Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
  H *
ANASAYFA ARŞİV GİRİŞ KAYIT

imamhatip.com > İslâm > Hadis-Sünnet (Moderatörler: şakiroğlu, pozitif, MuH@CiR) > Sünnet ve Hadis Anlayışı
Sayfa: [1]   Aşağı git
« önceki sonraki »
Favorilerime EkleYazdır
Gönderen Konu: Sünnet ve Hadis Anlayışı  (Okunma Sayısı 800 defa)
pozitif Sünnet ve Hadis Anlayışı : 28 Şubat 2008, 20:46:43
Moderator
Prof. Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1907


bir başına ...


WWW
 / Hangi İslam, Erhan Aktaş
Sahih bir sünnet ve hadis anlayışını ortaya koyan ikna edici bir yazı.

Bilinen genel ve klasik tanıma göre sünnet: Peygamber (sav)'in söz, fiil ve takrirlerinin bütününü ifade eden terimdir. Sözcük olarak da: Alışılmış yol, tutulan yol, izlenen örnek, adet gibi anlamlara gelmektedir.

Bu genel çerçevenin içinde Peygamberin Kur'an'ı pratize etme şekline 'sünnet', söyledikleri sözlere de 'hadis' diye tanımlama yapabiliriz.

Yukarıdaki tanımların geçerli ve doğru olduğunu kabullenirsek, o zaman sünneti de hadisi de yok saymak, inkar veya reddetmek demek Peygamberi devre dışı bırakmak demektir. Ki bu da dinin bir kısmını yok saymayla eş değer bir cürümdür. Zira, Peygamberin fonksiyonel gerçekliği Kuranla sabittir. Kur'an varsa Peygamber de vardır;Peygamber varsa yaptıkları ve söyledikleri de vardır. Bu bir hakikattir.

Sünnet ve hadis konusu 1400 yıldır Müslümanlarcaüzerinde en çok tartışılan ve konuşulan bir konudur. Ne yazık ki yapılan bütün çalışmalar, konunun açıklığa çıkmasına bir katkı sağlamamış, daha da tartışılır hale getirmiştir. Herkes kendi yanındakini doğru, diğerlerininkini yanlış ve islam dışı olarak nitelemektedir. Aslında bu fazla yadırganacak bir şey de değildir.

Çünkü kaynak olarak sıralamada birinci, fakat başvuruda sıralamaya bile alınmayan Kur'an, doğru anlaşılmadıkça ve sıralamada olduğu gibi kaynak alınmada da birinci sıraya konulmadıkça doğru bir sonuç elde etmek mümkün olamaz. Ne zaman ki Kur'an ölçü olarak alınır; doğru ve yanlış ona göre belirlenmeye başlanırsa, ancak o zaman sünnet ve hadis de gerçek anlamını bulur ve dindeki gerçek işlevine kavuşur.

Sünnet ve hadis, İslam'ın ilk yıllarımanlar Kur'an'm öngördüğü bir bakış açısına kavuşmuşlardır.

İsminden başka İslam'la hiçbir ilgisi olmayan, 'sözde İslami olan' anlayış ve düşünce sahipleri Mekkeli Müşriklerin benzeri bir tutumla, yeniden Kur'an'a dönen Müslümanları suçlamakta ve 'İslam adına' gerçek İslam'a ve taraftarlarına çok çirkin iftiralarda bulunmaktadırlar.

Öyle anlaşılıyor ki, Sünnet ve Hadis konusu doğru anlaşılmadıkça, İslami anlayışın Kur'an'la bütünleşmesi mümkün olamayacaktır. Ve 'Kur'an İslamı' ile 'sünnet ve hadis adına uydurulmuş İslam' olmak üzere, birbirinden farklı iki ayrı İslam varlığını sürdürmeye devam edecektir.

Sünnet ve hadisi Kur'an açısından tanımlayıp gerçek anlamlarına göre değerlendirmeden "sahih bir inanca" sahip olmak mümkün değildir.Yapılan bu değerlendirmeden ve tespitlerden sonra sünnet ve hadisi Kur'an'i açıdan tanımlamaya çalışalım:
Sünnet:

Sünnet, Peygamber(sav)'in insan olma sıfatıyla şahsına ait yaptıkları şeyler değil; peygamber olarak, Allah'ın hükümlerini, yani Kur'an'ı pratize etmesi ile din adına yaptığı, uyguladığı ve yaşanarak bize ulaşan hal ve hareketlerdir. Peygamberin kişisel olarak yaptığı şeyler bu tanımın kapsamı dışındadır.

