Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
  H *
ANASAYFA ARŞİV GİRİŞ KAYIT

imamhatip.com > Kültürel ve Sanatsal Aktiviteler > Edebiyat > Nesir (Moderatör: Âmak-ı Hayal) > Sizin kalemizden ..
Sayfa: 1 ... 6 7 8 9 10 11 12 [13] 14   Aşağı git
« önceki sonraki »
Favorilerime EkleYazdır
Gönderen Konu: Sizin kalemizden ..  (Okunma Sayısı 8476 defa)
abıhasret Kalışlara ve Gidişlere Dair... : 27 Ekim 2007, 21:09:22
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1



Bekliyorduk... Duruyor, dururken ilerliyorduk... Direniyorduk...
Bir gün gitmeye karar verenler oldu. Önce ürkek adımlarla, sonra hızlı hızlı gittiler. Bir adım, bir adım daha... Bir çığlık duyuldu sonra, bir feryad... Üzülmüştü melekler ve tabi bizler de.(..)
Gidişleri, beklediklerini elde edememiş olmalarından mıydı? Aynı nedenle beklemiyor muyduk yoksa? Öyleymiş demek ki... Biz onların, onlar da bizim ne için beklediğimizi bilmiyormuş.
Devam ettik bekleyişlerimize...
Bir müddet sonra geri döndüler. Zannettik/Umut ettik ki gitmeyecekler. Öğrendik ki gitmek için dönmüşler. Gitmeye ve gitmek için dönmeye devam ettiler, biz de bekleyişlerimize... Sonraki gidişleri ilk gidişlerine benzemiyordu. Hüznü boğmuşlardı/boğdular artık.
Böylece geçti günler, aylar, yıllar... Devam ettik beklemeye ve direnmeye... Gözyaşlarımız oynatmadı ayaklarımızı yerinden. Sonradan gelip, gidenler, kalanlardan çok(tu). Önemli olan beklemekse sayının ne önemi var(dı) ki...
Gidenler gittiler...
Kalanlar “hep mahzun ve güzel kaldılar”.
Kalanlara selam olsun...
Selam olsun doğru yolda sabitkadem duranlara...

Yusuf Sezgül

Logged
Reklam

reklam
Kalışlara ve Gidişlere Dair...
« Yanıtla #180 : 27 Ekim 2007, 21:09:22 »

 Logged
nightwalker Ynt: Sizin kaleminizden.. : 02 Kasım 2007, 15:20:08
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1



MUTLULUĞA DAİR

Bazen bir çocuğa gülümsemektir mutluluk, bazen sabah işe giderken yolda karşılaştığın bir tanıdığa selam vermek,

bazen gecenin sessizliğinde ıssız sokaklarda tek başına yürümek ve düşünmek, bazen radyoda çalan bir türküye eşlik etmek,

bazen saf ve temiz bir bakışla gülümseyen bir çocuk resmine öylece bakmak, bazen masa lambası eşliğinde gece yarısına kadar kitap okumak,

bazen birileri için dua etmek, bazen bir kış gecesinde lapa lapa yağan karın zerresinin yanağına düştüğü anda hissettiğin sıcaklık, bazen yolda kalmış birini arabana almak, bazen deftere bir şeyler karalamak,

bazen sabah kahvaltısını bir dağ başında yapmak, bazen yağmur yağarken toprak kokusunu içinde hissetmek ve ıslanmak, bazen bir futbol maçında güzel bir gol atmak,

bazen sırtüstü uzanıp geceleri yıldızları seyretmek, bazen maddi olarak zor bir durumdayken aldığın kitabını kütüphanende öylece seyretmek, bazen insanlar tarafından sevildiğini anlamak, bazen çocuğuna yemek yedirirken kendinin doyduğunu hissetmek,

bazen birilerini sevmek, bazen uçurumlarda hayata gülümsemek, bazen gazetede okuduğun güzel bir habere tebessüm etmek,bazen teşekkür etmek,

