Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
  H *
ANASAYFA ARŞİV GİRİŞ KAYIT

imamhatip.com > İslâm > Kur'ân-ı Kerîm > Tefsîr (Moderatörler: şakiroğlu, sultan likos han) > Tevbe Sûresi hakkında..
Sayfa: [1]   Aşağı git
« önceki sonraki »
Favorilerime EkleYazdır
Gönderen Konu: Tevbe Sûresi hakkında..  (Okunma Sayısı 708 defa)
maesselame Tevbe Sûresi hakkında.. : 21 Ağustos 2006, 00:06:24
Prof. Üye
******
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1642


Ya mukallibel kulub, sebbit kalbi ala dinik


WWW
Bu Sûrenin İsimleri:

Bu sûrenin isimleri hakkında Said b. Cübeyr dedi ki: îbn Abbas (r.a)'a Be-rae Sûresi'ne dair soru sordum, şöyle dedi: O, el-Fâdiha (iç yüzleri açıklayıp rezîl eden) dır. (Rezil etmedik) kimse bırakmayacak diye korkuya kapılaca­ğımız derecede: "Onlardan,., onlardan..." diye buyruklar inip durdu.

el-Kuşeyrî Ebu Nasr Abdurrahim der ki: Bu sûre Tebuk gazvesi hakkın­da ve bu gazveden sonra inmiştir. Onun baş tarafında kâfirlerin ahidleri on­lara geri atılmaktadır (bozulmaktadır). Yine bu sûrede münafıkların sırlan açığa çıkartılmaktadır. O bakımdan bu sûre el-Fâdiha ve el-Buhûs diye adlan­dırılır. Çünkü bu, münafıkların sırlarını ve gizliliklerini açığa çıkarmaktadır. Ayrıca bu sûre el-Müba'sıre diye de adlandırılır. Ba'sere ise araştırmak, or­taya çıkarmak anlamına gelir.[3]

2. Bu Sürenin Baş Tarafında Besmelenin Bulunmayış Sebebi:

İlim adamları, bu sûrenin baş tarafında besmelenin bulunmayış sebebi hu­susunda beş ayrı görüş ileri sürmüşlerdir:

1- Araplar cahiliyye döneminde, eğer kendileriyle bir kavim arasında bir antlaşma bulunup da onlar bu antlaşmayı bozmak İstediklerinde kavme, bes­mele yazmaksızın bir mektup yazımlan adetleri idi. İşte et-Tevbe Sûresi de Peygamber (sav) İİe müşrikler arasındaki antlaşmayı bozmak üzere nazil olun­ca, Peygamber (sav) bu sûreyi Ali b. Ebİ Talib (r.a) ile birlikte gönderdi. O da bu sûreyi hac mevsiminde Araplara okudu. Arapların ahdî bozarken besmele okumamak şeklindeki uygulanagelen adetlerine uygun olarak o da besmele okumadı.

2- Nesaî rivayetle der ki: Bize Alımed anlattı dedi ki, bize Muhammed b. el-Müsenna, Yahya b. Said'den anlattı, Yahya dedi ki: Bize Avf anlattı dedi ki: Bize Yezid el-Rukaşi[4] anlattı dedi ki: Bize İbn Abbas dedi ki: Ben, Osman'a şöyle dedim: el-Enfal Sûresi Mesânî'den Berae (Tevbe) Sûresi de Mi-ûndan olduğu halde onları arka arkaya yazmaya; Bismiliahirrahmanirrahim satırını da yazmayarak bu sûreyi yedi uzun sure.(es-Sebu't-Tivâl) arasına yaz­maya sizi iten sebep nedir? Osman dedi ki: Rasûlullah (sav)'a bırşey nazil ol­du mu, nezdinde bulunan yazıcılardan birisini çağınr ve: "Siz bunu şu şu hu­susun sözkonusu edildiği sûreye koyunuz" diye buyururdu. Ona, birden çok âyet-i kerime nazil de olur ve yine: "Bu âyetleri içinde şu şu hususların söz­konusu edildiği sûreye koyun" derdi. el-Enfal Sûresi de (Medine'de hicret­ten sonraj ilk nazil olanlardandı. Berae (et-Tevbe) ise Kur'anın son nazil olan sûrelerindendir. Bunun sözkonusu ettiği hususlar, öbürünün sözkonusu et­tiği hususian andırıyordu. Rasûlullah (sav) ise bize, onun Ötekinden olduğu­nu açıklamaksızın vefat etti. Ben de onun (Tevbe'nin) ondan (el-Enfal'den.) olduğunu zannettim. İşte bundan dolayı her iki sureyi yan yana getirdim ve aralarına Bismillahirrahmanirrahinı satırını yazmadım. Bu hadisi, Ebu İsa et-Tirmizî de rivayet etmiş olup: Bu hasen bir hadistir, demiştir.[5]

3- Üçüncü görüş, yine Osman (r.a)'dan rivayet edilmiştir. Malik de, İbn Ve-hb, İbnü'l-Kasım ve İbn Abdi'l Hakem'in rivayetine göre şöyle demiştir: Bu sûrenin baş tarafları (vahiyle) kaldırılınca, Bismillahirrahmanirrahim de on­larla birlikte kaldırıldı. Bu görüş, ayrıca İbn Aclân'dan rivayet edilmiştir. Ona göre Tevbe Sûresi, Bakara Sûresi kadar veya ona yakındı. Onun bir bölümü gittiğinden dolayı, her iki sûre arasına Bismiliahirrahmanirrahim yazılmadı. Said b. Cübeyr de der ki: Tevbe Sûresi, Bakara Sûresi gibi idi.