Peygamber, Allah'ın hükümlerini pratiğe geçirmede bizim için örneklik teşkil etmektedir. Ve Peygamber, 'elçi Muhammed' olarak yaptıkları ile bizim için bağlayıcıdır, 'insan Muhammed' olarak yaptıklarını yapmak gibi bir sorumlulu­ğumuz yoktur. Sünneti Kur'an'ın pratize edilmesi olarak görüyor ve bu pratiğin de yaşanarak bize ulaştığını kabul ediyoruz. Bu anlamı ile hadis de sünnetin kapsamı dışındadır.

Sünnetin tanımını şimdiye kadar yapılan tanımlardan ayırıyor ve İslami anlayışımıza uygun olarak sünnete: 'Peygamberin Kur'an hükümleri ve bu hükümler çerçevesinde dine dair kuralların uygulanış biçimidir' diyoruz. Yani, hükmü Allah'a ait olup ta uygulaması da Peygamberce yapılandavranışa sünnet diyoruz. Namazın rekat sayısı ve kılınma biçiminde olduğu gibi.

Bu yönü ile Peygamber ve sünneti bizim için brtaya koymaktadır.

İşin diğer bir boyutu da, sahih diye kitaplarda yer etmiş hadislere baktığımızda bir çoğunun Kur'an'a açıkça ters olduğu görülmektedir. Peygamberin Kur'an'a ters bir şey söylemesinin mümkün olmadığı gerçeği göz önünde bulundurulursa, bu kitaplarda yer etmiş bir çok hadisin de uydurma oldukları rahatlıkla söylenilebilir.

Hadisleri değerlendirirken şu gerçeği göz önünde bulundurmada yarar var. Hadisleri 'gerçeğe yakınlığına' göre üç bölüme ayırmak gerekir:
1-     Sahabenin   kendisinin de   Peygamberle   birlikte yaptıkları şeylere ait rivayetler.

2-    Yapıldığına tanık olunan bir hareketin rivayet edilmesi.

3-   Herhangi bir şey ile ilgili Peygamberden duyulan veya duyanlardan aktarılan sözler.

Bir kimse, yaptığı bir hareketi bir başkasına aktarırken daha az yanılır. Bu gerçekten yola çıkarak diyoruz ki-Peygamberle birlikte yaptığı bir işi başkasına aktarmada dahaaz yanılma olduğundan, bir hareketi anlatan hadis, sadece duyduğunu aktaran hadis gibi değildir. Keza, insan gördüğü bir şeyi de, duyduğu şeyden daha az yanılma payı ile ifadeeder. O bakımdan hadis, yapılan veya görülen bir işi aktarıyorsa, bu hadis, sadece duyulan bir sözün rivayeti olan hadisten doğruluğu açısından daha güçlüdür.

Şu da bir gerçektir ki hiçbir hadisin Peygamber(sav)'e ait olduğu konusunda kesinlik yoktur. Bütün sözler rivayete dayanmaktadır.   Rivayete   dayanan   bir şeyde   de zann(sanı) vardır. Bu bakımdan gerek sünnet ve gerek hadis inançta (itikad'da)   esas   alınmaz.   Amelde ise yukarıda tanımlanan biçimiyle sünnet bağlayıcı özelliğe sahiptir. Hadis ise,   yöntem olarak   herhangi   bir   konuda    bilgi   olarak   değerlendirme amacıyla kendisine gidilmesi gereken bir kaynaktır.

Zira iman etmek, kuşkusuz olmayı; yüzde yüz emin olmayı gerektirir. Bu eminlik özelliğine ise yalnızca Kur'an sahiptir. Çünkü, Kur'an Allah tarafından   korunmuştur.   Hadis   ise, ne Kur'an gibi korunmuş, ne de Peygamberimiz zamanında kayda geçiril­miştir.   Peygaaşıyanlar veya uymayanlar atılmalıdır.