bazen akvaryumda ki balığın sana oyun yapışını izlemek, bazen gecenin sessizliğini dinlemek, bazen dinlediğin hüzünlü bir parçanın verdiği samimiyette kalmak, bazen çiçekleri sulamak,

bazen ölümü düşünmek, bazen yaşadığını düşünmek, bazen hayatın yalan olduğunu düşünmek,bazen salıncakta çocuklar gibi sallanmak, bazen kanatsız uçabilmenin zevkine varmak,

bazen üşümek, bazen rüzgara karşı yürümek, bazen ailen için çalıştığını bilmek,

bazen hal hatır sormak, bazen hatırlanmak, bazen bir dostunun ikram ettiği çayda... bazen mahalle bakkalından aldığın taze bir ekmekte saklıdır mutluluk...

BAZEN ARARSIN AMA, BULAMAZSIN MUTLULUĞU...
Logged
feyzahan ve hastaneler... : 08 Kasım 2007, 21:34:58
Prof. Üye
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1700


haklı isen korkma hak seni korur


http://umutfm.com/izle.php?id=1302tıklayınız..

hastaneler..
alabıldıgıne kasvet alabıldıgıne huzun mekanları
hıncahınc dolu ınsan yıgınları arasında care ve medet arayısları
bir yudum teselliye susuz  kalmıs  gozlerin  kırgın bakısları
yaslısı genci korpesi hepsi telaslı bir hal icınde umudun pesinde
arıyorlar yıtırdıklerı nimeti ..yine kendileri gibi aciz ellerde
ve dusunuyorlar sonra … nedenlı buyuk bır hazıneyı kaybettıklerini
anımsıyorlar sonra emanetın sahıbını..keske dıyorlar keske…


çile hapishanelerinde hukum giyenlerin firar arayısları
sedyede bır genc …gozlerı yaslı ellerı kanlı..
az ılerde yaslı bır adam cocuklasmıs ruhuyla gızlıyor acizligini
kucuk bır cocuk avazı cıktıgı kadar bagırıyr annesının kucagında
bir kadın aglıyor ..soguk korıdorun karanlık kosesinde
beyaz onlukler gecıyr ardı sıra alısılmıslıgın verdıgı umursamazlıkla
duygusuz ruhsuz soguk hayaletler misali


ve hastaneler…
hayatın gercek yuzunu gosteren aynalar
yalan dunyanın hakıkate araladıgı kirli pencereler
bicare ve muhtac beserlerin bazen son durakları
bazense sona dogru yururken zor bela imtihan mekanlari
ama bazen bir gulus hatta bir dogus
kucuk bir yuregın goz actıgı  buzdan bir besık
ve tezatlar sılsılesi ve hayat ve hakikat….




n.s
Logged

uhrevi bir gayeden mahrum olan kişinin akılılık iddası bir yalandan ibarettir...
karaferye Ömrün Onbininci Günü : 21 Kasım 2007, 19:01:34
Ziyaretçi
Bugün ömrümün onbininci günü...
Herşey vardı yeryüzünde...
Ne bir eksik, ne bir fazla...
Karıncalar vardı...
Bugün ömrümün onbininci günü...
Arabalarda vardı,
hemde en güzelinden...

Çok şey bildiğini söyleyenler....
Siz çoğalmıyordunuz,
Onlar azalıyordu...

Bugün ömrümün onbininci günü...
Arabalar, karıncaları eziyordu...
Logged
hanne_nur Sükutumuzu kaybettik : 21 Kasım 2007, 23:39:43
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 520


Zeytinburnu İ.H.L.


