uydurmadır" notundan bahsediyorsun ! Yazmış olduğum delilleri ve kaynakalı göremzden gelemye devam ediyorsun. Anlaşılmıştır ki, yazdıkalrımıza sen cevap verip, "Hayır doğrusu böyledir." diyemeyeceksin ! San'anini --ya da bugünkü temsilcilerini--çağır da bari o cevap versin yazdıklarımıza !..


off off kaçkere diyorum bu senin şıhlarının yazdığı uydurma bir hadis,kısacası canım insanlar bir kul gibi yaşamak yerine senin bu reklamlarınla peygamberi bu şeklide görüp kayser ve kisra gibi yaşamaya talipler,kendi hayatlarını peygambere uydurmak isteyenler peygamberi ve onun tebliğ ettiği dini kendi tasavvurlarınddaki hayata uyduruyorlar Göz kırpan
arif olmadan alim,muttaki olmadan mücahid olunmıycağını anla artık Göz kırpan
vahşi kovboy Kahkaha
Logged

Beyzâde SEN OLMASAYDIN…. Hadis-i Kudsi’si : 10 Ekim 2008, 15:47:41
Ordinaryus
*******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3978


Vecîhi


Ebabilin bir kuş olduğuda uydurma mıdır acep ?
Logged

Bülbülüm altın kafeste...
HüZüN_06 Ynt: SEN OLMASAYDIN…. Hadis-i Kudsi’si : 10 Ekim 2008, 15:47:54
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 474



Alıntı sahibi: kerimoğlu üzerinde 10 Ekim 2008, 15:43:00
  İşte kendilerine katılanılacak doğru-dürüst insanlar bulamadığın için HÜZNÜN nick'ine bile yansımış!

Ben de ikinize GÜLMEKTEN katılıyorum !

 Kahkaha


sen gülmekten katılmaya devam et kardeş ben katıldığım insanların doğru dürüst olduğuna inanıtorum..ayrıca buna karar verecek kişi sen deilsin..sadece inanmak istediğiniz şeylere inanıyosunuz biraz araştırın lütfen..rica ediyorum doğruyu göreceksiniz..
Logged

Ve toprak cevaben seslenir gür bir tonla:

Oynadın, oyalandın
Bir rüzgara kandın
Üzgünüm yenildin
Gel artık zaten benimdin…
TURKUAZ Ynt: SEN OLMASAYDIN…. Hadis-i Kudsi’si : 10 Ekim 2008, 15:48:45
Ordinaryus
*******
Online Online

Mesaj Sayısı: 3432


lades gibi aklımdasın...


Alıntı sahibi: Beyzâde üzerinde 10 Ekim 2008, 15:47:41
Ebabilin bir kuş olduğuda uydurma mıdır acep ?

orayı karıştırmayalım beyim Gülümseme
« Son Düzenleme: 10 Ekim 2008, 15:49:10 Gönderen: EBABİL » Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Favorilerime EkleYazdır
« önceki sonraki »
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Şafak FM - Çağrı FM - Furkan Radyo - Lalegül FM - Kuran Dinle


Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Bu Sayfa 0.292 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu
Yükleniyor...