Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
  H *
ANASAYFA ARŞİV GİRİŞ KAYIT

imamhatip.com > İslâm > İbâdet > Sorulara Cevaplar (Moderatörler: şakiroğlu, MuH@CiR) >  Soru baslığı
Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
« önceki sonraki »
Favorilerime EkleYazdır
Gönderen Konu: Soru baslığı  (Okunma Sayısı 330 defa)
Dedektif Ynt: Soru baslığı : 06 Ekim 2008, 00:01:41
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 15



sevgili muhacir "Allah cc Kur'anı biz indirdik ve elbette onun koruyucusu biziz" ayetine mecazi anlamına yapmış olduğun acıklama mantığıma yattı
önceki mesajımdada belirttiğim gibi kuranda neden böyle mecazi anlamlar var yani "kesin" "kati" kelimelerle acıklanmıyor?
Logged

dini olarak agnostik bir insanım
gerceği öğrenmek içinde bu sitedeyim umarım gerceği öğrenmek için soracağım derinlemesine sorulara ve yorumlara bozulmazsınız
Reklam

reklam
Ynt: Soru baslığı
« Yanıtla #15 : 06 Ekim 2008, 00:01:41 »

 Logged
MuH@CiR Ynt: Soru baslığı : 06 Ekim 2008, 00:13:40
Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 361


Bu da Geçer Yâ Hû!


WWW
1.si o ayette ki açıklamanın mecazla alakası yok.mecazın tarifine uymuyor.aksine tamamen hakikat manadır.bilindiği gibi murad mana 3 yolla ifade edilir..hakikat,mecaz,kinaye.Bazı ayetlerde mecaz sanatı kullanıldığı doğrudur..hepsinin ne olduğunu bilip hangi ayette mecaz,kinaye veya hakikat kullanılmış neden kullanılmış bilmek gerekir...her ayeti kerime de kullanılan ifade şekli bir çok maslahata mebni olabilir.ki öyledir..kendinizi şartlamayın Kuranın manası açık değil diye..Allah kelamı olduğu için mahlukun kelamına benzemez az sözle çok şey ifade edilmiş veciz ifadelere sahiptir.
« Son Düzenleme: 06 Ekim 2008, 00:14:34 Gönderen: MuH@CiR » Logged

الانسان عدو ما جهل
şakiroğlu Ynt: Soru baslığı : 06 Ekim 2008, 00:24:54
Moderator
Doç. Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1266


ilgi yok! çünkü bilgi yok! kendimin cahiliyim...


kardeşim öncelikle aramıza hoşgeldin...
sonra gelelim soruna cevap verme işine...
bakalım www.ilkadimdergisi.com sitesindeki ilgili yazı bize bişeyler verebilecek mi?
özellikle renkli olan kısım sizin sorunuza ilişkindir,devamı ise muhtelif sorularımız olursa peşinen cevap olabilecek mahiyette faydalı bir yazıdır.
Rabbim hakkıyla istifade nasip eylesin Amin.


HATEMEN NEBİYYİN

Allah Teâlâ, Hz. Muhammed((S.A.V))’i peygamber olarak gönderdikten sonra peygamberlik kapısını tamamen kapatmıştır. O’ndan sonra yeni bir din ve peygamber gelmeyecektir. Kur'an-ı Kerim’de bunu şöyle haber vermiştir:

“Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Rasulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.”(Ahzab 40)

Peygamberimiz((S.A.V)) alemlere rahmet olarak göndermiştir. Getirdiği din son dindir ve kendisi de son peygamberdir. Fakat  peygamberimizden sonra peygamberlik iddia etmiş olanlar olmuştur. Onlara yalancı peygamber denilir.


Müslümanlığın esas temelinden biri de peygamberlere imandır. Mü’min-i kâmil olanların itikadı Kur'an’da beyan olunduğu üzere:

“Allah’ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayrım yapmayız.”(Bakara 285) şeklindedir.