Söz gümüşse sukut altındır demiş atalarımız. Tabi bu söz de atalarımızla beraber tarihte kaldı. Sukutun bir değeri kalmadı bu gürültülü çağda. Zaman satış zamanı, kendini pazarlama zamanı nede olsa.
İnsan gelişimciler bol bol gülümseyin, çok konuşun, kendinizi karşınızdakilere kabul ettirmek için elinizden geleni yapın diye telkinlerde bulunuyorlar. Yalnız bunu söyleyenlerin bilmediği bir şey var ki o da hayatın kitaplara ve kalıplara uymadığı gerçeği. Onlar ahkâm kese dursun hayat hızla akıp geçiyor. Aynı Heraklitos’ un dediği gibi ” insan bir nehirde ancak bir kere yıkanır” İkinci bir şansa sahip değiliz çünkü her şey su misali…
O kadar dolu ki yüreğim. Kalemi elime almak o kadar zor geliyordu ki bana. Hâlbuki birkaç aşina kelime bile yazmaya teşvik ediyor beni. Ve başlıyorum halet-i ruhiyemi kâğıda aktarmaya…
Yazmak ve susmak her zaman zor gelmiştir bana ama ne hikmettir şu an sözcükler ardı sıra dökülüyor kalemimden… Yazmak ve susmak en az yaptığım şeylerdir. Yani suskun olabilme meziyetinden yoksunum. Her ne kadar zoru sevsem de burada yetersiz kalıyorum. Çoğu zaman sukut sukut diye telkinlerde bulunsam da içimden nafile. İçimdeki o isyankâr çocuk beni hiç dinlemiyor. Susmadan yılmadan yoluna devam ediyor. Yolun sonu bilinmez nereye varır? Hoş ne fark eder yolum O’ na vardıktan sonra…
Yaşadığımız topluma bakıyorum da susamıyorum. Antidemokratik uygulamalara şahit oldukça kan beynime sıçrıyor sabredemiyorum. Ve hep kızıyorum kendi kendim
Ne yazık ki    ümmet bu kavramda ki   manayı yeterince   özümseyemediğinden susmak ile sinmek arasındaki farkı anlayamadı. Gaflet ve   dalalet   de karışınca işin içine susmak eylemi tamamen uzaklaştı özünden adeta evrim  geçirdi. Aynı hoşgörüyü tavize dönüştürdüğümüz gibi sukutumuzu da yitirdik.
 Bu    sebebler gözönüne alındığında elbetteki suskun insan düşünen, tefekkür edenden  ziyade pasifize edilmiş   gafil insanı çağrıştırıyordu zihinlerde. Susmak güzeldir gerektiği yerde gerektiği  kadar aynı cesaret gibi, ölçüyü aşmadan.  Ama      bizler  her şeyde    olduğu gibi bunda da ölçüyü  aştık.  Öyle      sustuk öyle   sustuk ki kendimiz    bile   kendi sesimizi  işitemez     olduk.  Üzerine    ölü toprağı     serpilmiş meyyit ve  meyyitelerden bir fa rkımız kalmadı.
Sustuk, Müslüman coğrafyalar zulum altında inlerken...Sustuk Dünyanın gözü önünde Ebu gureyb ayıbı fotoğraflarla gözler önüne serilirken…...Sustuk, Mostar yerle bir olurken ... Sustuk, yüreğimiz ciğerparemiz Kudüs işgal edilirken...Sustuk,İ.H.L lerde ve Üniversiteler de Bacılarımızın Başörtülerine pranga vurulurken...
Ve Kudüs, Irak, Çeçenistan, hep suskunluğumuzun bedeli değimlidir? Daha ne  kadar devam edecek bu umursamazlığımız? Nerdeyse yitirmek üzereyiz  tüm değerlerimizi. Yetmez mi artık Sukut 'un ne olduğunu bilmeyen bu gafil ümmete bu kadar   suskunluk   sizce ? Uyanmanın  vakti  geldi de geçmiyor mu?
Vakit susmak değil sukut zamanıdır.İlim ile kuşanıp duaya durma vaktidir. Vakit Hakkı haykırmak hakikati anlatmak vaktidir. Vakit dömüşü olmayan ummanlar da Mevla' ya yelken açma vaktidir!Vakit Vuslat vaktidir... Gerekirse Hakk için Yar' dan, Ser' den geçip, Hakka varma vaktidir. Vakit sağduyumuzu kaybetmeden ölçüyü aşmadan haklarımızı alma vaktidir.e neden neden diye… Ya ben anlamıyorum ya da kavramlar alt üst olmuş her şey gibi.
Benim bildiğim literatüre göre sukut çok çok farklı bir eylem…
Susmak; Peygamberi bir vasıf, ağır bir yük, ağır bir sorumluluktur. Ne mutlu O' nun yolunda yürüyenlere, O' nu kendine rehber  edinenlere...Susmak çok  çok ağır bir yük...ne yazık ki ben   o  kadar  güçlü değilim...İnşaAllah Hakk beni de bu vasfa erişenlerden eyler.
Susmak derin, çok derin bir kavram. Kelime demiyorum çünkü susmak Muhammedi bir eylemdir, bir ınkılabtır.  Taif'   te taşlanırken, Hicret ederken, envai çeşit işkenceden geçerken Hakka teslim olabilmek, ahdinden dönmemekti   susmak.  Lisanın   yetersiz kaldığı nokta   da   yüreğin konuşmasıydı susmak. 