4- Hârice, Ebu İsmet ve başkalarının görüşü olup şöyle demişlerdir: Hz. Osman'ın halifeliği döneminde mushafı yazdıklarında Rasûlullah (sav)'ın as­habı arasında görüş ayrılığı ortaya çıktı. Kimileri, Berae ve Enfal tek bir sûredir derken, kimileri bunlar iki ayrı sûredir dedi. Bunlar iki ayrı sûredir, di­yenlerin görüşü dolayısıyla iki sure arasında bir boşluk bırakıldı ve bunlar tek bir sûredir diyenlerin görüşü dolayısıyla da Bismiltahirrahmanirrahİm ya­zılmadı. Böylelikle her iki kesim de buna razı oldu ve her iki kesimin de mus-hafta delilleri tesbit edilmiş oldu.

5- Abdullah b. Abbas dedi ki: Ali b. Ebi Talib'e: Niçin Tevbe Sûresi'nde Bismillahirrahmanirrahim yazılmadı diye sordum, şu cevabı verdi: Çünkü, Bis-millahiırahmanirrahim bir emandır. Tevbe ise kılıç (savaş emri) ile nazil ol­muştur. Onda eman diye birşey yoktur. Bu manada bir açıklama el-Müber-red'den rivayet edilmiştir. O da şöyle der: Bundan dolayı ikisi bir arada ol­maz, Çünkü "Bismillahirrahmanirrahim" bir rahmettir. Tevbe Sûresi ise gazab olarak nazil olmuştur. Süfyan'dan da benzeri bir görüş rivayet edilmiştir. Süf-yan b. Uyeyne der ki: Bu sûrenin baş tarafına Bismiüahirrahmanirrahim'in yazılmayış sebebi, besmelenin rahmet oluşundan dolayıdır. Rahmet ise bir eman­dır. Bu sûre ise münafıklar hakkında ve kılıç ile inmiştir. Münafıkların ise emanı yoktur.

Besmelenin yazılmaytş sebebi hususunda sahih olan Hz. Cebrail'in bu sû­re ile birlikte besmeleyi indirmemiş olmasıdır. Bunu da el-Kuşeyrî söylemiş­tir. Hz. Osman'ın, "Rasûlullahı (sav) bize, bunun ondan olduğunu beyan et­meden vefat etti" sözleri ise, bütün sûrelerin Hz. Peygamberin sözleri ve açık­lamaları île düzenlenmiş olduğunu, sadece Berae (Tevbe) Sûresi'nin ise, Pey­gamber (sav)'ın bu husustaki açık buyruğu olmaksızın Enfal'e katıldığını gös­termektedir. Buna sebep ise bu hususu açıklayamadan vefat etmesidir. Ay­rıca bu İki sûre, iki yakın arkadaş diye adlandırılırdı. O bakımdan, bu iki sû­renin bir arada zikredilmeleri ve birinin diğerinden sonra gelmesi icabetmektedir. Çünkü, Rasûlullalı (sav) daha ayakta İken bu iki sûre bir arada ve bir­birinden ayrılmamak niteliğine sahipti.[6]


Kaynaklar :

[3] İmam Kurtubi, el-Camiu li- Ahkami’l-Kur’an, 8/117.

[4] Bu râvî'nin Yezîd er-Rukaşî değil de Yezîd d-Fârisî olması gerekliğine dair Tirmizi, Tef­sir 9. sûre 1. başlığın sonunda gerekli açıklamaları yapmış bulunmaktadır

[5] Tirmizî, Tefsir 9. sûre 1.

[6] İmam Kurtubi, el-Camiu li- Ahkami’l-Kur’an, 8/117-119.
« Son Düzenleme: 29 Aralık 2006, 14:09:40 Gönderen: sultan likos han » Logged



Şatıbi Rahimehullahın da dediği gibi : Sünnet bize göre farzdır...
Reklam

reklam
Tevbe Sûresi hakkında..
« : 21 Ağustos 2006, 00:06:24 »

 Logged
TURKUAZ Ynt: Tevbe Sûresi hakkında.. : 18 Eylül 2008, 16:42:35
Ordinaryus
*******
Online Online

Mesaj Sayısı: 3439


lades gibi aklımdasın...


3ncü ayette geçen umre senenin bütün günlerinde yapılabildiği halde bakaranın da beyanıyla hac belli günlerde yapılmaktadır ve o gün arafadır diyor rasulullah efendimiz buna göre günümüzde sünneti diskalifiye ederek kendi aklını  mantığını din kabul eden kimi garip insanların  demeye çalıştıkları gibi artık arafa günü olan zilhiccenin dokuzuncu gününün dışında bir günde arafata çıkıp hac yapabilirim demeye hiç bir müslümanın hakkı ve selahiyeti yoktur Göz kırpan
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Favorilerime EkleYazdır
« önceki sonraki »
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Şafak FM - Çağrı FM - Furkan Radyo - Lalegül FM - Kuran Dinle


Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Bu Sayfa 0.159 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu
Yükleniyor...