Tarihle tespit edilerek bize ulaşan peygamberin tercihleri, tavırları ve kararları; düşünce ve davranışlarımızı kaynak ve referans olarak şekil verir. Söz gelişi, müşriklerle bir sözleşme yapacaksak ve bunun da daha önce peygamberce bir uygulaması varsa; Peygamberce yapılmış bu uygulama bizim için örneklik teşkil eder. Bu boyutu ile peygamberin Kur'an'ın kapsamı dışındaki uygulamaları da mü'minleri bağlayıcı bir esastır.
Quelle:   Hangi İslam, Erhan Aktaş.
« Son Düzenleme: 31 Ağustos 2008, 19:03:39 Gönderen: FaRooQ » Logged

dipsiz bir kuyuya
taş atıyormuşum gibi geliyor bana;
taş derinlerde kayboluyor ve sonunda hedefine
vardığını bildiren bir yankı da gelmiyor kuyudan…(M.Esed)
Reklam

reklam
Sünnet ve Hadis Anlayışı
« : 28 Şubat 2008, 20:46:43 »

 Logged
Ahrar Ynt: Sünnet ve Hadis Anlayışı / Hangi İslam, Erhan Aktaş : 29 Şubat 2008, 11:14:45
Prof. Üye
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2298


xweser/azadi/ahrar/hürler


WWW
Alıntı sahibi: niyazi karaçay
Sünnetin tanımını şimdiye kadar yapılan tanımlardan ayırıyor ve İslami anlayışımıza uygun olarak sünnete: 'Peygamberin Kur'an hükümleri ve bu hükümler çerçevesinde dine dair kuralların uygulanış biçimidir' diyoruz. Yani, hükmü Allah'a ait olup ta uygulaması da Peygamberce yapılandavranışa sünnet diyoruz. Namazın rekat sayısı ve kılınma biçiminde olduğu gibi.

Alıntı sahibi: niyazi karaçay
Hadis: Pratiği olmayan ve yaşama geçirilmemiş, rivayet olarak bize intikal etmiş "Peygamber(sav)'in söylediği söylenen sözlerdir." Söz (hadis), sünnet gibi değildir. Zira söz, bir konu ile ilgili bir kez söylenmiştir. Sünnet ise sürekli ve defalarca tekrar edilerek(yaşanarak) bize kesin bir bilgi(mütevatir) olarak ulaşmış ve sabitleşmiştir. Söylenen sözü dinleyen veya duyan, onu bir başkasına aktarırken sözün orijinalini değil, sözden ne anlamışsa, aklında ne kalmışsa, onu aktarır. Çünkü, insanın yaradılışı gereği bir şeyi olduğu gibi (tamamıyla) aklına yerleştirmesi ve bir başkasına da orijinal biçimi ile aktarması mümkün değildir. Kişi, ancak kendisine söylenenden veya duyduğundan ne anlamışsa onu aktarır.

Onun için "hadisleri, Peygamberin sözleri olarak değil, peygamberin söylediği söylenen sözler" olarak tanımlamak gerekmektedir.

Sünnet ve hadis tanımının bu kadar net ve anlaşılır olmasına memnun oldum..
Aklımızda olan bir çok şüpheyi giderici bir yazı paylaştığın için Allah razı olsun..
Araştıran sorgulayan her insanın/müslümanın istifade etmesi dileğimle...

Çok gerekli ve dengeli bir yazı olduğu için sabitliyorum kendisini Göz kırpan
vesselam...
Logged

Taklidi bir iman der ki: İnanıyorum.. Ama emin değilim.
Tahkiki bir iman da der ki: Eminim.. İşte delilim!
kerimoğlu Ynt: Sünnet ve Hadis Anlayışı : 28 Ağustos 2008, 16:08:04
Uzman Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 362


KARDEŞLER,
Yukarıya asılan ve Erhan Aktaş adındaki vatandaşa ait olan yazı zorlama ile kelimelere dökülmüş bir yazıdır.
Herkes şunu çok iyi bilsin ve bilmeldir ki ;