 bana ait  yazı.selametle....
« Son Düzenleme: 22 Kasım 2007, 01:51:35 Gönderen: Elizan » Logged

Sevmek Ölmekle Başlar.Muhabbet Kuşağına Girmeden,Nefsini Öldürmeden,Sen Olmadan Nasıl Başlayabilir ki İnsan Hayata...
Ahrar Ynt: Sizin kaleminizden.. : 22 Kasım 2007, 09:09:58
Prof. Üye
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2298


xweser/azadi/ahrar/hürler


WWW
eline susmayan kalemine sağlık..
Sukutu eylem bilip o şekilde hareket edene ne mutlu.. Gülümseme
Logged

Taklidi bir iman der ki: İnanıyorum.. Ama emin değilim.
Tahkiki bir iman da der ki: Eminim.. İşte delilim!
mehafil Bir büyük yalnızlığın ön hazırlığı : 22 Kasım 2007, 17:49:55
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5


Pılını pırtını toplarsın…bavulunda kocaman bir yer ayırırsın yalnızlığa.oysa bavula gerek yoktur,o kendine bir yer bulmuştur çoktan…eksik kalan bir şeyler var sanırım yada her şey çok fazla…arkamdan el sallayanım olmadan()bu çok acı bir şey)inzivam için ayrılmış mekana yol alıyoruz…elektrik tesisatları,su boruları,kaplar kacaklar,halılar,koltuklar,her halde her şey tamam(mı?)…peki aşklar,özlemler,sıcak gülümsemeler,boş olsa da çoğu zaman sevdiğim muhabbetler onlar neredeler?sessizlikte bir ses işitiyorum…YOKLAR…kalbim /şükür ki yerinde duruyor) bu kelimeyi kaldıracak mecali yok..yalnızlık şubat ayı kadar soğuk…anlaşıldığımı sandığım ölçüde anlamsızlaşıyorum mudur ne? Ablacım(köyde evimin anahtarını isterken karşıma çıkan bayan)bu cümleleri ve özellikle şuan sarf etmek zorunda mıydın…bir telefon görüşmesi hocanın anahtarları nerede?karşıdan benim duymadığım fakat sonrasında tahmin edebileceğim bir ses…yalnız asılı olanlar mı…işte o an anladım tek başına kalakalmanın yalnızlıkla eş değer olduğunu…aman Allah ım çıldırmak üzereyim…ipte tek başına asılı olan anahtarla bu anlamı yüklemek zorunda mıydın…o an bir kadın gibi olduğum yere çökerek ağlamak istedim..boğazım yumru gibi oldu…yapamadım…bir ölüyü defneder gibiler,soğuk evimde bırakıp gittiler.sorgu meleklerini bekler gibiyim..soğuk odamda bir o kadar soğuk yatağımda soğuk vücudumun  üzerine çekiyorum yalnızlığımı…işte çöl her şey sıkıntı bir şaire ait bu cümleler döküldü dudaklarımın arasından…yalnızlık varsa ki var yalnız olan birileri de olmak zorunda…ki ben şuan bu yalnızlığa talip olanlardan sadece biriyim…talip olmadım oysa zorunda bırakıldım…bir içgüveyi gibiyim yalnızlığın koynunda…yada ben abartıyorum,ne fark eder yalnızım ya gerisi önemli değil…hepsi bu bayım…
« Son Düzenleme: 22 Kasım 2007, 17:57:45 Gönderen: Gizli özne » Logged
mehafil Ynt: Bir büyük yalnızlığın ön hazırlığı : 22 Kasım 2007, 19:16:21
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5


