Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
  H *
ANASAYFA ARŞİV GİRİŞ KAYIT

imamhatip.com > Kültürel ve Sanatsal Aktiviteler > Edebiyat > Nesir (Moderatör: Âmak-ı Hayal) > Senin gelmeyişine bir nesir denemesi (mustafa islamoğlu metinleri...)
Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
« önceki sonraki »
Favorilerime EkleYazdır
Gönderen Konu: Senin gelmeyişine bir nesir denemesi (mustafa islamoğlu metinleri...)  (Okunma Sayısı 2122 defa)
Ahrar Ynt: Hz Musa'yı gördüm:Terk edilmiş bir tankın üzerinde tekbir getiriyordu: Allahuekber! : 11 Eylül 2007, 17:21:12
Prof. Üye
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2298


xweser/azadi/ahrar/hürler


WWW
Güneyin Gelinini yeniden hatırlatandan Allah razı olsun..
Lübnanın Gelini Sena Haydali..




Güneyin gelini Sena Haydali

Sena Adı Sena Haydali, yaşı 16
Ömrünün genç kızlığının baharında
Ölümü yaşamaya, zulüm altında şerefsizce yaşamaya
Tercih etmiş inkılapçı mücahide
Kuşanarak ölüme rest çeken nefesiyle
Tonlarca bombayı Yahudi beynine sokan
Eylemi omuzlarında taşıyan Güneyin gelini Sena
Günlerce içini yakıp kavuran
O gizli alevin sırrını tutuşarak birazdan
Açıkladı tüm dünyaya korkmadan
Gelinliğini giydi bombayla sarmaş dolaş
Bir deprem kuşatmasına hazırlandı
Her biri öfke kesilmiş dinamitlerle
Zulmün defterini dürmeye
Ateş dolu göğsüyle Sena
Bir yangın yerine çevirdi Yahudi konvoyunu
Bir ateşten rüzgar estirdi
Gösterdi dünyaya
İşte böyle cehennemler konur
Kahpe Yahudi’nin ayakları altına
Şahadetle evlendin Sena
Kaç milyar insan izledi düğününü
Dillere destan
Son kez zafer işaretiyle el salladın bize
Ve yakıp kül ettin fitili
Ateşledin bombaların gürültüsünde
İşgalcileri yerle bir ettin
Şerefsizce yaşamaya
Onurlu ölmeyi tercih ettin
Kan ağlamadı annen
Baban başı dik dolaşıyor
Güney Lübnan sokaklarında
Tüm parmaklar onu gösteriyor
Seni yaşatacak, sana gıpta eden
Müminler kaldı arkanda
Bizim vuslatımız hangi mevsime kaldı Sena
İşte bir gerilla gibi devrildin hüzünlerimize
Geçmesin diye günlerimiz
Böyle bitkin, böyle ümitsiz, böyle çaresiz
Bizim vuslatımız hangi mevsime kaldı Sena


Bünyamin DOĞRUER



Şiiri dinlemek isteyenler için http://www.kudusyolu.com/index.php?adres=sehid&id=29



Logged

Taklidi bir iman der ki: İnanıyorum.. Ama emin değilim.
Tahkiki bir iman da der ki: Eminim.. İşte delilim!
Reklam

reklam
Ynt: Hz Musa'yı gördüm:Terk edilmiş bir tankın üzerinde tekbir getiriyordu: Allahuekber!
« Yanıtla #15 : 11 Eylül 2007, 17:21:12 »

 Logged
El_Emr Ynt: Hz Musa'yı gördüm:Terk edilmiş bir tankın üzerinde tekbir getiriyordu: Allahuekber! : 11 Eylül 2007, 17:57:14
Prof. Üye
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1645


Bu Sevda Bitmez.


WWW
Çok güzel bir yazı. Paylaşım için teşekkürler. Yürekten teşekkürler hem paylaşana, hem de Mustafa İslamoğlu'na...
Logged

Utanırdı burnunu göstermekten süt ninem,
Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem!..
Destan'dan. N.F.K.
Bizi satanları, biz beleşe veririz !
ZidYaR Ynt: Hz Musa'yı gördüm:Terk edilmiş bir tankın üzerinde tekbir getiriyordu: Allahuekber! : 11 Eylül 2007, 18:30:34
Ordinaryus
*******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5847


''Kun Feyekun''


yaHu  arkadaşlar  sizden  ve  kendimden  bir r icam  olacak..
NOLUR  DİĞERLERİNDEN  FARKLI  OLAN  (!)  VE  DUYARLILIKLARA  ÇIRPINAN  KALBİMİZE  SAHİP  ÇIKALIM............

 yoksa...
 yoksa  fena  harcıyorlar  bizi....eğer  bir  kez  elimzi  verirsek  kolumuzu  kaptıracağız...