Allah-u Tealâ Kuran-ı Kerimi de , Sünnet-i Seniyyeyi de, bu İslâm Dinin de , Peygamberlerine de, evliyalarını da hep korumuştur ve korumaktadır. Nasıl mı ? işte izahı :

Sünnetin Korunmuşluğu
Allah Teala Kur'an-ı Kerîm'de, kafirler istemeseler de nûrunu tamamlayacağını açıklamaktadır. (Saf: Karizmatik. "Allah'ın nûru", kulları için seçtiği, onları kendisinden sorumlu tuttuğu ve Resulü'ne vahyettiği şeriatıdır. Bu hem Kur'an'ı hem de Sünnet'i içine alır.
Allah Teala "Gerçekten Zikr'i biz indirdik; onun koruyucusu da elbette biziz" Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de: “Gerçekten Zikr’i biz indirdik; onun koruyucusu da elbette biziz.”(el-Hicr, 15/9.) buyurmuştur. Bu ayette geçen zikri, Kitap ve Sünnet olarak anlamak mümkündür. Zikir kelimesi Kur'an ile tefsir edilecek olursa, bu takdirde ayetteki hasr ifadesinden, Kur'an'ın dışında hiçbir şeyin korunmayacağı, koruma hükmünün sadece Kur'an'ı içine aldığı anlamı çıkmaz. Çünkü Allah Teala, Kur'an'da Kur'an dışında başka şeyleri de mesela, Resülullah'ı insanların vereceği zararlardan koruyacağını bildirmiş ve korumuştur. Yine arşı, gökleri ve yeri kıyamete kadar yok olmaktan koruyacaktır. Sonra ayetteki "lehü" kelimesinin öne alınmış olması, hasr için değil, ayet sonlarındaki uyuma riayet içindir.
Kur'an'ın korunması, sünnetin korunmasını da içine alır. Çünkü Sünnet, Kur'an'ın açıklayıcısı, güvenilir bekçisidir; keyfi yorumlara tabi tutulmasını önler. O halde sünnetin korunması, Kur'an'ın korunması için gerekli önlemlerden biridir. Bu sebeple de Kur'an'ın korunması, sünnetin de korunması demektir.
Sünnetin korunması ümmete, ümmetin alimlerine havale edilmiş gözükmektedir. Yani sadece Kur'an ile sünnetin korunma şekillerinde farklılık vardır. Bu da İslam bilginlerinin hadis ilimlerinin bütün branşlarında gerçekleştirdikleri her türlü takdirin üstünde değer arzeden ilmî mesailer ile gözler önüne serilmiş bir gerçektir.
Sünnetin tamamı ümmet tarafından korunmuştur. Tek tek fertler ele alındığı zaman, elbette onların bütün sünneti ihata edemedikleri görülürse de, ümmetin bütünü ele alındığı zaman sünnetten hiçbir şeyin kayıp olmadığı anlaşılacaktır. Tıpkı herhangi bir dili, bir dil aliminin bütünüyle bilmesi mümkün olmasa bile, o dili konuşan milletin o dilin bütün kelimelerini bilmesinin pek normal olduğu gibi. Hatta İmam Malik'e, devrin halifesi, Muvatta’ yegane hadis kitabı olarak ilan etme teklifini iletince, büyük imam "Bizim muttali olmadığımıza başkaları muttalî olmuş olabilir" diyerek karşı çıkmış, sünneti, ümmetin bütünü çerçevesinde düşünmek gerektiğini hatırlatmıştır. Yani fert olarak bilgileri sınırlı da olsa alimlerin tümü, sünnetin tümünü ihata etmişlerdir. Bu da sünnetin korunmuşluğunu gösterir.
Logged

Mezhepsizlik Dinsizliğe Köprüdür.

    Zahid-el Kevseri.
TURKUAZ Ynt: Sünnet ve Hadis Anlayışı : 11 Ekim 2008, 23:05:09
Ordinaryus
*******
Online Online

Mesaj Sayısı: 3436


lades gibi aklımdasın...


silah zoruylamı yazılmış kerimoğlu Gülümseme
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Favorilerime EkleYazdır
« önceki sonraki »
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Şafak FM - Çağrı FM - Furkan Radyo - Lalegül FM - Kuran Dinle


Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Bu Sayfa 0.207 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu
Yükleniyor...