yazı bana ait neden sordunuz
Logged
hatice kuru unutulası her şey için... : 23 Kasım 2007, 13:12:27
Katılımcı Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 103



WWW
İmkansızlığına rağmen sevmek…
tüm kederine rağmen tutunmak birisinin yüreğine. Yüreğini; yüreğin bilmek. Aldığın her nefese bir gizli özne gibi onu yerleştirmek. Sevmek illa sevmek.
Üşüyorum yine. Güneş var oysa; odamda sıcak. Ben düşündükçe üşüyorum. yalnızlığın tanımımı oluyor üşümek. Gözlerimden süzülüyor ıstırap. Süzülüp kayboluyor diğerlerinin yanında. Yastığım öfkeli “yine mi” der gibi duruyor başımın altında. “yine”
Geçen dakikaları geri almak istiyorum. Makaraya sarmak yeniden ve yeniden yaşamak istiyorum. Sensizlik ağır geliyor yüreğime.
İnsanlar görüyorum; unutmaya kurulmuş insanlar. Unutmaya ayarlıyorlar kendilerini ve unutuyorlar. Sevdiklerini, sevmediklerini, acılarını, sevinçlerini, unutmak istedikleri ne varsa unutuyorlar.
Ben unutmak için uyumak istiyorum. Uyku gözlerime yakışmıyor yine. Yakışmayan uyku unutturmuyor kederleri de sevinçleri de.
Bir şiir oluyor bazen gözlerin, bir yazı, bir umut, bir hayat, bazen de zindanı yüreğimin. Atılıyorum gece gözlerine ve ölüme terk ediliyorum. Elimde kâğıt, kalem ve sen. Duvarların yüksekliğine aldırmıyorum. ha bire sen diye atıyor kalbim; sen…sen..sen..
Dakikada atmış beş defa bazen seksen bazen yüz yirmi… En son sen dediğinde yüz kırk yedi.
Unutulası her şey için unutulmayacak kelimeler bırakıyorum senlere. İnsan nankör unutur biliyorum. Yine de kuytu bir köşede bekler kelimeler; tozlarının alınmasını. Hayatın dar geldiği vakitlerde eline geçer unutulmuşluğum ve hatırlatır kendini karamsar birkaç cümlede. Olsun
Olsun.
Unutulası her şey için unutulmayacak benler bırakıyorum sana
Üşüyorum.
Logged

TURKUAZ Ynt: Sizin kaleminizden.. : 23 Kasım 2007, 13:14:07
Ordinaryus
*******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3435


lades gibi aklımdasın...


imkansızlığa rağmen sevmek çook güzelmiş kardeşl
Logged

cemilcelepci Ynt: Sizin kalemizden .. : 16 Aralık 2007, 19:06:55
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 284


WWW
bismillahirrahmanirrahim

elhamdülillahi rabbil alemin, vessalatu, vesselamu ala rasulina muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain.

esselamu aleyküm

İstanbul, 2007-12-16

aşağıdaki;
galat-ı meşhur deyü deyü hep galat meşhur oldu.
galattan gayrı kelimat tutsak, hep galat hür oldu.
başlıklı yazımı önemine rağmen yineliyorum.

Allah’a emanet olun.

esselamu aleyküm

cemil celepci

///


Şubat 27, 2007

Galat-ı meşhur deyü deyü hep galat meşhur oldu.
galattan gayrı kelimat tutsak, hep galat hür oldu.
(yazarı: cemil celepci)

öyle değil mi anonymous kardeşim?