nerden mi  biliyorum !  yaşadım (!)...
Logged

...
meseka terkederek değil, yürek ve zihinle aşarak... : 19 Ekim 2007, 17:43:03
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 281



WWW


Terketmek kolay olandır, terkedersiniz olur biter. Bulunduğunuz siperi, savunduğunuz değerleri, içerisinde yer aldığınız cepheyi, sizi siz eden kimliğinizi ve kişiliğinizi, üzerinize gelen baskıları hafifletmek, savuşturmak, ya da yılgınlığa kapıldığınız için terketmek, sizi sadece sipersiz, cephesiz, kimliksiz ve kişiliksiz bırakmaz, aynı zamanda onursuz bırakır.

Terkedenler, sorumlu tutulmamak için yapıyorlarsa bunu, şunu unutmamalıdırlar ki, siper terkedilerek sorumluluktan kurtulunmaz; ışığın mekanı terketmesi, sadece sıradan bir terk değil, karanlığı davettir; karanlığın kararttığı her yürekten kara bir pay da, o terkedene ait olacaktır.

Terketmenin alternatifi kesinlikle "teslim olmak" değildir, "teslim olmak", terketmenin en kötü biçimidir. Teslim olanlar, Kitab'ın ifadesiyle "benliklerini satanlardır". İslam, "teslimiyet" demektir; Allah'a kayıtsız şartsız teslimiyet. Allah'a teslim olan, başka ilahların önünde eğilmez. Allah'ın huzurunda eğilenlerin başka ilahların önünde de eğildiklerini görürseniz, Kâbe'leri olan yüreklerini puthaneye çevirdiklerine hükmedebilirsiniz. Başka türlüsü mümkün değildir, çünkü bir gönülde iki sevda olmaz ve "Allah bir göğüste iki kalp yaratmamıştır." Teslim olmanın ya da terketmenin dışında bir çıkış yolu yok mudur? Elbette vardır: direnmek ve aşmak.

Direnmek yürek ister, sabır ister, sebat ister, bilgi, inanç ve haysiyet ister. Yüreği yetmeyenler direnemeyecektir. O halde direnemeyenler, önce yüreklerinde tükenenlerdir. Yüreği işgal olunanın organları, işgalcinin paralı askerliğine soyunacaktır. Beden ülkesinin başkenti olan yürek işgale uğramışsa, bu yüreğin taşrası olan göz-kulak, dil-dudak, el-ayak ne'tsin? İşgale uğramamış her yürek, sayısı oldukça kısıtlı olan özgür yüreklere yük olmaktan da kurtulacaktır. Bırakınız yük olmayı, yük alacaktır. Sorunun bir parçası olmaktan çıkıp çözümün bir parçası olacaktır. İşte o zaman kişi, yüreğin bu potansiyel enerjisini kinetize eden akletme yeteneğiyle aşacaktır önündeki engelleri. Bir çıkış yolu mutlaka bulacak ve bîçare kalmayacaktır. Herşeyden öte kutsal sancısını, acısını, ıstırabını "terketmek", ona sırt dönmek gibi vahim bir yanlışa düşmeyecektir. Psikologlara göre "ne olursa olsun elemden kaç, hazza koş" psikolojisi üç-dört yaş çocuğunun psikolojisidir. "Yetişkin çocuk" ya da "çeyrek insan" davranışı sergilemek istemeyenler, bu üç-dört yaş psikolojisinden kurtulmak zorundadırlar.

İnsanlık destanı boyunca tarihin aktif öznesi olan kuşaklar, acıların ve zor sınavların imbiğinden damıtılarak yetişmişlerdir. Sahte neşelerin ve gündelik hazların sürüklediği yığınlar, tarihin yatağında akan pasif nesnelerdir.

Herkese düşen, önce yerini ve yolunu seçmektir. Seçtiğiniz yol, sizi aktif özne olmaya götürüyorsa, ayağınıza batan dikenlerin acısına "sermaye" gözüyle bakmayı öğrenmelisiniz.

Mustafa İslamoğlu
Logged

tutuşturanlar lugat kitabını elime
bilsin Allah'tan başka bilmiyorum kelime...

N.F.K.
birgaripseyyahişte Senin Gelmeyişine Bir Nesir Denemesi : 10 Kasım 2008, 16:35:48
Ordinaryus
*******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3391


3. İntifada Başladı


WWW
İşte Eylül de bitti. Ve sen hâlâ gelmedin. Yağmurlar damlayacaktı ıslak saçından, gözyaşından bir deniz getirecekti seni.

"Aah"ların şişirdiği yelkenleri yürek zarından yapılmış bir gemiyle gelecektin.

Ellerinde gözlerimi getirecektin; seni Yusuf bilip, Yakup gibi giderken ardınsıra yolladığım gözlerimi.