 

GAYR-İ MÜSLİMLERİN PEYGAMBERLERE BAKIŞLARI

“Yahudiler, Üzeyir Allah’ın oğludur, dediler. Hıristiyanlar da Mesih Allah’ın oğludur, dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir.”(Tevbe 30)

“Hıristiyanlar ve yahudiler “Biz Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz” dediler. De ki: “Öyleyse günahlarınızdan dolayı size niçin azab ediyor? Doğrusu siz de O’nun yarattığı insanlardansınız.”(Maide 18)

Allah(c.c), hıristiyanların teslis akidesinin batıllığını şiddetli bir şekilde ortaya koyar:

“Andolsun ki Allah kesinlikle Meryem oğlu Mesih’tir diyenler kafir olmuşlardır.”(Maide 72)

Bugün İslam Dini’nin dışında hakiki din yoktur. Olanların bir kısmı batıl bir kısmı da tahrif edilmiş dinlerdir. Ancak bugün hıristiyan ve yahudiler dinler arası diyalog adı altında kendi inanç ve dinlerini meşrulaştırmak istiyorlar. Maalesef bunlara da din adına bazı gafillerin alet olduklarını üzülerek müşahede etmekteyiz. Gayr-i müslimlerin asıl gayesi Kur'an’da şöyle ifade buyuruluyor:

“Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır.”(Bakara 120)

 

İNSANLIK PEYGAMBERİMİZE MUHTAÇ

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz sallAllahu aleyhi ve sellemin peygamberliği umumidir, bütün insanlığadır. Diğer peygamberler böyle değildir. Onların her birisi hususi bir kavim, muayyen bir zaman için gelmişlerdir. Hazreti Muhammed sallAllahu aleyhi ve sellemin getirdiği din ve şeriat önceki şeriatları ve kitapların ahkamını neshetmiştir. Kuran’ın hükmü ise umumî ve bakîdir. Bu hususta Kuran-ı Kerim’de şöyle buyruluyor:

“Ey Muhammed! De ki, Ey insanlar, doğrusu ben Allah’ın sizler için gönderdiği peygamberiyim.” (Araf 158)

“Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Sebe 28)

“Ey Muhammed! Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya 107)

“Kim İslamiyet’ten başka bir din ararsa bilsin ki kendisinden asla kabul edilmeyecek ve o ahirette ziyan edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmran 85)

EY ÜMMET-İ MUHAMMED!

İslam dini son din olduğu gibi aynı zamanda tüm insanlığın da dinidir. Bu dinin mensupları, imanla müşerref olanlara düşen odur ki, hem kendileri İslam’ı hayatlarına uygulamalılar hem de gayr-i müslimlere örnek olmalıdırlar. Gayr-i müslimlere İslam’ın cihanşümul olan emirlerini tebliğ etmek gerekir. Bugünkü dünyanın nizamı için insanlık İslam dinine muhtaçtır. İslam dininden başka bu nitelikleri olan başka bir din yoktur. Meselâ, Tevrat’ta Yahudiliğin evrensel olduğuna dair bir kayıt mevcut değildir. Aksine Yahudiliğin tamamıyla İsrailoğullarına mahsus bir din olduğu söylenmektedir.

Müşerref olduğumuz en mükemmel ve muhkem din olan İslam dinini gayr-i müslim bilginleri ve müsteşrikleri çeşitli vesilelerle bozmaya, zayıflatmaya çalışıyorlar. Bunların yanlış yaptıkları muhakkaktır. Ne hazindir ki müminlerin arasında İslamî tahsilini tamamlamış bazı ilahiyatçılar ve benzeri zevatın İslam’ın aslına uymayan fetvalar vermekte olduklarına şahit oluyoruz. Onların gafletteki halini görünce üzülüyoruz. Kimi namazın sünnetini, kimi hadis-i şerifleri, kimi sünneti geçerek sünnetsiz İslam anlayışına taliptirler. Bunların hepsi kendilerinin şahsî görüşleridir. Dinen mezmumdur. Bu halde devam ederlerse, tevbe istiğfar etmezlerse korkarım ki, Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellemin şefaatlerinden mahrum kalacaklar. İnsan kendi kendine sormadan edemiyor, bu ünü büyük olan sözde âlimler kimler adına fetva veriyorlar.