Evet,

Galat-ı meşhur deyü deyü hep galat meşhur oldu.
galattan gayrı kelimat tutsak, hep galat hür oldu.

şüphesiz ısrarınızda haklı olduğunuz yönler de var.

Mesela, esselamu aleyküm deriz bay-bayan herkese...

esasen bendeniz çok da fazla tartışma konusu yapılmaması gereken fer'i bir meselede kalem oynattığımın farkındayım. feri' mesele derken bir deyimin -mana kayması olmadıktan sonra- bir iki harf farklılığı ile söylenmesi hususunu tartışma konusu yapmamalı idim’i kastediyorum. yoksa, "dil" merkezli yazılarımda dikkat çektiğim hususlar ekmek ve su kadar acil önemi haizdir. (“öneme haizdir” değil.)

bunda da vardır bir hayır inşAllah.

şimdi kardeşimi destekler mahiyette bir iki kelam edeyim.

malum, esselamu aleyküm'deki “küm” zamiri siz erkekler'e atıftır. bayanları kastederken, esselamu aleykünne dememiz gerekirken islam dünyasında kadın-erkek ayırımı yapmaksızın herkese esselamu aleyküm deyü selam veririz.

Yine, kur'an'da, cennet'e girmesi nida buyurulan (ki buyuran şüphesiz cennet'in sahibi Allah subhanahu wa teala'dır) kadın ve erkeklerden müteşekkil cennetliklere toptan "selamun aleyküm" diye seslenilecektir, bir çok ayette de geçtiği üzere...

böylesi kur'ani bir hakikati hatırlamamıza vesile olan kardeşime ayrıca müteşekkirim.

"öğle namazına müteakib" değil, "öğle namazını müteakiben" ya da "öğle namazını müteakib" olmalı...

böylece, bir yanlışlığa daha dikkat çekmiş oldum, dayanamadım yine... zira, inan kardeşim, rahatsız oluyorum, bir dilin doğru dürüst kullanılmamasından...

ya, arapça ve farsça'dan dilimize geçmiş kelime ve deyimleri kullanmayacağız; ya da o kelime ve deyimleri geldikleri asıl dilin temel dilbilgisi kurallarına mümkün mertebe riayet ederek kullanacağız. bilmiyorsak, kullanmayacağız, kardeşim. küçüklere de örnek olarak, yanlış bir kullanımın nesilden nesile aktarılmasına zemin hazırlamış oluyoruz… Alternatif daha nice kullanım yolları var. Ya da, derdimizi anlatabilmek için o gibi kelime ve deyimlerin eşanlamlılarını kullanırsak daha isabetli olacağı kanaatindeyim… bir kelime ya da deyim moda olsun diye kullanılmaz…

aslında, “müteakib” ve “efradına” merkezli tartışmamızı bir kenara bırakıp, şimdilerde Türkçe dilbilgisi kurallarına aykırı bir şekilde kullanılmakta olan “ki” merkezli tartışmayı başlatmamız gerekli.

Bilindiği gibi, kelimelerden ayrı olarak yazılmakta olan “ki” bugünlerde hemen her kelime ve cümlenin sonunda kullanılmakta, bu “moda” sorumsuzca almış başını gitmektedir.

Dilimizi asli mecrasından bilerek kaydırmaya çalışanlara yazıklar olsun… ki ben, “ki” ve benzeri kelimelerin kullanılmaması gereken yerlerde kullanılması için gizli bir elin büyük bir çaba sarfettiği ve de böyle yapmakla güzel dilimiz türkçe’yi zayıf düşürerek dünya “dil” ailesinden silmeye azmettiği inancındayım. Sokaktaki vatandaşın bu “ki”yi yanlış kullanmasına çok fazla kızamıyorum. Asıl bu ve benzeri yanlışlıkları basın yayın organlarında bilhassa tv’lerinde bilinçli olarak kullananlara ve de kullanılmasına zemin hazırlayanlara kızmak gerek…

bu manada, tüm etkili ve yetkili kurum, kuruluş ve şahısları türkçe’nin yanlış kullanımı konusunda gerekli önlemleri almaya davet ediyorum.