Bunca küf kokmayacaktı ayrılığımız. Kavlimiz böyle değildi.

Beni hacil bırakmayacaktın ele-güne, dosta-düşmana karşı.

Sevmek yüreğe saplanmış bir bıçaktı, biliyorum; fakat bunca firkatin adını da koyamıyorum.

Bilseydim, imrenir miydim hiç uçan kuşlara?

Bilseydim, aylardan Eylül'ü, vakitlerden akşamı, çiçeklerden zambağı, kuşlardan turnayı, leyleği koyar mıydım lugatlara?

Bak, kokun geldi burcu burcu toprak gibi, bir yoksulun ellerine düşmüş sıcak ekmek gibi, kan gibi, gözyaşı gibi, ter gibi, emek gibi; fakat sen gelmedin.

Acın geldi, sancın geldi.

"Derin bir nefret olmadan derin bir muhabbet nasıl olur?" demiştin ya, bak, kıtlıkta verilmiş bir sokum gibi yolladığın hıncın geldi.

Nemrud'un geldi, ateşin geldi.

Maskelere dönüşmüş yüzün ve binbir türlü sahte eşin geldi.

Yokluğun, güzün ve kışın geldi

Şarkıların, resimlerin, ağlayışın geldi; sen gelmedin.

Firavun'un geldi, Haman'ın geldi, Karun'un geldi, fakat Harun'un gelmedi.

Şeytan'ın geldi, Tufan'ın geldi, Kenan'ın geldi, tüm düşmanlarına taş çıkartır düşmanın geldi; ama sen gelmedin.

Bak, sevdanı süpürüyor Firavun'un çöpçüleri.

Hatıranı kundaklıyor kırılası elleri.

Ocağına tüneyen baykuşlar, mabedine put dikmek için Âzer'i çağırıyorlar.

Anaların rahimlerine bir yılan gibi süzülüyorlar; bu yüzden Neron gibi, Kaligula gibi, Şeddad gibi, Haccac gibi, Hülagu gibi, kanlı doğuyor yeni doğan bebelerin elleri.

Zavallılar!

Her biri bir yediveren olan milyonlarca sevdayı toprağa gömüyorlar.

Güneşe seni seviyor diye tutuklama emri çıkarıyorlar.

Senin rengin diye yeşilin her tonunu darağacına çektiler.

Senin mevsimin diye baharı gıyabında idama mahkum ediyorlar.

Senin insan kardeşlerine yerin üstünü zindan ettiler; fakat yerin altı imdada yetişti. Senin doğal kardeşlerin onlar, fakat bunu bilmiyorlar. Tıpkı Nuh'un yer-gök kardeşleri, İbrahim'in ateş kardeşi, Musa'nın asası gibi.

Onlar, senin uğruna çektiğimiz her "aah"ın bir fırtına, senin uğruna kaldırdığımız her elin bir dağ, senin uğruna döktüğümüz her damlanın bir atom bombası olduğunu yeni yeni öğreniyorlar... öğrenecekler.

Fakat sen, sen biliyorsun bir nice beklendiğini. Anaların göğsünde hamayıl gibi gezdiğini, her biri sana Meryem kesilen genç kızların başına tac olduğunu biliyorsun.

Ah, biliyorsun sırtlarında Firavun'un kamçısı şakladıkça, her birinin isyan kraliçesi birer Asiye kesileceğini.

Gürbüz çocukların, ağır sancılarla doğduğunu biliyorsun.

Biliyorum, bu yüzden gelişini erteliyorsun. Sevenlerini aşkına bileyliyorsun. Yokluğunun daha çok fark edilmesini bekliyorsun. Bak, diyorsun, ufka bak, karanlığın en koyu olduğu an, fecre en yakın zamandır.

Ey dünyaların en muhteşem gelini! Kim bilir, belki de sevdalılarından sana sadakatlerini ispatlamalarını bekliyorsun. Sahte aşıklarını deşifre ediyorsun.

Doğru ya; "mehir bedelini" ödemeden, hangi dünyalı seni görebilmiş ki?

Ama keffaretimiz, yokluğunun dehşetine buca zaman katlanmak olsun.

Bu acıyı mehre bedel kabul et.

Bilir misin "intizar, eşeddu mine'n-nar"dır?

Bekletme ki, bekleniyorsun.

MUSTAFA İSLAMOĞLU


Logged

İslam Medya

http://dusuncekahvesi.wordpress.com/

http://www.flickr.com/photos/birgaripseyyahiste/
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
Favorilerime EkleYazdır
« önceki sonraki »
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Şafak FM - Çağrı FM - Furkan Radyo - Lalegül FM - Kuran Dinle


Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Bu Sayfa 0.661 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu
Yükleniyor...