 

HİÇBİR VELİ PEYGAMBER DERECESİNE ULAŞAMAZ

Hiçbir veli peygamber derecesine ulaşamaz. Çünkü peygamberler günah işlemekten korunmuştur. Son nefeslerinde imanın yok olma korkusundan emindirler. Vahiy ile ikram edilmişlerdir. Dine ait hükümleri tebliğ ile memurdurlar. Ehl-i sünnet ulemasına göre geçmiş ümmetlerde olduğu gibi bu ümmet arasında da Allah celle celaluhun veli kulları vardır. Ayet-i celilede,

“Haberiniz olsun ki Allah’ın veli kulları için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır. Onlar, iman edip takvaya ermiş olanlardır.” (Yunus 62, 63)

Allah’ın veli kulları Peygamberimiz sallAllahu aleyhi ve selleme sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:

“Onlar öyle kimselerdir ki görüldüğü zaman Allah hatıra gelir.”

Velayet mevhibe-i ilahidir. Kerâmet de Cenab-ı Hakk’ın bir ikramı olarak kâmil bir iman, marifet ve takva sahibi veli kullarda zuhur eder. Kerâmet, tabiat kanunları ile izah edilemeyen fizik ötesi harikulade hadiselerdir. Keramet haktır, gizlenmesi gerekir. Ehlullah nazarında esas keramet ise istikamet üzere yaşamaktır. İstikamet ilim, ahlak, ibadet, marifet ve takvada mesafe kat edip mânen yükselmek, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” (Hud, 112)” ayet-i kerimesinin muhtevasından bir hisse alabilmektir.

 

SAHABENİN ÜSTÜNLERİ

Peygamberlerden sonra dört büyük sahabiyi ve onlardan sonra da diğer sahabileri bütün müslümanlardan üstün tutmak gerekir. Şafilerin büyük âlimlerinden Ebu Mansur el Bağdadî şöyle diyor:

“Ehl-i sünnet vel cemaat alimleri, sahabenin üstünlüğü bakımından en başta Hz Ebubekir, sonra Hz. Ömer, sonra Hz. Osman, sonra Hz. Ali, sonra aşere-i mübeşşerenin diğerleri, sonra Bedir savaşına iştirak edenler, sonra Uhud savaşına iştirak edenler, sonra Hudeybiye’de beyat-ı Rıdvan’da bulunanlar olduğunda ittifak etmiştir.”

Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem sahabe hakkında şöyle buyuruyor:

“Ashabımdan bahsedildiği zaman dilinizi tutun. Benim ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız doğru yolu bulursunuz.” (Feyzü’l Kadir).

Ayet-i kerimede ise,

“(İslam dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara içlerinde ebedî kalacakları zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu, büyük kurtuluştur.”

Ayet-i kerimede bizlerin sahabeye ihsan ve taatle ittiba etmesi istenmektedir. Sahabeyi kiram hakkında layık olmadıkları söz ve değerlendirmelerde bulunmak talihsizliktir. Hatta ileri derecede, sahabeye dil uzatmak fevkalade yanlıştır. Korkarım bu yanlışlıklar mahşerde tartılınca sahibini cehenneme sürükler. Cehennem ateşi pek şiddetlidir.

Doğru yol ise Allah ve Rasulünün sevdiklerini sevmek, Kuran ve sünnete tabi olmak, sırat-ı müstakimden ayrılmamaktır. Tavsiyemiz odur ki yanlıştan dönmek erdemliliktir. Allah her şeyi en güzel şekilde yaratmış ve insana akıl nimeti vermiştir. Ve hassaten insanı mükerrem olarak yaratmıştır. Bu hali muhafaza etmek akl-ı selim sahiplerinin işidir. İnsanın değeri, iman, amel, takva iledir.   

Allahım Ümmet-i Muhammed’i Kur’an’a mahkum et! Amin
Logged

{Memleket}
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
Favorilerime EkleYazdır
« önceki sonraki »
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Şafak FM - Çağrı FM - Furkan Radyo - Lalegül FM - Kuran Dinle


Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Bu Sayfa 0.577 Saniyede 24 Sorgu ile Oluşturuldu
Yükleniyor...