Ki, böylece güzel dilimiz türkçemiz asli mecrasına dönerek akışına kolayca devam edebilsin de gelecek nesillerimize bıkabileceklerimiz arasında yer alan türkçe’nin güzel kullanımı ve benzeri hazinelerimiz konusunda gözümüz ilerde arkada kalmasın…

Önlem şimdi alınmayacaksa ne zaman bu ve benzeri hayati önemi haiz konularda? “hayati öneme haiz” değil haa… nedenini açıklayayım: “haiz”, Arapça “içeren” demek. “hayati öneme haiz” deyince “hayati öneme içeren” oluyor. Doğru bir kullanım mı? Hayır. Doğrusu: “hayati önemi haiz”dir. Manası: “hayati önemi içeren”. İşte bu nedenle bu konuda sözü uzatmış bulunmaktayım.

Unutmayalım, ölüye dünyanın ilacını verseniz zerre miktarı yerinden oynatamazsınız.

O halde sadedinde olduğumuz mevzudaki özel ve resmi etkili ve yetkililerimiz türkçe’mizin ölmesini mi beklemekteler…

Allah “dil”imizi ve “din”imizi –din-i mübin-i İslam’ı- korusun, amin…

YA HAKK!... HEM HAKK’I VE HAYRI SÖYLET VE YAZDIR,
HEM DE HAKK VE HAYIRLARLA DOLU DİYARLARDA YÜZDÜR VE GEZDİR, cümlemizi; cümle mü’min ve mü’mine kardeşlerimizi,  amin!.......

Sağlıcakla kalın.

Allah’a emanet olun.

esselamıu aleyküm

cemil celepci
cemilcelepci@yahoo.com
istanbul
Logged

Cemil celepci
İstanbul

///

YA HAKK!.... HAKKI SÖYLET YA RABB!....
hanne_nur Ynt: Sizin kalemizden ../Vazgeçmek : 29 Aralık 2007, 12:04:38
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 520


Zeytinburnu İ.H.L.


Rahman ve Rahim Olan Allahın Adıyla….
Dün ofise iş bağlantımız olan bir hanımefendi geldi.Otururken bir başka bayanla konuşma geçti aralarında.Söylediği bir cümle kaldı hafsalamda,beni etkileyen bir cümle.
“Dünyevi zevklerimden vazgeçtiğimde kapanmayı düşünüyorum “dedi.Ne kadar sarsıcı bir cümle.
    Vazgeçmek.İnsan  hayatta pek çok şeyden vazgeçiyor.Ancak fanilerle ilgili olarn kısmında vazgeçmek inisiyatifini yada iradesini  kullanabilir bence.
    Peki bizden hiçbir menfaati olmayan,karşılıksız bunca nimeti bahşedene karşı vazgeçebilecek konumda mıyız?Bu soruya herkesin bir cevabı vardır.
    Benim cevabım “ben kimim ki vazgeçen olayım”olacak.
Hacmim,büyüklüğüm,gücüm nedir ki benim.
     Ben kulum.Bana emirlere uymak düşer,şükretmek,tevekkül etmek,hamd etmek.
Kendimizi ne kadar büyütüyoruz gözümüzde.Herşeye ne kadar da hakim görüyoruz.Hiç
bir şeye güç  yetiremeyen biz,zamanı ne geri ne ileri alabilecek iradeye sahip değilken ne kadar da güveniyoruz kendimize.
     Bu ne kibir Ya Rabbim.hastalığa,ölüme karşı yenilen bizler neye dayanarak Sana karşı “vazgeçme” fiilini kendimizde görebiliyoruz.
                Ben vazgeçen değilim  Rabbim,ben Sana iman edenim.Verdiğinde şükür vermediğinde kabul edenim.Ben adın anıldığında yüreği titreyenim.Ben aciz olanım  Allahım!
Logged

Sevmek Ölmekle Başlar.Muhabbet Kuşağına Girmeden,Nefsini Öldürmeden,Sen Olmadan Nasıl Başlayabilir ki İnsan Hayata...
birgaripseyyahişte Ynt: Sizin kalemizden ../Vazgeçmek : 29 Aralık 2007, 12:42:39
Ordinaryus
*******
Online Online

Mesaj Sayısı: 3391


3. İntifada Başladı


WWW
Güzel muhasebeæ
Logged

İslam Medya

http://dusuncekahvesi.wordpress.com/

http://www.flickr.com/photos/birgaripseyyahiste/
cemilcelepci Ynt: Sizin kalemizden .. : 30 Aralık 2007, 17:43:52
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 284


WWW
deli kanlının, gencin, kanı kaynayanın, ömrünün henüz baharında olanın ibadetinin Allah indinde daha makbul olması işte bu yüzden!... ezcümle, bu dünyada hayatının daha baharında iken zevklerine gem vurabilenin ve de onlara yeri ve zamanı geldiğinde helal bir şekilde ulaşanın / onlardan helalince istifade edenindir ahiretteki sonsuz mutlu hayat.

esselamu aleyküm
Logged

Cemil celepci
İstanbul

///

YA HAKK!.... HAKKI SÖYLET YA RABB!....
KedimiKimYedi Ynt: Sizin kalemizden .. : 28 Mayıs 2008, 19:45:24
Doç. Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1413


Hem ölmüş, hem katil olmuşuz...


Alıntı sahibi: KedimiKimYedi üzerinde 10 Mayıs 2007, 15:25:19
Perde(ler)

Perdeler vardır gözde ve gönülde..

Aslında açıktır onlar ama insanoğlu yaşadıkça kapar inatla.
Sonra bir vesile olur; aralanır perdeler birer birer.
Önce gözdeki perdeleri kaldırır insan; "nereye?!" der kendine, "nereye kadar?!".
İşte bu sorudur gönüldeki perdeyi de açan..
Katre katre açıldıkça perdeleri; ruh da bulur huzurunu. Açılan perdeden günışığı vurur yüzüne; "neredeymişim şimdiye dek?!" der kendi kendine ama perdenin ardından ayyuka çıkan ışığın, nurun hazzıyla çoktan geçer kendinden..
Doğruyu bulduğunu derkettikçe sımsıkı sarılır ışığın geldiği yere, nurun kaynağına..
Anbean günbegün daha da huzura erer..

Perdeler vardır gözde ve gönülde..
Acı vermez olur onlar; aralamayı, açmayı bilene..


5 Mayıs 2Bin7 - Vefa

Ve Sonrası...

Yolda idim; perdeleri fark eyledim
Perdeler açıldıkça öteyi düş eyledim
Öteye, menzile ulaşırım derken
Menzili düş eyledim..

Gafletti beni yoldan uzak, menzile ırak eden
Gafletti beni yolda iken düşüren, menzili ulaşılması güç eyleyen
Bir aşk bekledim beni yine yola düşüren
Düşmüşken kalkamadım, düştüğümü de fark etmişken
Ey aşk! Tut ellerimden, yol beni terk eylemeden..

Yolun beni çağırışından bihaberim şimdi
Rehavetim gider aşk ile belki
Ya Rab! Sen Basîr'sin
Ne olur göster, hatırlat bana
Unutturma her daim tuttuğunu ellerimi..

27 Mayıs 2Bin8 - Ortaköy
Logged

"Rabbini bilmek, seni O’nu sevmeye vardırmıyorsa, nasıl bilmek bu?! "
Sayfa: 1 ... 6 7 8 9 10 11 12 [13] 14   Yukarı git
Favorilerime EkleYazdır
« önceki sonraki »
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Şafak FM - Çağrı FM - Furkan Radyo - Lalegül FM - Kuran Dinle


Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Bu Sayfa 0.404 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu
Yükleniyor...